12 Rakamının Akla Getirdiği Sorular: Neden bütün dinlerde 12 rakamı var ? – Ali Aksoy


Elbette kimileri; “Yahu ben 12 rakamını görünce ya da düşününce hiç bir soru aklıma gelmiyor” diyecektir. Bu soru ancak, dinler ve sembolizm veya bir diğer deyişle, dinlerdeki sembolizm üzerine düşünen insanların kafasına takılır.

O halde, bu soruları sormaya başlayalım:

Neden bir yılda 12 ay vardır ?

Neden, bir gün 12 şer saatlik iki zaman dilimine ayırılır ?

Neden bütün dinlerde 12 Tanrı, 12 oğul, 12 kardeş, 12 ova, 12 havari, 12 pınar, 12 imam gibi ısrarla 12 rakamına endekslenmiş bir sembolizm vardır ?

12 Rakamının gizemi nedir ?

12 rakamı geçmişte çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. Bunlar üzerine araştırma yaptığımızda en yaygın kullanımını 12 hayvanlı takvim olan zodyak içinde görürüz. 12 bölmeli Zodyak takvimi aslında güneşin 12 takımyıldız içinden gökyüzünde süzülüşünü anlatır.

Takvimin olmadığı, yazının bilinmediği, insan kültürünün bugün bildiğimiz evrelerine ulaşmadığı çok eski zamanlarda insanlar mevsimleri takip etmek için, avcı toplayıcı düzenden tarım toplumuna geçiş aşamasında gökyüzüne bakıp Güneş’in hareketlerine göre ne yapacaklarına karar veriyorlardı. Konunun içeriğinden de anlaşılacağı gibi mesele sadece mevsimleri bilmek değil hayatta kalmak için zorunlu bir bilgi idi.

Dünyanın çok farklı yerlerinde, dünyanın çok farklı coğrafyalarında bütün insanlar aynı gökyüzüne bakarak hayatta kalmak için mevsimleri ve güneşin hareketlerini anlamaya çalıştılar.

Kendilerini soğuktan korumak için kürk ve post gibi kalkanlara sahip olmayan, neredeyse çıplak vaziyette bulunan insanoğlu yaz ve kış arasındaki sıcaklık farkından korunmaya ve hayatını sürdürmeye çalışıyordu.

Özellikle tarım yapmak için dikeceğiniz bitkinin, ekeceğiniz tohumun hangi mevsimde ne aşamada olacağını bilmeniz, hangi mevsimde ekilip dikileceğini, hangi mevsimde ürün vereceğini ve hangi mevsimde hasat edileceğini bilmeniz, tespit etmeniz gerekir.

Bu yaşamsal varoluş sürecinde güneşin hareketlerini izlemek mecburi idi. Güneşin doğmasından hemen önce gökyüzünde bulunan bazı yıldızların benzer konumlarda olduklarını fark ettiler. Bu bazı yıldızları daha sonra takım yıldızı olarak isimlendireceğimiz bölümlere ayırdılar.

Bu takım yıldızların birbiriyle olan ilişkisini kolaylaştırmak ve diğerlerinin de benzer şekilde anlamalarını sağlamak için takımyıldız noktalarını birleştirip bunları bazı figürlerle ifade etmeye çalıştılar.

Takımyıldızların belirli figürlerle ifade edilmiş olması da yetmedi. Bunların daha akılda kalıcı olmasını sağlamak için insanlar bu fikirler ile ilgili birtakım hikayeler yazdılar, birtakım öyküler anlattılar.

Tüm bunların amacı farklı kişilerin aynı gökyüzüne baktıklarında, gün doğumundan önce gökyüzünde hangi takımyıldızların olduğunu anlamalarını sağlamaktı.

Çünkü güneş uzun devreler boyunca belirli mevsimlerde belirli zamanlarda aynı takım yıldızlarının olduğu yerlerden doğuyordu. Eğer insanlar takım yıldızlarını tanımlayabilir ve güneş doğmadan evvel gökyüzünde görülen takım yıldızları düzenli olarak bir şema, bir mantık içerisinde sıralayabilirlerse mevsimleri de mevsimlerin değişimlerini de bilebileceklerini keşfettiler.

Böylece, uzun dönemler boyu süren gözlem ve öykü aktarımları ile, yazın, kışın, sonbaharda ve ilkbaharda güneşin hangi takımyıldızların olduğu bölgelerden geçtiğini tespit edebildiler.

Bu takım yıldızlar birbiriyle eş sürelere sahip olmamakla birlikte 12 temel gruba ayrıldı. Bu 12 temel grubun her biri bir ayı temsil etti. Yani 12 rakamı, rastgele bir tercih değil, güneşin izlediği rota ve bunun üzerinde görünen takımyıldızların sayısı ile ilgili bir rakamdı. Hatta bazı kültürlerde 12 yerine 13 takım yıldızın sayıldığı da görülmüştür. Fakat en kabul gören ve en çok kullanılan sistem 12 takım yıldız üzerine kuruludur.

