Erenler Deminde

ŞENLİK YOLU
ALİ AKSOY

Şiir Kitabı

Önsöz

Değerli dostlar, değerli canlar merhaba...

"Şenlik Yolu" olarak isimlendirip yazmaya başladığım şiir kitabımı şimdilik online ve interaktif olarak yayınlamaya karar verdim. Şiirlerimin bir kısmını besteledim, bunların bir kısmını da Youtube kanalımda yayınladım. Şiir kitabı dijital ve interaktif olduğu için burada şiirlerle birlikte videolar, görseller ve diğer her türlü dijital materyali kullanabilirim. Henüz düzenlemeleri bitmeyen ve bu sebeple kitap içerisinde olması gerekirken şimdilik eklenmemiş şiirleri düzenlemeleri bittikçe ekleyebilirim. Yine bestelenmiş olmasına rağmen henüz okunmamış eserlerin videolarını daha sonra ekleyebilirim.

Değerli okuyucularımdan gelecek yorumlara, soru ve eleştirilere göre açıklamalar, terim karşılıkları ve başka dip notlar ekleyebilirim.

İşte tüm bu nedenlerle "Şenlik Yolu" şiir kitabımı, ücretsiz olarak interaktif bir şekilde yayınlıyorum.

Şiirlerimi kullanmak isteyen herkes, bütünlüğünü bozmamak, metnini değiştirmemek kaydıyla kullanabilir, besteleyebilir ve alıntı yapabilir.

Kitap temel olarak 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar, "İlk Söz" ve "Son Söz" isimli açılış ve kapanış bölümlerinin arasındadır. Kitabın ana omurgasını oluşturan bu üç bölüm şu şekildedir;

Şenlik Yolu: Yol'un temel değer ve öğretilerine atıf yapan, bilgilendirici ve az da olsa tartışmalara yer veren şiirler.

Müteşabihat; ehli olmayanlar için anlaşılması güç bir bölümdür. Yazılmasında olduğu gibi, ne kastedildiğinin anlaşılması da emek gerektirir. Bütün dinlerin ortak "örtülü" sembollerini, mecazlarını, kadim terimlerini yine "örtülü" olarak kullanan, kullanırken de kısmen açıklayan şiirlerden oluşur.

Gönül Sofrası; daha çok tasavvuf ağırlıklı şiirlerdir.

Uzun bir okuma, araştırma ve düşünme evresinin ardından yazdığım bu şiirleri beğenmeniz dileği ile,

Aşk olsun !

Ali Aksoy, 10.11.2021

Erenler Deminde

ŞENLİK YOLU ALİ AKSOY

Şiir Kitabı

Önsöz Değerli dostlar, değerli canlar merhaba... "Şenlik Yolu" olarak isimlendirip yazmaya başladığım şiir kitabımı şimdilik online ve interaktif olarak yayınlamaya karar verdim. Şiirlerimin bir kısmını besteledim, bunların bir kısmını da Youtube kanalımda yayınladım. Şiir kitabı dijital ve interaktif olduğu için burada şiirlerle birlikte videolar, görseller ve diğer her türlü dijital materyali kullanabilirim. Henüz düzenlemeleri bitmeyen ve bu sebeple kitap içerisinde olması gerekirken şimdilik eklenmemiş şiirleri düzenlemeleri bittikçe ekleyebilirim. Yine bestelenmiş olmasına rağmen henüz okunmamış eserlerin videolarını daha sonra ekleyebilirim. Değerli okuyucularımdan gelecek yorumlara, soru ve eleştirilere göre açıklamalar, terim karşılıkları ve başka dip notlar ekleyebilirim. İşte tüm bu nedenlerle "Şenlik Yolu" şiir kitabımı, ücretsiz olarak interaktif bir şekilde yayınlıyorum. Şiirlerimi kullanmak isteyen herkes, bütünlüğünü bozmamak, metnini değiştirmemek kaydıyla kullanabilir, besteleyebilir ve alıntı yapabilir. Kitap temel olarak 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar, "İlk Söz" ve "Son Söz" isimli açılış ve kapanış bölümlerinin arasındadır. Kitabın ana omurgasını oluşturan bu üç bölüm şu şekildedir; Şenlik Yolu: Yol'un temel değer ve öğretilerine atıf yapan, bilgilendirici ve az da olsa tartışmalara yer veren şiirler. Müteşabihat; ehli olmayanlar için anlaşılması güç bir bölümdür. Yazılmasında olduğu gibi, ne kastedildiğinin anlaşılması da emek gerektirir. Bütün dinlerin ortak "örtülü" sembollerini, mecazlarını, kadim terimlerini yine "örtülü" olarak kullanan, kullanırken de kısmen açıklayan şiirlerden oluşur. Gönül Sofrası; daha çok tasavvuf ağırlıklı şiirlerdir. Uzun bir okuma, araştırma ve düşünme evresinin ardından yazdığım bu şiirleri beğenmeniz dileği ile, Aşk olsun ! Ali Aksoy, 10.11.2021

“Pir Alim de pir Alim, Gel bu ceme gir Alim, Dü cihan semah eyle, Hak didarın gör Alim”

-BİRİNCİ BÖLÜM- "İLK SÖZ"

RAHMET Müminler cennete çekilip gitti, Ol gözler karardı, umutlar bitti. Dedik ki: Rabbimiz toprak et bizi ! Denildi: Unuttuk biz gayri sizi. O saat nicedir, ümit tükendi. Şu mahşer günü ki bu günden şendi. Şu cennet suyundan bir damla var mı? Oranın suyu da böyle kaynar mı? Keşke biraz olsun iman edeydik. Yahut şu bilgiyle geri gideydik. Dedik ki: Buradan bir çıkış var mı? Denildi: Gezinin, cehennem dar mı? Kapandı kapılar, duyan bulunmaz, Bu nice duvar ki, çatlar, delinmez. Her yanda hakaret, her yan uğultu, Bitmez yakarışlar, bitmez inilti. Dedik ki: Allah’tan ümit kesilmez ! Kim ümit keserse iflah olunmaz ! O, Rahman, Rahim’dir, kullar O’nundur. Şu yanan ayaklar, eller O’nundur. O şanı yücedir, izzeti Hak’tır. O’ndan başka bir dost katiyen yoktur. Bir Nur ki, gökleri yarar görürsün, Melekler ol Arş’ı sarar görürsün, Eyyub’la bu işe ruhsat verildi, Kitaba bakıldı, gerçek görüldü, Develer delikten geçmez mi sandın ? Yer ve gök emriyle göçmez mi sandın ? Bir an ki, şu alem hep helak oldu, “Ol” dedi, cüml’alem geriye geldi. Cennetten soruldu, yerin var mıdır? “Hayy !” dedi, Rahman’a sınır var mıdır ? Müminler söyleyin, siz ne dersiniz ? Dediler: Bir cemal, başka bilmeyiz. “Arş’ın Rabbi !” deyi bir ses duyuldu, Cümle can, ne varsa secde koyuldu. Bir övgü duyuldu, diller diyemez, Bu nice bir lisan, canlar bilemez, Rabb kendin bir övdü, melekler şaştı, Şu arşın nurundan gözler kamaştı, Bir alem gitti de bir başka geldi, Bu nice yaratış, orda ne oldu? Dediler: Bu Kur’an dağlara indi. Sekar’ın dağları boynunu eğdi. “Yaratan adıyla, oku alemi, O Gaffar ki, sonsuz Kerem sahibi” Salih’e bakarsın deve getirmiş, Sanırsın develer delik yitirmiş. Gördüler kapıda bir Arslan durur, Arslan Hatem ile kapıya vurur, Dediler bu deli nereden geldi, Bil cümle evliya: Biziz o deli ! Musa’ya bakarsın yarıp geçmiştir, Asayı ateşe vurup geçmiştir. Bir “el” ki çağırır, gel deyi deyi Selam sözlerini Harun söyleyi İbrahim ateşi, güle döndürmüş, Dost ki dostu için, öfke dindirmiş, Yusuf’u görünce Gayya şaşırır, Eller uzatmış ta canlar aşırır. Lut’a bakarsın ki, geride kalmış, Kim kalsa geride hepsini almış. İsa’ya bakarsın, gözler açandır, Ölü bedenlere nurlar saçandır. Adem’e bakarsın, isimler sayar, Oğlum-kızım deyi gönlüne koyar, Eyyub’un dilinde diner eyvahlar, Yakub’un yurduna giren ferahlar. Şuayb’e bakarsın, tartılar tutar, Bu nice tartıdır, hep sevap tartar. Şu kişi Nuh mudur, gemide bekler, Bu nice su imiş, hep içecekler. Hud’un yanındadır, şanlı alamet, Alamet dediğin yüksek bir cennet. Süleyman, canlara mülkler dağıtır, Bir rüzgar eser de, tenler soğutur. İsmail demiş ki, evler yapayım, Senin rahmetine kurban olayım. Davud’un zırhı ki, Sekar’ı örttü. “Rahman”, “Rahman” deyi kuşları öttü. Canları cemale bakar görürsün, Neşeden neşeye akar görürsün, “Bak cümle kulların gördüm işini, Muhammet Mustafa kaldır başını !” Hakk dedi: Ben size söylemedim mi ? Bir işte bin hikmet var demedim mi ? Melekler dediler: Tenzih ederiz. Sen ne öğrettiysen onu belleriz. Melekler Rahman’ı tesbihe durdu, Bir zikir sesidir, alemi sardı. Bu nice Rahmet ki gazabı yendi, Hamdolsun Alemler Rabbi’ne dendi. Ne tefsir, ne hadis, ne bir kıraat. Ümit kesmeyene böyle şefaat ! Bu mümin kalbidir, Ruhundan zerre, Gayrı sen Rahman’ı düşün bir kerre. Bu nice Rahmet ki gazabı yendi, Hamdolsun Alemler Rabbi’ne dendi !
BENDEN UZAKTA Taş okudum bildiklerim kırıldı, Seğirttim dalından sinem yarıldı, Canım, kanım ışık ile karıldı, Aklım gitti, deli benden uzakta Ben talibim Ali benden uzakta. Yürüsem yolunda fermanım hani, Kış gününde lokmam, harmanım hani, Senden gayrı derde dermanım hani, Yaradanın eli benden uzakta... Ben talibim Ali benden uzakta... Softalar sırtından aşıp geçeyim, Kitaplar ilminden perde açayım, Üryan olup yerden sırrın içeyim, Ademlerin beli benden uzakta, Ben talibim Ali benden uzakta... Işığın açtın da kamaştı gözüm, Sır içinde sırmış küçücük özüm, Gerçeğin deminde kıymetsiz sözüm, Yerin göğün dili benden uzakta, Ben talibim Ali benden uzakta... Güruhu naciye alsalar beni, Yıldıza, güneşe salsalar beni, Nice bin yıl sonra bulsalar beni, Ak saçların teli benden uzakta Ben talibim Ali benden uzakta... Yorulmaz yolunda yürüyüp duran, Işığın değil mi bürüyüp duran, Canı yurttan yurda sürüyüp duran, Kayıkçının salı benden uzakta... Ben talibim Ali benden uzakta... Binsem kayığına yerin var mıdır, Bu dolu gemide erin var mıdır, Bilemedim senden derin var mıdır, Aşıkların ili benden uzakta... Ben talibim Ali benden uzakta... Niye aşık olam, sebebin göster, Akıl ışık bilmez, hikmetin ister, Bu nice terzidir, bu nice astar, Yaradanın hali benden uzakta, Ben talibim Ali benden uzakta. Dersine oturdum sazın dinlerim, Beriden seslenen sözün dinlerim, Avazım çıktıkça seni ünlerim, Beklediğim dolu benden uzakta Ben talibim Ali benden uzakta... Okudum alemi sırlı kelamla, Ekledim ayatın telli kalemle, Ali bu yol çıkmaz sade ilimle, Gönüllerin yolu benden uzakta, Ben talibim Ali benden uzakta…

