Kaos ve Düzen üzerine – Ali Aksoy


Kaos ve düzen denildiğinde aklımıza gelen en meşhur cümle; “kaos düzen getirir” cümlesidir. Bu cümlede kozmik bir kanundan mı bahsediliyor yoksa bu cümle sadece insan yaşamı ve siyasetine dair bir yargı mıdır ?

İnsan yaşamında kaosun düzen getirdiğini söylemek, kozmoza, evrene göre daha kolay. Çünkü insan bilinçli bir varlıktır ve durumlara karşı tepkisini bir bilinç altında verir. Bir siyasal sistem, bir toplum, bir topluluk kaosa girdiğinde, insanlar bu “düzensiz” durumdan rahatsız olurlar. Çünkü düzensizlik, belirsizlik demektir. Belirsizlik ise, derinlerdeki kadim korkuları tetikler ve insan bu düzensiz ve belirsiz ortamdan bir an evvel kurtulmak ister. Hatta ölümü gösterdiğinizde ki, ben kadim korku ile gerçekte buna dayalı bir öğrenilmiş değerler sistemini kastediyorum, daha önce her şey yolunda iken razı olmayacağı şeye, sıtmaya bile razı olur. Daha az kötüyü, kötüye tercih eder. Tüm bu tercihler silsilesi, akıbetine insanlar tarafından karar verilen sistemleri daha kararlı, daha stabil, daha öngörülebilir ve nihayet daha düzenli bir sisteme evirir.

Bu evrim ve dönüşüm, belki kendisi ve aslı kaos olan evren tarafından tetiklenen bazı olaylar ve belki insanın “bireysel” anlamda ihtiraslarının birikimi, diğer bir deyişle “bozgunu” sebebiyle yine kaosa döner ve bu sebep – sonuç çarkı döner durur.

İnsanlar içinde, kaos ve düzenin birbiri ardınca gelmesinde hangi insani davranışların kaosu, hangilerinin düzeni getirdiği hususu irdelenmeye değer dersler, ilkeler sunabilir.

Fakat bu yazıda konumuz kaos ve düzenin insan toplumlarındaki tezahürleri değil evrendeki tezahürleri olduğu için o kısmı başka bir çalışmaya bırakıp, evrendeki kaos ve düzene dikkat kesilelim.

Az önce kaos ve düzen konusu insan toplumları bakımından incelerken, insanın durumlara karşı “bilinçli” tepkilerini kaos ve düzenin itkileri, sebepleri olarak değerlendirmiştik. Peki, şeylere ve durumlara bilinçli tepkiler vermediğini düşündüğümüz maddeler evreni için kaos ve düzeni nasıl temellendirmemiz gerekir ? Bir bilinci olmayan maddelerin tepkileri ile oluşan yeni durumlarda da kaos düzen getirir mi ?

Kadim toplumların inancına bakacak olursak her şeyden önce kaos vardır. Kaos, Tanrı veya Tanrılar tarafından bir düzene evrilmiştir. Burada kaos peşi sıra bir düzene dönüşmüştür. Fakat burada, Tanrıların da bir bilinci olduğunu düşünürsek, buradan bir bilinci olmadığını, bir bilince sahip Tanrı tarafından da sevk ve idare edilmediklerini düşündüğümüz maddelerin kaos ve düzen durumlarına dair bir çıkarım yapamayız. Çünkü burada da düzen, aynı insan toplululları için değindiğimiz gibi, kadim kaosun ardından Tanrıların istençleri ile tesis edilmiştir. Demek ki, Tanrılar da insanlar gibi “düzen” yanlısıdır. İnsanlar temelde korkuya dayalı bir sebeple düzeni arıyorlardı. Peki Tanrılar da mı korku duyuyorlar ? Bu konuyu da şimdilik bir kenara bırakalım.

Kaos ve düzeni irdelerken bence önce kaos ve düzen durumlarının objektif bir kriterinin olup olmadığını değerlendirmemiz gerekir. Kaos ve düzen göreceli midir, mutlak mıdır ?

Bence, kaos ve düzen sonuç olarak insan gözlemine ve algısına dayalı bir “tanım” olduğu için, insanla ilintili her şeyde söyleyebileceğimiz gibi göreceli olmak durumundadır. Kime göre ve neye göre diye sormaya başladığımızda kaos ve düzen konusunda objektif bir noktaya varamayız. Hoş… Bana sorarsanız, insanla ilintili olduğu için, insanların objektif olarak tanımladığı şeyleri dahi ben göreceli olarak nitelendiririm. Gördüğü, duyduğu, hissettiği herhangi bir şeyin dahi gerçekliğini kanıtlayamaz durumda olan insanın, mutlak olana dair söz ve iddiası abesle iştigalden başka bir şey değildir.

Kaos ve düzen göreceli olunca, bunun “kime göre” kısmını eleyip, “neye göre” kısmından devam edelim. Kaos veya düzeni nerede arıyoruz ? Baktığımız şey bir parça mı, bütün mü ? Ve baktığımız şey eğer bir parça idi ise, bu parça bütünü etkileyen mi, bütünden etkilenen bir parça mı ? Parçaya bakıp, onun kaos ve düzen durumlarından bütünün kaos veya düzen durumu hakkında bir çıkarım yapabilir miyiz ? Belki daha kritik bir soru, baktığımız ve gördüğümüzü zannettiğimiz bütün, esasen parçalanabilen bir şey midir ? Zira, neyin parça neyin bütün olduğu hususunda da işin doğrusu atıp tutma dışında pek bir yetkinliğe sahip değiliz. Bizim, bir seyin bir kısmına dair yaptığımız gözlem ve inceleme, o kısmın bütünden ayrılabilir bir parça olabileceğini garanti etmez. Parça olmayacak olsa idi, bütünün akıbeti ne olabilirdi sorusunu geleceği bilmeden cevaplayamayız. Ve nihayet, şeyleri “yok etme” yetisine sahip değiliz. Biz ancak, şeylerin formunu dönüştürebiliriz ve asla o şeyi yok edemeyiz. Böyle olunca, şey diye tanımladığımız parça olmaksızın bütünün var olup olamayacağını tespit edemeyiz.