Daha sonra insanlar gündüzlerin ve gecelerin sürelerini saymaya, hesaplamaya çalıştılar. Bu çabanın sonucunda 4 adet gün dönümü belirlendi.

21 Mart ve 21 Eylül iki kritik zaman dilimi oldu. Bu iki zaman diliminde gündüz ve gece süreleri birbirinin aynısıydı idi. Bunların dışında 21 Haziran ve 21 Aralık yine iki kritik zaman dili miydi. 21 Haziran’da en uzun gündüz, en kısa gece; 21 Aralık’ta ise en kısa gündüz ve en uzun gece yaşanmaktaydı. 21 Mart eşiği gece ve gündüzün eşit sürelerde olduğu bir aşamadan gündüzlerin daha uzun olduğu ve 21 Haziran’a kadar sürecek daha sıcak günleri, daha uzun günleri müjdeleyen bir sembol oldu.

Güneş 21 Haziran’da sergilediği en uzun gündüz rekorunu, geceye karşı zaferini kutladıktan sonra bir zaafa düşüyor ve 21 Eylül’e kadar uzun gündüzler kısalarak, havanın soğuması ile birlikte nihayet 21 Eylül’de gündüz ve gece yine eşit bir süreye iniyordu. 21 Eylül bir karar zamanıydı. Çünkü bu tarihten sonra gündüzler artık gecelerden daha kısa sürecek ve mevsim koşulları sertleşecek kış aylarına giriş yapılacaktır.

İnsanlar için 21 Eylül’den 21 Aralık tarihine kadar geçen süre adeta bir cehennem gibi tasvir edilecekti. Cehennem tasviri sıcaklıktan değil, zorluktan kinaye ile ortaya konmuştur. Bu yaşanacak zorluklar, yani bu cehennem 21 Eylül’de başlayacak 21 Aralık’ta en şiddetli ve en derin konumuna ulaşacak, nihayet 21 Mart’ta son bulacaktı.

İnsanların en eski dillerindeki bütün öykülerde ana kahramanlar genellikle bu gün dönümlerinde yani 21 Mart, 21 Haziran, 21 Eylül ve 21 Aralıkta bulunur. Fakat bütün bu gündönümleri içerisinde ağırlıklı olarak en çok işlenen ve özellikle Sami dinlerinde ağırlıklı olarak ele alınan gündönümü 21 Aralık’tır. Çünkü insanlar için, en hayati olan, en zor koşulların gerçekleştiği zaman dilimi 21 Aralık’tır.

21 Aralık’ta geceler en uzun gündüzler en kısadır. En soğuk mevsim bu gün dönümünde yaşanır. Zodyak haritasında 21 Aralık noktasını en güney, 21 Haziran noktasını en kuzey, 21 Mart noktasını sol uç, 21 Eylül noktasını da sağ uç ol olacak şekilde dizayn ettiğinizde, 21 Mart ile 21 Eylül arasına çekeceğiniz yatay çizgi cennet ve cehennemi, iyi ve kötüyü, aydınlık ve karanlığı, sıcak ve soğuğu bölen, ayıran en büyük dualizm çizgisidir

Bu en temel Zodyak öğretisi çeşitli hikayelerle gün dönümlerini, mevsimleri ayları anlattı ve nesiller boyunca hayatta kalmak için en değerli bilgi olarak gelecek nesillere taşındı. Bu o kadar değerli bir bilgi idi ki belki de bütün dinlerde bu sebeple en temel veri olarak işlendi.

İşte bütün dinlerdeki 12 rakamının gerçek anlamı, gerçek varlık sebebi budur. Bu konularda yazmaya devam edeceğim.

Ali Aksoy – 22 Ağustos 2020


Ali Aksoy Kimdir ?

Ali Aksoy Patreon Sayfası



Değerli dostlar, Daha hızlı bir şekilde eser üretebilmek için, bir Patreon sayfası açtım. Destek almadan ol(a)mayacak bu iş... Bestelerim, şiirlerim, yazılarım, nerede neyi yapıyorum, hangi eser üzerinde çalışıyorum, yazdıklarımın arka planı, hikayesi, Grup Orhun'da yapıp ettiklerimiz, konser kayıtları, sahne arkası, stüdyo içi, bireysel çalıp söylemeler, sorular ve cevaplar ve sair bundan sonrasına dair her ne var ise paylaşımlarımın çoğunu burada yapacağım. Beklerim efendim... (Ali Aksoy)

https://www.patreon.com/aliaksoy

Yorum Yapın

Yorumlarda saygı kurallarına özen gösterdiğiniz için teşekkür ederiz

Your email address will not be published.





The maximum upload file size: 1 MB.
You can upload: image.
Links to YouTube, Facebook, Twitter and other services inserted in the comment text will be automatically embedded.