-İKİNCİ BÖLÜM- "ŞENLİK YOLU"

Evvel Ahir Bismillah (Abdal Musa Sultan anısına)
ZUHUR-U ABDAL MUSA (Evvel Ahir Bismillah) Evvel ahir bismillah, Işır çerağ iznillah, Sağım solum bismişah Hü diyelim bu zaman Kurda kuşa vardım ben, Kır postunu serdim ben Dağ taş niyaz durdum ben, Yer gök hü dedi heman Sarhoş gezdim koynunda, Ben badedir eyninde, Hak ışıldar aynanda, Ya Hü Ya Hü Ya Sübhan İkrar kalu beliden, Yol Muhammed Ali'den Himmet Bektaş Veli'den Hü der cümle ins-ü can Derviş Ali maksadım, Abdal Musa'yı andım, Ava gittim avlandım, Hü güzel gözlü ceylan
MANA OKUDUM İnsanlar özünde mana okudum, Dinledim derdini, dil başka başka, İyi kötü yokmuş onu okudum, Hepsi bir ağaçta dal başka başka Tanrı cemalinden baksın isterim, Ne ise muradı çıksın isterim, Cennet cehennemi yıksın isterim Ayrı gayrı olmaz hal başka başka Derviş Ali bunu kullar diyemez, Tadından bu balı kimse yiyemez, Deli gömleğini herkes giyemez, Değiştir düzeni, çal başka başka. (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
BİLMECE Yılan soktu içimi, Zehirledi kendimi, Sarmaş dolaş uyuyup, Uyananlar kendi mi ? Uyandırıp yarattın, Her yerini kanattın, Dertlerine dert kattın Öfkelerin dindi mi ? İki canın varıyım, Dört nefesli diriyim, Mahkulattan biriyim, Diğerleri sindi mi ? Vay bana vaylar bana, Kim sürüdü meydana, Düştüm dünya zındana, Anahtarım sende mi ? İyi kötü karıştı, Kim kiminle görüştü ? Güçlü güçsüz yarıştı, Kazananlar ondu mu ? Binbir çeşit haliyle, Şunun bunun eliyle, Yerin göğün diliyle, Niyet kula indi mi ? Kul ne bilsin sen kimsin? Belki gaddar zalimsin, Belki Rahman Rahimsin De ateşler söndü mü ? Sazın ince tellidir, Sözün binbir dillidir, Sır tuttuğun bellidir, Tez söyleyen yandı mı ? İyiye mi el verdin ? Kötüdeki kin kimin ? Yarattığın ins-ü cin, Kevserinde yundu mu ? Ya bu cennet ne hoştur, Gayrı yerler bom boştur, Canlar anda sarhoştur, Nimetine kondumu Varlık birlik sendendir, Hepsi bir bedendendir, Her can aynı candandır, Can özüne döndümü. Tevhid asıl bu gerek, Haydi Tevhide varak, Her can secde kılarak, Özün sana sundu mu Derviş Ali peşinde, Gezer halkın içinde, Kusur bulmaz işinde, Aşkın ile kandımı. (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
Eskiden Yeniden Tanrı Tanımam Eskiden yeniden Tanrı tanımam, Evvel Ahir Hakkın sözü kimindir, Aklım yücelerde yere inemem, Hayat ağacının özü kimindir Uydurup dururlar taştan kalemden, Aşkına yanmayan bilmez ilimden, Kan kırmızı gözler okur alemden Kalemsiz yazılan yazı kimindir Tenhada ağlaşır sırdaş erenler, Her anda, her işte seni soranlar, Delirir coş eder, yola girenler Bu şenlik yolunun tozu kimindir Susar zannederler hangi dildesin, Kimi yok zanneder hangi eldesin, Hangi mahluktasın hangi kuldasın, Bu can aynasının yüzü kimindir Bilinmez sırrının ince işleri, Sorsam anlatır mı mezar taşları Kendisi hiç olan koca başları Öğütüp bitiren azı kimindir Senin gücün haktır başlar indirir, Varlık birlik senden başlar, döndürür, Senin muhabbetin öfke dindirir, Cümle garibanın kozu kimindir Bir kader emredip yazdın sıradan, Her şeyin sureti çıktı aradan, Senle varlık bulur cümle yaradan Koç koyun yok iken kuzu kimindir İyi kötü yoktur, her can sendendir, Uyananlar görür her yan sendendir, Davasız mahkeme, mizan sendendir, Bilmeye ödenen sızı kimindir Kulları eğledi hayal resmiyle Bir dem temsil iken varlık cismiyle, Cennetler var olur gerçek ismiyle Bu kışın baharı yazı kimindir Bildim yüce olan zatı keremi, Aldım canibinden ilmi ikramı, Buldum varlığında hiçlik yerimi Ali bu ocağın közü kimindir
Davasız Mahkeme Davasız mahkeme kurulduğunda, Gelip huzurunda duran olur mu ? Gönüllemiş kalpler kırıldığında Bu işin hikmetin soran olur mu ? Bilinmez işinde sırrı esrarı Bırak bu hesaba türlü ısrarı Bitmiş cümle canın ah-ü efkarı Kendin teraziye vuran olur mu ? Çıkar isen tartı eksik mi tartar ? Evvel ahir dost dost sen bizi kurtar, Bu nice tartıdır rahmetten artar, Cahim cehenneme giren olur mu ? Evvel ahir dost dost Süphan'sın Süphan, Şanın şerefinle sultansın sultan, Sen canlar özünde canansın canan, Zat-ı zül celalin viran olur mu ? Öğretti ademe türlü isimler, Gördük gerçek sandık cümle cisimler, Bildik alemlerde kimler var kimler, Varlık aynasını kıran olur mu ? İyi kötü derler cümle iş senden, Varlık birlik yolu hep bir bedenden, İşler akar gider türlü nedenden, Dün bu gün bitmeden yarın olur mu? Çoban koyun güder mey kaval ile, Bazı taşa tutar dürter dal ile, Koyun niyet bilmez korkar hal ile, Bu sırrı demeyen Kuran olur mu ? Cümle insü cinni topladı nara, Sen canlar içinde Muhammed ara, İbrahim ateşe girdiği sıra, Acep bu ateş de serin olur mu ? İlkin sağa sola olsa da haşır, Her canın içinde canan dolaşır, Mümine el için niyaz yaraşır, Beride pür sefa süren olur mu ? Aşık demiş, narda büyüt bedenim, Kimsecik girmesin dışımda benim, Sözüne kurbanım ah benim canım, Bu aşkın sırrına eren olur mu ? Duamız kabul et ey şanlı Sultan, Evvel ahir baki, sahibi meydan, Yar bu gün neyin var, her halın Rahman, Yüzün göstermeye tören olur mu ? Cahil cühelaya neylesin gerçek, Zat-ı Kibriyya'dan ikram edecek, O'na zalim diyen alçaktır alçak, Zerresi kaytarıp narın olur mu ? Uyan Derviş Ali, bitti bitecek, Bu dolu gemi de battı batacak, Hızır hazır nazır yetti yetecek, Ölmeden cemali gören olur mu ?
HAKKIN ATEŞİ (ATEŞ SEMAHI) Yarattı alemi, ol dedi El Hakk Cennet cehennemi böldüğü zaman Korku saldı kula, ateşe bir bak, Kötüyü koyarmış öldüğü zaman Dinle derviş dinle, bu bir devrandır, Yakacak dediğin Zat-ı Rahman'dır, Var git ateşine, korkma, dermandır, Ateşi mübarek kıldığı zaman Settar Allah, Rahman Allah, Her dertlere derman Allah, Hü diyelim döne döne, Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah Söyleşir ateşten, dinlersen Sübhan, Zat-ı Zül Celali hep baki kalan, Canların dostudur, dostuna canan, Ateşe serinlik geldiği zaman Ayırmaz kulları sürer cahime, Yeminini bozmaz güven Rahime, Can emanet candır düşme vehime, Hesap kitap O'na kaldığı zaman... Settar Allah, Rahman Allah, Her dertlere derman Allah, Hü diyelim döne döne, Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah Kazanlar kaynatmış düğün günüdür, Cem etmiş alemi öğün günüdür, Cana Rezzak olmak O'nun ünüdür, Canları nimete saldığı zaman Kitabın her yeri, her daim Haktır, Kadir-i Mutlak'a çareler çoktur, Rahmeti taşanın gazabı yoktur Kader kıvamını bulduğu zaman Settar Allah, Rahman Allah, Her dertlere derman Allah, Hü diyelim döne döne, Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah Melekler arşını sarıp dururmuş, Denmemiş övgüler arşa varırmış Salihler aşkından yanıp kararmış, Her can ikramını aldığı zaman... Hak ile Hü deyi bir olsam ne var, Aşkından pervane pir olsam ne var, Derviş Ali anda nur olsam ne var, Cehennem nurunla dolduğu zaman Settar Allah, Rahman Allah, Her dertlere derman Allah, Hü diyelim döne döne, Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