Bir karınca yuvasına ve karınca topluluğuna baktığımızı varsayalım. Gözlemcinin birine göre, sağda solda gezinen karıncalar fevkalade bir düzensizlik içinde bulunabilir. Onun bu yargısı, modern bilim açısından ancak bir cehalet ürünüdür. Bilim, evrimin karınca sürüsüne, varlıklarını sürdürebilmeleri için bir düzen dayattığını ve o sürünün ancak o düzen / kurallar bütünü ile varlığını bu güne getirebildiğini bilir. Bu durumda, karınca sürüsüne bakarak gözlem ve yargıda bulunan kişi, karıncalar hakkında yeterince bilgi sahibi ise, ortada bir kaos değil düzen görür. Bunu az önce göreceliliğin “kime göre” kısmını bir kenara bırakarak elemiştik. Peki, karınca sürüsünün alt ve üst sistemlerine bakacak olursak ne göreceğiz ? Kendi alt sistemlerine nazaran karınca sürüsü bir “bütün” müdür ? Yine aynı şekilde, kendi üst sistemlerine bakacak olursak karınca sürüsü bir parça mıdır ? Tüm bu bölümleme, parçalama tanımlarımızda, kim neyi nasıl etkiliyor ?

Kelebek etkisi, kaos ve düzen tanımlarının önemli bir elemanıdır. Şimdi ve burada bir kelebeğin kanat çırpışü, dünyanın başka bir yerinde bir fırtınaya sebebiyet verebilir. Bu veri aslında ve temelde, ölçme ve değerlendirme kaabiyetimizdeki zaaflarımıza atıf yaparak, dünyanın veya evrenin herhangi bir yerinde oluşacak olayların, bize alakasız gibi görünen başka değişkenlerle ne kadar ilgili olduğunu ve bilgi seviyemiz ve ölçme kapasitemiz itibariyle, durumların nasıl kestirilemez durumda bulunduğunu anlatır.

Aslında bu yargı ile karınca sürüsüne bakan bilgisiz bir adamın karınca hareketlerinde herhangi bir düzen görememesi ile aynıdır. Çünkü bu iddia yani kelebek etkisi iddiası aynı zamanda, eğer bu değişkenlerin tümü bilinebilirse, evrenin herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda olabilecek olayların da bilinebileceğini ima etmiş olur. Eğer biz herhangi bir şekilde tüm seylerin, tüm özelliklerini bilebilir bir “şeytan” (!) gibi olamayacaksak, karıncaları gözleyen bilgisiz adam durumundan asla çıkamayacak ve düzen değil daimi bir kaos gözlemleyeceğiz.

Kuantum fiziği kapsamında rastladığımız “belirsizlik” ilkeleri de böyle bir bilgisizlik ve ölçme kusurumuzun bir sonucu ise, atom altı evreninin de kaos gibi görünse de esasen bir düzen taşıyabileceğini kabul etmiş oluruz.

Sorun da zaten burada başlıyor. Evrende düzen vardır diyenlere yöneltilen en önemli eleştiri, “evrenin ne kadarını görebiliyorsun ki tümünde (yani bütünde) bir düzen olduğunu iddia edebiliyorsun” şeklindeki fevkalade mantıklı bir çıkarımdır. Ne var ki, aynı çıkarım “evrende düzen yoktur, kaos vardır” diyenlrr için de pekala gecerlidir. Sorun, neyin parça neyin bütün olduğu ve öncelikle bütünün parçalara ayrılabilir olup olmadığı, eğer ayrılabiliyor idi ise, parça ve bütün arasındaki etkileşimdir.

Kelebek etkisi melesesinde olduğu gibi, karıncaları gözlemleyen herhangi biri, şimdi ve burada bir karıncanın attığı bir adımın, evrenin öbür ucundaki bir göksel vakıayı etkileyip etkilemediğini sorsa, olumlu veya olumsuz yanıt verenlerin tümü için, benzer hatta eş cümleli eleştiriler söylenebilir.

Tüm bunların sebebi, içinde kaos veya düzen olduğunu iddia ettiğimiz ve sadece “bize göre” var olan bir bütün hakkında, herhangi bir yetkinliğe dayanmadan atıp tutuyor olmamızdır. Zira bütün dediğimiz şeyin de bir başka sistemin bir parçası olup olmadığını, eğer var idi ise o büyük sistemin bölünebilir olup olmadığını ve nihayet parça ile bütün arasında bir etkileşim olup olmadığını bilebilecek durumda değiliz.

Ali Aksoy – 24 Ağustos 2020


Ali Aksoy Patreon Sayfası



Değerli dostlar, Daha hızlı bir şekilde eser üretebilmek için, bir Patreon sayfası açtım. Destek almadan ol(a)mayacak bu iş... Bestelerim, şiirlerim, yazılarım, nerede neyi yapıyorum, hangi eser üzerinde çalışıyorum, yazdıklarımın arka planı, hikayesi, Grup Orhun'da yapıp ettiklerimiz, konser kayıtları, sahne arkası, stüdyo içi, bireysel çalıp söylemeler, sorular ve cevaplar ve sair bundan sonrasına dair her ne var ise paylaşımlarımın çoğunu burada yapacağım. Beklerim efendim... (Ali Aksoy)

https://www.patreon.com/aliaksoy