GAYRET Terk ettim lisanı, vardım gayrete, Tartışan güruhtan yıldım efendim, Ummanı görünce düştüm hayrete Bir zaman kurumuş göldüm efendim Haccettim fakiri ziyaret ile, Salatım viranı imaret ile, Orucum suçluyu mağfiret ile Dini, yolu böyle bildim efendim İhya oldum ihya ederken eli, İkram ehli olur Rahman'a veli, Budandıkça açar cennetin gülü, Firdevsi dünyada buldum efendim Sarıl düşmanına düşmesin nara, Her insan bir maden sen altın ara, El ele el hakka vardığım sıra, Ne varsa hakkımı sildim efendim İbadet canlara verilen hizmet, Secde et Ademe, Rahmana şükret, Ne ekersen onu biçersin elbet Dersimi Kuran'dan aldım efendim Yakın kılınanlar gayret edermiş Kurban olur halka canın adarmış Kınalı kuzular Hakka gidermiş, Kınayı alnıma çaldım efendim Adam olan hiçliğinden seçilir, Evvel ahir hakkın yolu açılır, İzniyle her türlü bela geçilir, Kalanlara köprü oldum efendim, Cümle can meclisi olmuş bir hüda, Kamuya faydayı döndür mabuda, Bak can aynasına içtiğin suda Bu canı ummana saldım efendim Ali bu ağacın dalları gökte, Yol giden katarın değeri yükte, Yüklen bu gayreti yol yokuş çık da, De Hakka huzruna geldim efendim (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
Tapmak Yok Dinimizde - Ali Aksoy
TAPMAK YOK DİNİMİZDE Tapmak yok dinimizde, Yol erkana hizmet var, Yol erenler yoludur, Yol sürene hürmet var Kulluğundan gocunmam, Hizmetinden yüksünmem, Bilmem cennet cehennem, Bende dosta hasret var Özümü dara çektim, Baş eğip yere baktım, Ol dem miraca çıktım, Benden ne şikayet var ? Baktım canan el verir, El içinde gül verir, Gül içinde bal verir, Bal içinde hikmet var Gül Muhammed, bal Ali Hikmet Bektaş-ı Veli Bu el Allah'ın eli, Bilene basiret var Gülü koydum göğsüme, Edep erkan nefsime, Hü pirin nefesine, Onda Hakk'tan izzet var Semahda çark içinde, Seğirtir kırk içinde, Görülmez fark içinde, Kırkında bir suret var Arş-ı Kürsü andadır, Bir ulu meydandadır, Bak pire ne yandadır, Her yanda Azamet var Tut aynayı yüzüne, Dost görünsün gözüne, Uy erenler sözüne, Her sözde keramet var Bu yol aşkın yoludur, Hikmetlerle doludur, Rehberimiz Ali'dir, Resul'den icazet var "Rabbi Yessir" dilimde, Gül Muhammed gönlümde, Elim Rehber elinde, Hak hizmete davet var Hak bilip gidenlere, Muhabbet tadanlara, Rızalık güdenlere, Yedi derya Rahmet var Derviş Ali ışk olsun, Hayır, himmet, aşk olsun, Arayana meşk olsun, Bulanlara servet var
ŞENLİK YOLU Açtık hünkar kapısın, Kurduk gayret yapısın, Hak korusun hepisin, Yolumuz şenlik yolu Davetimiz iş ile, Gayretimiz çoş ile, Her yapılan hoş ile Yolumuz şenlik yolu Dünyada cennetimiz Rızadır hasretimiz Makbulse gayretimiz Yolumuz şenlik yolu Ha gayret der pirimiz, Bine denktir birimiz Hep ortaktır varımız Yolumuz şenlik yolu Ali bu yol ne hoştur, Tartıştığın hep boştur, Rızanın yolu iştir Yolumuz şenlik yolu
Gaib Erenleri - Ali Aksoy
GAİB ERENLERİ Gaib erenleri yola çıkmışlar, Kervancısı Ali katarımız var, Muhammed Mustafa destur alıptır, Evvel Ahir Baki Settarımız var Beni de katara katın erenler, Bu canı meydanda satın erenler, Dost nenni vird ile yatın erenler, Her dağın başında yatırımız var Saklı beşiklerde devri daimiz, Nurlu eşiklerde aşk-ı kaimiz, Ezel ebed aşka cümle saimiz, Dervişiz alemde hatırımız var Gaib erenleri semah eyledi, Kara geceleri sabah eyledi, Her ne eylediyse Allah eyledi, Dirilip imdada yeterimiz var Aşk ile pervane dönsün alemler, Aşkın kitabını yazmaz kalemler, Seyr-i hududunu bilmez ademler, Kurt kuşun içinde öterimiz var Derviş Ali okur harfsiz kitaptan, Hudutsuz Rahmetten, yüce Çalap'tan, Gaiban mest olur Nur-u Tevvab'dan, Çerağ olup cemde tüterimiz var
BEYTULLAH Beytullah dediler gönül köşküne, Tanrının evine koş da gel canım, Ölçü koyulur mu canan meşkine, "İlla Hu" deyinen coş da gel canım Tanrının evinde avlanmak haram, Burda kurban candır onulmaz yaram Can baş feda için bir kürek verem, Kendi çukurunu eş de gel canım Burda misafire eyce bakılır, Acı doyurmaya ateş yakılır, Yazın her ağaçtan lokma dökülür, Er isen yoklukta, kışda gel canım Soruştur kendini, yolun Hüda mı ? Kamunun yoluna can baş feda mı ? Azmet korumaya bu evi damı, Hüseyn gibi yere düş de gel canım Dünya meşgalesi düştün işine, Evliya-(y)ı Ali varsın düşüne, Kalma oralarda kendi başına, El ele el Hakka aş da gel canım
POST (ŞÜKÜR) SEMAHI Evvel zamanlarda aşk meclisinde, Katar uzattılar çıktım meydana, Hak Muhammet Ali dostun evinde, Gönlü çerağ edip yaktım meydana Allah Allah Allah Hü Allah Allah Postuna yüz sürdük Elhamdülillah Erenler diz çöküp ikrar vereyim, Dostun katarına ben de gireyim, El verin huzurda didar göreyim, Kurbanım, dört dönüp baktım meydana Allah Allah Allah Hü Allah Allah Postuna yüz sürdük Elhamdülillah Dediler: Öl gelme, öl yoldan dönme, Ateşten göynektir al yeşil sanma, Ya maldan ya candan olursun, kanma, Can özümü dara çektim meydana Allah Allah Allah Hü Allah Allah Postuna yüz sürdük Elhamdülillah Dedi: Derviş Ali, yolun güzeldir, Erden pirden okur, dilin güzeldir, Engür eylesinler halın güzeldir, Aşk ile eriyip aktım meydana Allah Allah Allah Hü Allah Allah Postuna yüz sürdük Elhamdülillah (Bestelendi, kayda alınmadı)
Maide Rıza Şehri deyi toplanmış canlar, Destur pirim himmet girdim içeri Tefsir-i Azamdır, arifler anlar, El ele el Hakka verdim içeri Halil-ür Rahman'dan gelen imamet, Öğretir manayı sırr-ı velayet, Muhammed Mustafa dosttan emanet, Yüzümü postuna sürdüm içeri Binbir karanlıkta gönlümü yaktım, Seyrettim güzeli cemale baktım, Canların ceminde serçeşme aktım, Gönül sofrasını serdim içeri Pirim Allah dedi, gözümü açtım, Sakanın elinden suyunu içtim, Hüseynin yasından kendimden geçtim, Dışım kan revandır, derdim içeri Bu evde yurt tutar pirler erenler, Kurttan kuştan rızalığın soranlar, Yarin göyneğinde gonca derenler, Hasbahçe eynini gördüm içeri, Canların cananı canda dolaşır, Dolaşır talibe hikmet ulaşır, Ali'ye ışk iner, rahmet ulaşır, Dilim huruf okur, virdim içeri
Dindarlık Kevseri doldurur Nuh'un seliyle Susayanlar içer iki eliyle Hak teala söyler Kuran diliyle Eğri büğrü kalpler imana gelsin Dinleri bıraksın Rahman'a gelsin Bıraksın Tanrıyı eylesin işi, Güzel söz söylesin her daim kişi, Bölüşsün elinde ekmeği aşı, Cenneti ahirden bu güne gelsin Ünlesin cümle halk bu yana gelsin Kitabı bıraksın hayat okusun, Adam değil ekmek kessin çakısın, Bülbül olsun bağda sevgi şakısın Vadesi yetince harmana gelsin, Tartılsın çarşıda mizana gelsin Ali bu dindarlar dini bilmezse Cennete çağırıp kendi gelmezse İnsanın şehrinde yüzler gülmezse Cehennem ahirden bu ana gelsin Hakkın söylediği meydana gelsin
Gezgin - Ali Aksoy (Şenlik Yolu)
GEZGİN Görmesem sözünü edemem lakin, Bir canan göz eder tenin içinde, Türlü badirede eyledi sakin, Çok kırılan kaldı yenin içinde Kurunca köşkünü geçip oturmuş, Arş-ı Alasını köşke getirmiş, Nasıl sığdırmış da nasıl yetirmiş, Evvel ahir baki anın içinde Güneş aynı güneş ışığı aynı, Aşıklar değişti, maşuğu aynı, Gönül tarlasının başağı aynı, Boy verdi filizler kının içinde Ne gökte gezinmiş, ne yere inmiş, Gizlide durmayı adet edinmiş, Badesi ezelden özüme sinmiş, Sakisi dört döner kanın içinde Gökte arayanlar baksın işine, Neylesin göklerde kendi başına, Varmış yarattığı canın peşine, Cümle can bir olur canın içinde Der isen; ezberim hatim indirmez, Lisanım acemi, dilim döndürmez, Sen O'nu anarsan, çerağ söndürmez, Çıraya ne gerek dinin içinde Yari tanımaya kitap gerekmez, Aşka düşen cana hitap gerekmez, Pusula gerekmez, kutup gerekmez, Fizandan seçilir binin içinde Sakın kırıp dökme, kılma dalalet, Bin düşün, bir işle, sorgu sual et, Dost düşman kim varsa hakkın helal et, Yar eyleşmez kalpte kinin içinde Bölüş ekmeğini erlik edersen, Güzel söz söyleyip dirlik edersen, Cümle mahlukata yarlık edersen, Yar görünür ins-ü cinin içinde Ver elin ikrarda durursan şayet, El ele el Hakka, sırrı velayet, Ozanlar okudur doksan bin ayet, Cebrail söyleşir tının içinde Budur adabımız, budur yolumuz, Yardan gayrı olmaz bizim velimiz, Canları dolaşır, sırdır halımız, Ali gezer şunun bunun içinde
Haktan Bir Dilek Haktan bir dileğin var ise eğer, Önce bir iyilik işle de söyle, Musa gibi çekil kenar gölgeye, Rabbin nimetini düşle de söyle Sakın kırıp dökme eylediğinde, Fazla ver bir şeyi payladığında, Birine bir şeyler söylediğinde, Kendini onunla eşle de söyle Aşkın mabedidir nasıl kıyılır, Gönül yıkan dünya yıkmış sayılır, El yakan kendini yakmış sayılır Dilini ısırıp dişle de söyle Borçluya mühlet ver isteme peşin, Suçluyu bağışla bol olur aşın, Fakire söylerken bir daha düşün, Fakru zarurette kışla da söyle Bülbül ol güzeli şakıdığında, Gönlünü hoş ile dokuduğunda, Dura dura oku okuduğunda, Evvel ezberini taşla da söyle Ali sen bunalıp darılma hemen, Kötü söz diyene kırılma hemen, Söyle en güzeli yorulma hemen Kalk yine en baştan başla da söyle
Ağlarsa Anam Ağlar - Ali Aksoy
AĞLARSA ANAM AĞLAR Ağlarsa anam ağlar, Gayrısı yalan ağlar, Acıyı üzüntüyü, Dert çekip bilen ağlar Çalap böyle yaratmış, Verdiğini var etmiş,, Sırasını sır etmiş, Gün gelir gülen ağlar Geçip giden özlenir, Hep tekrarı gözlenir, İçin için sızlanır, Göz yaşın silen ağlar Bir elmadır çark eder, Dün bu gün ne fark eder, Adem evi terk eder, Havvayla yılan ağlar Bu hayattır var geçer, Kimisine dar geçer, Göz önünden yar geçer, Kim bakar filan ağlar Bu gerçektir, acıdır, Demez kardeş bacıdır, El tütüşen bacadır, Soğukta kalan ağlar Can alırlar kıymadan, Günlerini saymadan, Yaşamaya doymadan, Gencecik ölen ağlar Bu, dünyanın günüdür, Her bildiğin sanıdır, Her doğan gün yenidir, Geceden dolan ağlar Ali, kader pay eder, Bulan bir gün zay eder, Ta doğuştan vay eder, Dünyaya gelen ağlar
BANA DİNİM SORAR - Ali Aksoy
BANA DİNİM SORAR Bana dinim sorar kimi meraktan, Diyeyim dinimin tarifi güzel, Dinim aşktır benim, tadına doymam, Pişirip pay eden arifi güzel Kitaplar içinde çok safha geçtim, Nihayet Hünkarın yolunu seçtim Meylettim canana bir perde açtım, Ne yandan baksan, o tarafı güzel Cananım kul değil, oldur yaradan, Kaderi var eder, yazar sıradan, Her şeyi bilen O, akdan karadan, Kamildir, hikmet-i şerifi güzel Neylerse hoş eyler, bilir işini, Aşk eyle gayrı da sil göz yaşını Ahvalim ne diye yorma düşünü, Cennet cehennemi, arafı güzel Şu alem rüyadır, öğretir cana, İyi kötü yoktur varıp sınana, Rahmetin hissetsem yetişir bana, Müjdeyi sır eder, hurufu güzel Henüz geçmediğim eşikler vardır, Yar eder Ali'yi ışıklar vardır, Taşı altın eden aşıklar vardır, Girdim, bu pazarın sarrafı güzel
ZAKİR Şakır dost evinde gül yüzlü zakir, Sen Ali'den oku, ben de Veli'den Bizi aşık eden Allah'a şükür, Sen Ali'den oku ben de Veli'den Hü diyelim candan her bir durakta, Nefesin dağılsın türlü leylakta, Bırak gam kederi, derdi bırak da, Sen Ali'den oku, ben de Veli'den Gel durna avazlım, söyle yüceden, Oku türlü renkte gülden goncadan, Ay yüzün nuş edip baksın geceden, Sen Ali'den oku, ben de Veli'den Derviş Ali söyler aşk-ı heveslen, Sen oku mihraptan kalbime seslen, Gel yüreğim dinle, göğsüme yaslan, Sen Ali'den oku, ben de Veli'den
Türk'ü Kürd'ü Nidersin Türkü Kürdü nidersin, Biz aynı saz çalarız, Biri ağıt okusa Aynı dilde ağlarız Biri gönlün sunmasa, Biri aşka yanmasa, Şu toprak uyanmasa, Karına taş bağlarız Aslımız ışıktandır, Neslimiz beşiktendir, Bir ana aşıktandır Onbin yıllık çağlarız Doğu batı dört köşe, Kuzey güney pür neşe, Ali sarıl kardeşe, Çok şükür ki sağlarız
Rızalık Şehri - Ali Aksoy
RIZALIK ŞEHRİ Bir şehir dediler duydum adını, Kapıdan baş eğip girilen şehir, Rızalık Şehridir, sordum yönünü, Canların gönlünde kurulan şehir Yapısı tüydenmiş, harcı köpükten, Dedim, nasıl durur bu kadar yükten, Dendi, canlar ölür burda göçükten, En küçük kusurda kırılan şehir Nasıl varıp girem ben güzel şehre, Ya kırıp döker de uğrarsam kahra, Hak Muhammet Ali Fatıma Zehra, Cümle can adına darılan şehir Rahman Rahim Mevlam saklasın beni, Affedip suçumdan aklasın beni, Bir musahip ile yoklasın beni, Anda yüzbin dara durulan şehir Ne yapıp ettiysen, varın önünde, Tir tir titreyi ben pirin önünde, Huzuru mahşerde, yarin önünde, El ele el Hakka varılan şehir Cehenneme haram, zerresin almaz, Hak Rahman kuşatmış, hiç zarar gelmez Burda nasip alan bir daha ölmez, Hayyül Kayyüm Dost'ta dirilen şehir Peyikler seslendi, kapı açıldı, Açıldı içinden inci saçıldı, Rızalık soruldu, aşka geçildi, Rahman'ın hatemi vurulan şehir Rızalık alanlar şehre doluşur, Dergah-ı Ali'de lokma bölüşür, Canların içinde canan dolaşır, Meyledip canana sarılan şehir
DİN-Ü DİYANET Evvel Ahir Hak'tır, şek ve şüphe yok, Yaradandan gayrı canan bilmezem, Kendine varmaya yol yöntemi çok, Ben niyazdan ala erkan bilmezem Hayrı işlemeye gücüm yeterse, Güzel olduğuna gönlüm yatarsa, Akıl da bu işe çare katarsa, Bu işe kamuda kızan bilmezem Bana gerek değil falanın dini, Her gönül kendince hoş etsin canı, İnanç dediğinin her yanı sanı, Akıl vicdan öte ferman bilmezem Geçmişin kavgası bu güne yetmiş, Şu şunu söylemiş, bu bunu etmiş, Kimseyi görmedim, hep varıp gitmiş, Doğan günden başka zaman bilmezem İyiler hoş olsun, varsın didara, Kötüler af olsun, girmesin nara, İyi kötü yoktur her can biçare, Alemde kadere derman bilmezem Özüne nakşeder, eyletir işi, Nerde büyüdüyse, öyledir kişi, Kün fe yekün imiş her şeyin başı, Tanrı hesabında ziyan bilmezem Vardır bir bildiği, cahil değildir, Yanlış gördüğünü bir gün sağaltır, İlle ve nihayet nuru çoğaltır, Suyu boşa giden tufan bilmezem Uyarsan biz senle erbab oluruz, Uymazsa birlikte turab oluruz, Bir gün gelip çatar, ahbab oluruz, Cahimde, gayyada kalan bilmezem Ali cahilleri azdırmayasın, Olur olmaz sebep kızdırmayasın, Kendi çukurunu kazdırmayasın, Sakın çıkıp deme Kuran bilmezem
Pirim Geldi Köyüme - Ali Aksoy
PİR SEMAHI Pirim geldi köyüme, Taliplere el verdi, Ayini cem açıldı, Hak tarikat yol verdi "Pirimiz, sultanımız Hacı Bektaş Veli dost Yolumuz erkanımız Hak Muhammet Ali dost" Pir oturdu postuna, Hü Muhammet destine, Selam edip dostuna, Sırr-ı Ebrar kal verdi Pir evladı Ahmet'in İndi şavkı Rahmet'in Ravza-i Muhammed'in Kırk yanından gül verdi Kalktı genc-ü civanı, Pervaz açar ihvanı, Hü Allah'ın meydanı, Nice kurban kul verdi, Hü kınalı kuzular, Yaralanmış sızılar, Köz ocakta mızılar, Ataşına kül verdi Kırklara meydan gerek, Meydana merdan gerek, Bu yola arslan gerek, Muhammed'e Al' verdi Acı şerbet içildi, Kusurlardan geçildi, Gök kapısı açıldı, Rahmetini sal' verdi Derviş Ali pir okur, İyi kötü bir okur, Mümin münkir kor okur, Rahman böyle dil verdi
ON DOKUZ DÜŞKÜN On dokuz düşkünü attı tamuya, On dokuz mürebbi karz olup geldi, Belki bedel kıldı, ins-ü kamuya, Sırr-ı hurufuna derz olup geldi Adem değildiler, düşüp semadan, İlişip kızlara oldular nadan, İdris kitabında sayılan beyan, Okundu Kuran'da gürz olup geldi Kimse şımarmaya, hilmi yamandır, Türlü azaplara ilmi yamandır, Benim dileğimdir, zannı gümandır, Demeyim, cehennem arz olup geldi Düşkünler var etsin Hıdır Abdal'a Kılsın düşkünleri yola müptela, Cümle düşkün için edelim sala, Bu iş meczublara farz olup geldi Ali çok söz etme, bilmez birisin, Arifler bilirler işin doğrusun, De ki, cananımdır, beni korusun, Rahmet aşıklara ırz olup geldi
MİLLETİN MİRACI Atları buraktır, bozgurd Cebrail, Miraca bu şekil vardı bu millet, Arsız uğursuza oldu Azrail, On dokuz iklimde zordu bu millet Gök Tengri adını Hu'ya yetirdi, Evlad-ı Resule ikrar getirdi, Hüseyn'e su deyi varıp yeterdi, O vakit uzakta sırdı bu millet Urum Abdallarla semah döndüler, Cümle düşmanları kırıp yendiler, Bir tahta kılıca can baş sundular, Ezelden Çalab'a yardı bu millet Kamların yerine koyup dedeyi, Özünden kıymetli bildi babayı, Illa Hu deyinen tüten obayı, Karz-ı Hasen edip verdi bu millet Fakirdir gizliden karna taş basar, Ali'nin postuna eğip baş basar, Ateşe yürüse ayak yaş basar, Cümle evliyadan erdi bu millet (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
GÜL YÜZLÜ SEVDİĞİM Gül yüzlü sevdiğim, canım cananım, Üç günlük ömrümde mihman mısın sen, Gönül gözüm kılmış meyli kararım, Doksandokuz ism-i Rahman mısın sen Evimde kekliktir, seker ha seker, Ab-ı kevser içmiş şeker ha şeker, Nazar-ı Cemil'den bakar ha bakar, Bin derdime derman lokman mısın sen Hayranım darında kerametine, Aldım kabul ettim Hak niyetine, Can baş feda kıldım her ayetine, Kelam-ı Mübarek Kuran mısın sen Ademin yanında Havva misali, Eksik yanım tutar, olmaz emsali, Ellerin elimde peri masalı, Cennet-i Ala'ya bürhan mısın sen Seyrü sefer edip konup göçelim, Tenden tene candan cana geçelim, Varıp ezel ebed aşkın içelim, Devri daim eden zaman mısın sen Başım, eşim, aşım huzur kalesi, Hak Muhammed Ali aşkın alası, Hızır Hazır senden razı olası, Has bahçe içinde reyhan mısın sen
CİNSELLİK Cinselliğe ayıp deyip çıktılar, Ayıp gözetmezler her işlerinde, Hak Ruhundan üfler, sende özü var, Ayıp sende değil, görüşlerinde Ayin-i mübarek işler canlılar, Kün fe yekün ile başlar canlılar, Evvel Ahir'dendir bütün sonlular, Rahman'ın maksadı varışlarında Cümle canın canı ol bidayetten, Hikmetini işler binbir ayetten, Var maksadın ara bul hidayetten, Cevap doğru soru soruşlarında Allah dost eyvallah, Kadir-i Mutlak, Ayıptan münezzeh, hem Süphan-ı pak, Bak can aynasına, söyle enel hak, Mansur'u bul kalbin vuruşlarında Hak Rahman sevdirir, sebep üretir, Mecnun eder canı Leyla aratır, Nasıl diler ise öyle yaratır, Öz dolaşır alış verişlerinde Özünde dört kalem yazar kitabı, Rahman ta ezelden etmiş hitabı, Yerde gökte ne var hep O'na tabi, İsyan cebindeki kuruşlarında Kitaba gerek yok, her yanı gözle, Gözle can özünü, kendini izle, Hak Muhammed Ali konuşur sözle, Ayıp, şehirlerin varoşlarında
DEİST ATEİST Deist, ateiste kafir diyenler, Allah'ın adıyla günah ederler, Kurmuşlar mahşeri Allah'tan evvel, Sen şura, ben bura berzah ederler Bey hoca yavaş gel, Allah mısın sen, Kim mürted kim müslim henüz çok erken, Kendi tuğyan ile önde giderken, Deist, ateisti küstah ederler Sen misin cennete tel örgü çeken, Her sözün itici, her lafın diken Sen mana bilmeden üfürür iken, Onlar Kitap ile sabah ederler Nerde bir cehalet orda sen varsın, Nerde bir rezalet orda sen varsın, Sonra Allah deyip üste çıkarsın, Onlar sana bakıp eyvah ederler Bütün ezberleri yıkar, bilenir, Çirkin işe bakar bakar bilenir, Ne sen gibi arsız cennet dilenir, Ne sahte imana tamah ederler Cümle Nebi ıslah için geldiler, Geldiler mevcuda kafir oldular, Bunlar da sizleri eğri bildiler, Bu sebep doğruyu tembih ederler Senin bilmediğin Kuran'a göre, Resul de din iman bilmezmiş bre Sen nere, hakikat aramak nere, Onlar hakikati Allah ederler Ah hoca, sen böyle gevrek gülerken, Dini olur olmaz işe bularken, Sen Hakkın yoluna kara çalarken, Onlar Hakkı senden tenzih ederler Din iman işleri zordur ey hoca, İyilerin dini birdir ey hoca, Hakkın binbir vasfı vardır ey hoca, Hepsi başka başka tesbih ederler Ali'ye bulaşma, açar kitabı, Bir bir kanıt ile söyler hitabı, Bir düşün ne sebep, kim muhatabı, Sanma ki seninle mizah ederler
Kader Yargıcı Bir bak hele mesmursuz Ben değnekli gezerim, Hilmim ile aldanma Ben yavaşca kızarım Bulmuş ballı çörekler, Kimin bu bal petekler Ayıları pataklar, Çiyanları ezerim Bindiğim şu aslanı, Kedi sanma neslini Geçer rahmet faslını Kendirini çözerim Kaçan kurtuldum sanır, Sanma felek şaşırır, Dağlarını aşırır, Denizinde yüzerim Bura adalet yeri, Geç kırkı ellileri, Aldığım kelleleri, Tesbih diye dizerim Hep yalan güftelerin, Yuttuğun köftelerin, Ben hırsız softaların, Kitabını yazarım Allah ile aldatan, Cühelaya din satan Haram lokmalar yutan Adamları bozarım Mesmursuza iş eder, Gözlerini yaş eder, Kafasını taş eder, Çukurunu kazarım Kim ki varır yatmaya, Bir kötü iş etmeye, Altına işetmeye, Düşlerine sızarım Vurduğumda keseri, Demem ne yaş ne kuru, Yüzbin yıllık çınarı, Talaş eder hızarım Görünmeyen elimle, İş görürüm ilimle Ezel ebed zalimle, Olmaz benim pazarım Mahkemen kurulunca, Defterin dürülünce, Kalemin kırılınca, Kestaneyi çizerim Ali Yargıç böyl'olur, Zalimlere veyl olur, Daha başka neyl'olur Uzak dursun mezarım
DAR Hiçlik dersin, varım diye gezersin Sana senden ala şirret bulunmaz Gerine gerine bir can üzersin, Gönül yıkanlara Rahmet bulunmaz Dövene elsiz der, ahkam kesersin, Sövene dilsiz der, gürler esersin, Derviş gönülsüz, der hemen küsersin, Tekkeye sen gibi namzet bulunmaz Derviş anca varıp Rabbine küser, Durup münacatta yüzünü asar, Dosttan gayrısından illeti keser, Ona Hak'tan başka illet bulunmaz Derviş ölüdür de canlı görünür, Yıkık viranedir, şanlı görünür, Hiç din bilmez iken dinli görünür, Dervişte Hak ile hasret bulunmaz Sabah akşam derken günler geçilir, Her gün aynı acı şerbet içilir, Derviş "Hu" deyince gönlü açılır, Dervişte başka bir servet bulunmaz Ele talkın güzel, kendine yalan, Hiç olanda benlik olur mu ulan, Bırak dervişliği var git oyalan, Derviş aynasında suret bulunmaz Sana kaypak desem ada yakışmaz, Aslan Ali desem sana yakışmaz, Senin aslanlığın sirke yakışır, Yolun arslanında zillet bulunmaz Adı güzel senden derviş olur mu ? Çalı dikeninden yemiş olur mu ? Saman alevinden güneş olur mu ? Sana dünya gibi cennet bulunmaz
HATEM Çokları hatemi, hitam bildiler, De bakalım hoca nasıl bilirsin ? Farz et ki, bir canı memur kıldılar, Hemen inkar edip yolda kalırsın Diyelim bir Nebi okur kitaptan, Ne gelse söyledi yüce Çalaptan, Yüz çevirmez misin böyle hitaptan, Hem münkir, hem mücrim, müşrik olursun Bu sebep bildiğin şeye güvenme, Ara, sor, soruştur, hazıra kanma, Rahman'ın dudağı kilitli sanma, Olmaz deme baktın olmuş bulursun Evvelce Yusuf'u böyle andılar, Benzer meseleye benzer kandılar, Hatemül enbiya hitam sandılar, Sen de bu düzenden nasip alırsın Dersin ki; nübüvvet buldu nihayet, Var mı bir kanıtın, muhkem bir ayet ? Sağlam dayanağın yok ise şayet, Neden hiddetlenip öfke dolarsın ? Atıp tutmalara kapalı kelam, Dilerse vahyeder Allahü alem, Onun sözlerine yetişmez kalem, "Ol" deyi yazılsa sen mi silersin ? Ezber okumanın olaydı adı, Dört kitap inmeye ne gerek idi, Farklı zamanlara farklı muradı, Belki sen maksattan ayrı dilersin Önyargı çukuru gayyadan derin, Var taşla ezberi İblisten korun, Ali'nin dediği olursa yarın, Allah muhafaza kafir ölürsün
AYNA O önce söyletti, sonra öğretti, Eşyaya can verip ayat okutur, Kendini seyreden canı var etti, Mahlukun gözünden ayna bakıtır Et kemik dinelmiş yürüyüp gelir, Her çeşit manaya bürünüp gelir, Okuyan manayı arayıp bulur, Bülbül eder dile Hakkı şakıdır Öğretir Ademe türlü işleri, Kaderi yol eder dizer taşları, Kendiyle söyleşir, eğer başları, Rahmeti eritip gözden akıtır Kader bir halıdır yürürsün yayan, Her adım bir vakit altında kayan, O'nun desenleri Arif'e ayan, Gah şuna gah buna ilmek dokutur Ali, her diyeni dinlersin canla, İyi kötü yoktur sen bunu anla, Bu sebep her canın sözünü dinle, Gah Ariftir gah bilmezin tekidir
TÜRKMEN OBALARI - Ali Aksoy
TÜRKMEN OBALARI Bir musahip bulsam kanadım olsa, Varıp kanatlansak dostun iline, Hak Rahman önünde semahlar dönsek, İki can bir mızrap vur ha teline Dumanlı dağlarda kurtlar uluşur, Balalar oturmuş erkan çalışır, Bacılar cem etmiş lokma bölüşür, Türkmen obaları tüter yoluna Çadırın önüne yığdım odunu, Ocağın başında ettim yadını, Pirin kulağına andım adını, Hak Muhammed Ali, nasip kuluna Töremiz buyruktur, buyruk töremiz, Urum Abdallardan yanar çıramız, Dergah-ı Ali'de yoktur karamız, Allah dost eyvallah zakir diline
ALLAH EYVALLAH Dost cemalin gayrısından, Caydık Allah Eyvallah, Postu Hakkın divanından, Saydık Allah Eyvallah Hak la ilahe illallah dost, Evvel Ahir BismiŞah, Cümle canda cemalin var, Ne güzelsin güzel Şah
  • *
Öptük elin hasını da, Tuttuk şehit yasını, Hak Tarikat libasını Giydik Allah Eyvallah Hak la ilahe illallah dost, Evvel Ahir BismiŞah, Cümle canda cemalin var, Ne güzelsin güzel Şah
  • *
Şah Merdan serveridir de, Dedem Allah eridir, Edep erkan durudur da Uyduk Allah Eyvallah Hak la ilahe illallah dost, Evvel Ahir BismiŞah, Cümle canda cemalin var, Ne güzelsin güzel Şah
  • *
Sorgu sual sorulduk da, Hak meydanda görüldük Helalleşip sarıldık da Duyduk Allah Eyvallah Hak la ilahe illallah dost, Evvel Ahir BismiŞah, Cümle canda cemalin var, Ne güzelsin güzel Şah
  • *
Derviş Ali dağlar aştık, Rızalığa ulaştık, Hak lokması bölüştük de, Doyduk Allah Eyvallah Hak la ilahe illallah dost, Evvel Ahir BismiŞah, Cümle canda cemalin var, Ne güzelsin güzel Şah (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
TEKKE Tekke'den almışız biz ellerin en hasını, Dualarla giyindik tarikat libasını Bele kuşak bağlayıp ikrar verdik ol pire, Yüceldi kadru kıymet posta yüz süre süre Çocuk gibi çıkanda masumlar meydanına, Tövbeli dudaklarla duaz ettik şanına Tefsir-i Azam okur, silsile-i Muhammed, Din-i Kayyım öğretir İlm-ü İrfan ül Ahmed Binlerce ışkın verir bu has bahçe kenardan, İçenler şifa bulur, Serçeşme pınarından Suyu hasretlik kokar varmak için ummana, İçen seğirtir anda, seyrü sefer canana... Çıktık dostun yoluna, bu gün bahar, bu gün yaz, Vardık canan iline, O'nda izzet, bizde naz Derviş Ali niyaz et: Nasib eyle kuluna, Hak Muhammed Ali'nin Din-ü Ebrar yoluna… (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
KARINCA Karınca yuvası önünde durdum, Söyleştim biriyle duydu mu bilmem, Binip de sırtına miraca vardım, Bu aklu fikrine uydu mu bilmem Eğer arar isen rabbi göklerde, Nasıl duysun seni şu alçak yerde, Hakkul yakin ile açıldı perde, En yüce makama saydı mı bilmem Her yer O'nu okur va'zı hikmette, Her şey O'ndan imiş hükmü kudrette, Ha karınca ha O şekli surette, Beni seyran içre koydu mu bilmem Ben mi konuşurum, O mu söyleşir, Durmuşum darına vicdan eyleşir, Zat-ı Sübhan ile mekan paylaşır, Bu ceset bu aşka doydu mu bilmem Yakin olan O'ldur kim yakin ola, Şanı zikredene hep yakin kala, Vesselam Sübhan'a edelim sala, Ali bu dünyadan caydı mı bilmem…
EVLİYA Evliya menkıbesin, Ayat deyi okuruz, Şirk arayan aşk bulsun, Biz tevhidi şakırız Her dağın başındayız, Arifler düşündeyiz, Cümle can içindeyiz, Cana candan bakarız Her dem devri daimiz, Her oluşta kaimiz, Tükenmez fedaimiz, Bir ölür, bin çıkarız Gah toprağız, gah bulut, Gah İbrahim, gah Davut, Gah Harut'uz, gah Marut La Mekan'dan akarız Canımız tükenmeye, Gam keder dokanmaya, Çağıran çekinmeye, Anda çerağ yakarız Derviş Ali erenler, Yol erkanı sürenler, Kim ki Hakk'ı dost eder, Kendimize çekeriz
Deli Velisi delisi bir olan yolda, Kamildir El İnsan, sabidir hayvan, Cennetler kendine dar gelen kulda, Mümin olur şeytan, hamidir Sübhan Yürü bu yolların ışığı kimden, Arındır gönlünü gasavet gamdan, Tevhid derler buna ayrılma cemden, Münkiri muhibtir, talibi hayran Ali okur aşktan, gönül gözüyle, Hemi ağlar hemi çalar sazıyla, Varır huzuruna cürmü nazıyla Özü Hak'tan gelir, sureti insan
İnsana Sormayız İnsana sormayız dinin ne diye, Yaradandan gelen canı kafidir, Yolcuya sormayız memleket diye, Gönlündeki saray hanı kafidir Hü deriz cümle can meydana geldik, Doğarken ağladık, büyürken güldük, Biz de bu toprağın nasibin aldık, Buğdayı, ekmeği, unu kafidir Kurd ile kuş ile geliriz yoktan, Gördüğün bir çift göz sureti Hak'tan, Nimeti topraktan, kısmeti gökten Evvel Ahir yolun sonu kafidir Bilmeyiz hikmeti aklımız ermez, Bilmeyiz gaibi gözümüz görmez, Sevmese bu cümle canı suvarmaz, Aşığız cananın yönü kafidir Binbir övgü ile anılır adı, Binbir yolda gizli Hakkın muradı, Ali her nefeste anı aradı, Bu yolun kenarı yanı kafidir
Derviş Yolu - Ali Aksoy
DERVİŞ YOLU Anam yer yüzüdür babam gökyüzü, Adım Ali, ismim uludan gelir, Yer gök yaradanı Rahman bilmişim, İsa'nın dilinde Eli'den gelir Bu yolu yordamı bildiğim gündür, Cennet ü cehennem virane handır, Bu yolun menzili bahr-i ummandır, Cümle pir ehlullah veliden gelir Dehrin vadisinde akar gideriz, Hakkın suretine bakar gideriz, Hiçlik kandilini yakar gideriz, İkrarımız kal-u beliden gelir Biz canı canandan ayrı bilmedik, Mahluku insandan gayrı bilmedik, Dava gütmedik de dava bulmadık, İkramımız zat-ı Aliyy'den gelir Bu yola girersen bir ulu yoldur, Tütüsü misk amber tazecik güldür Aşk ile sarhoşuz yar Ali doldur, Şerbet Hak Muhammet Ali'den gelir
Alevilik Alevilik ayrı dindir dediler, Ayrı din olsaydı yine giderdim, Zuhruf seksenbire benzer bu sözüm, Rızalık alınan dine giderdim En kadim inancın izinden gelen, Hikmet erbabının sözünden gelen Cümle ermişlerin dizinden gelen Din-i Kayyım denen yöne giderdim Ozanlar dilinde hikmeti buldum, Ayin-i Ceminde rahmeti buldum, Buldum bu dünyada cenneti buldum, Ölmeden öldüren sona giderdim Ali "Hü" diyesin Canan adına, Can baş feda olsun Al" evladına, Hak Muhammed Ali yol evladına, Cana secde eder O'na giderdim.
EVLAD-I RESUL Dediler şu Dede'nin ilm-ü irfanı yoktur, Resul soyu olsa da yolu erkanı yoktur Dedim susmak ne güzel, benzer durgun denize, Bu denilen yakışmaz kitaba ayan size Bilmiyorsan sus gönül, sus da kötü söyleme, Sus da Allah aşkına emek zayi eyleme Şart dememiş Kitap'ta Ehl-i Beyt sevgisine, Susar dudu dilliler Resul'e saygısına Nice durgun denizler gök çerağdan ışk alır, Buhur olur bedeni rüzgarlardan aşk alır Hü Kabaran denize, Hü ilmine illa Hü, Yedi güneş neylesin, aşkı yakar billahi Hidayet kimden gelir, kime gider bilmezsin, Gah mürşit gah talipten devran eder bilmezsin Cümle can birliğini Tanrı'dan başka sanma, Zuhur etmiş eyninde, avam deyip de kanma, El öperken el verir, talipler mürşidine, Cümle canın bu türlü şaştın mı irşadına, Derviş Ali aşk olsun, selam olsun ihvana, Bu yol sahipsiz kalmaz, selam çark-ı devrana
BEKTAŞ ALEVİ Ayin-i Cem'de, Postun önünde, Elim elinde, Dost dost Çerağ uyandı, Nura boyandı, Gönüller yandı, Dost dost Hü aşk-ı Rahmet, Hü ilm-ü Ahmed, Nur-u Velayet, Dost Dost
  • *
Ehli Beyt ile, Al' evlad ile, Geldik yad ile, Dost Dost El ele böyle, Mersiye söyle, Şah-ı şehide, Dost dost Zakirli sazlı, Hikmetli sözlü, Turna avazlı, Dost Dost
  • *
Görgü görüldük, Sorgu sorulduk, Sana sarıldık, Dost dost Hakkı söyledik, Semah eyledik, Kime neyledik, Dost dost İtip kakıldık, Düştük, döküldük, Yandık yakıldık, Dost Dost
  • *
Cemimiz gizli, Kapımız gözlü, Sen böyle nazlı, Dost dost Gördük zahmeti, Ummuk rahmeti, Hakkın sünneti, Dost dost Gel Derviş Ali Bu çile evi, Bektaş Alevi Dost dost (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)

-ÜÇÜNCÜ BÖLÜM- "MÜTEŞABİHAT"

-Müteşabihat- EHL-İ HİKMET Meclis-i Melaik yazıp okutur, Seçerler ihvandan yüz başka başka, Mescid-i mağara ışık saçıdır, Okurlar sırrından söz başka başka Sözleri incedir, manası kadim, Gizlenir avamdan tarik-i hadim, Ayin ile alır ederler alim, Cem olur sözleri, cüz başka başka Kimi hesap ehli, Ashab-ı Rakim, Kimi dudu dilli, sözlere hakim, Kimi hikmet bilir, kimisi hüküm, Zakiri aşk okur saz başka başka Bakıp gökyüzüne verirler mesel, Meselin içinde öğüttür asıl, Öğüt ile Hakka ederler vasıl, Taş, suhuf, kitapta iz başka başka Beyaz giysilidir anın dervişi, Geçer de yanından bilemez kişi, Yüzleri hicaplı, örtülü başı, Çarşıda giyilen bez başka başka Devri daim eder ana kucağı, Bin derviş geziptir köyü bucağı, Mağ'ranın içinde tüten ocağı, Onbin yıl yaktılar, köz başka başka Derviş Ali arar, bu tarik nerde, Bazı düşlerinde açılır perde, Durmuşum darına, gözlerim yerde, Herkes bakar amma göz başka başka
-Müteşabihat- Dört Köşe Bak şu semavata yüzün çevir de Göklerde dört köşe vardır bilirsen, Cebrail melekler başıdır burda, Sekizin içinde birdir bilirsen Bindim eşeğime yollar yürüdüm, Kendime bir köşe bucak aradım, Vardım İsrafil'in saçın taradım, Kıyamete vakit dardır bilirsen Yöneldim sulara, derine daldım, Sinsi düşmanlardan isabet aldım, Gayyanın içinde bin kere öldüm Azraille yaşam zordur bilirsen Yol aldım devranın öbür yanına Mikail çevirir çarkı yönüne, Bu cennet kapısı derman canına Hızır bu diyarda yardır bilirsen Bu yedi iklimde dört köşe saydım Tekrar-ı yediyi bendine koydum, Oniki durakta sesini duydum Ali bu diyarda sırdır bilirsen.
-Müteşabihat- Oniki Durak Göğün burçlarında gezdim yürüdüm, Can veren adıma güneş dediler, Kıssa oldum halka, dilde eridim, Bazı zamanlarda Şamaş dediler
  • *
Yengeçte makamın yanına geldim, Yanıma anayı, oğulu aldım, Işıdım aşk ile kalpleri deldim, Ebedi gözlerde kamaş dediler Aslan oldum anda bir yana gittim, Ne var ne yok ise kavurup attım, Kırmızı perdenin ardında yattım, İn de şu meydana güreş dediler Başakta kadına aşık ettiler, Bir devir devrana eşik ettiler, Nimet sofrasına yılan attılar, Yaklaşma yılana yavaş dediler O vakit duruldum, dengeye geldim, Bir kalp hırsızına divane oldum, Gün be gün içtikçe kendimi saldım, Ecelin yakındır sarhoş dediler Bu şahin bakışlı kahırlı imiş, Akrebin yuvası mühürlü imiş, Ölüm öpücüğü zehirli imiş Gel bu cehenneme yanaş dediler Gerdiği yay ile oku sapladı, Masmavi gökleri hüzün kapladı "Her kral bu mevsim ölüdür" dedi Böyle sevdiceğe kalleş dediler Ben öldüm yerime evladım geçsin, Krala yakışan yolları seçsin O güneşin oğlu kaderi açsın, Bir körpe oğlaksın dolaş dediler Ben güneş oğluyum intikam vakti, Babamı öldüren azabım çekti, Boşaldı göklerden su seller aktı, Yeter bu ızdırap yetiş dediler Dirilttim balığı birlikte yüzdüm, Denizler boyunca sınırı çizdim Yemyeşil diyara adımı yazdım Sen Hızır ilyassın ne hoş dediler, Yol alsın gemiler sefer ayıdır, Koç başlı cengaver nefer ayıdır, Evlen dolunayla haber ayıdır, Toy, düğün kılalım sen coş dediler Boğa boynuzuyla yarılsın toprak, Gücüm yerindedir kaderim parlak, Sekizden biriyim taşıdığım pak, Cümle can güneşe yoldaş dediler Krallık kaderim açık seçiktir, Ademi var ettim özü balçıktır İkiz evlat verdim elim açıktır Habille Kabile kardeş dediler
  • *
Nihayet yükselip tahta oturdum, On iki duraklı devran bitirdim, Her cana ikramı verdim yetirdim, Ali'ye secde et yaklaş dediler
-Müteşabihat- Güneş Cümle can ışıkla hayat buldular, Yaz bahar ayında yar seyredilen Bütün gezegenler destur aldılar, Hak Rahman elinde dar seyredilen İki sevgilinin yanan bağrıdır, Bu sebep dünyanın boynu eğridir, Sorsan demez derdi başın ağrıdır, Göklerde bir niyaz car seyredilen Dört köşe, sekiz yön dönüp bakılır, On iki durakta mührü çakılır Üçyüzaltmış merdivenle çıkılır, Üç beş getirmeyle kar seyredilen Bazı zaman küser, yüzünü döker, Bazen de öfkeyle kavurup yakar, Her eylül Rahman'ın huzruna çıkar Önünde terazi, hor seyredilen Elmayı yiyince düşer aşağı, Düşeni tekmeler zalim uşağı, Avcısı bekliyor belde kuşağı, Ölümü hüzündür, zar seyredilen Sanma öldüğünü dirilmek haktır, Sen ne görmüşsün ki menzili çoktur, Zannetme bağrında ateşi yoktur, Hak Rahman emrinde Tur seyredilen, Denizi kaldırır buluta yükler, Bulutu üfleyen rüzgarı bekler, Kıyamet koparır göğü pataklar, Tufan olduğunda zor seyredilen Çıkar bu kuyudan bir civan olur, Sıyrılıp zindandan, tam emin olur, Sırat köprüsünden geçip kurtulur, Cennet kapısında hür seyredilen Balıklar çark eder, çoşar bu umman, Dolunay aşkına uyandı her yan, Yeşil elbiseyi giydiği zaman, Hızırla birlikte pir seyredilen Hak yolu açınca, yürüyüp gider, Cümle can dirilir, ürüyüp gider, Çoban sürüsünü sürüyüp gider, Göklerde altı gün kor seyredilen Kimdir bu güneşi vesile kılan, Cümle mahlukatı emrine alan, Hesabı kitabı her şeyi bilen, Rahman'ın izniyle var seyredilen Ali bu teşbihi kimler anlasın, Tevili bilen kim, varıp dinlesin, Aşıklar aşk ile Hakkı ünlesin, İlm-ü Ledün'ünde sır seyredilen
-Müteşabihat- OCAK Ocağın başına vardım oturdum, Hazirun deminden sürüne geldim, Üstümü örtmeye perde getirdim, Matem siyahına bürüne geldim Neydi bir zamanlar, gökte ışıdım, Hayatı getiren bir güneş idim, Nuh'un gemisinde canlar taşıdım, Aşure kaynatıp ürüne geldim Ben o bakireyle oynaş edince, Suçumu mizanda anladım anca, Ciğer parçalayan o hain kanca, Vuruldu sürgüne, derune geldim Ocağın içinde ateş yanıyor, Ruhumda bir isyan, her yer donuyor, Kapıda zebani beni anıyor, Düştüm bu Gayya'nın narına geldim Geçer zor günleri, mapusluk biter, Bir kaç aya kalmaz, müjdesi yeter, Bu kışlık ayları ölümden beter, Sırıl sıklam olup harına geldim Musa'yı çağırıp burda söyleştim, Ateşin başında kırk gün konuştum, İsa'yla çarmıhta üç gün eyleştim, Ben de hainlerin ferine geldim Cahimin odunu burda yandırdım, İbrahim'e koçu burda indirdim, Ateşten koruyup suya bandırdım, Yaz bahar ayından serine geldim Krallık namzetim hep aynı kaldı, Tacım, asam, hırkam benimle geldi, Bakmayın av ettim, ciğerim deldi, O hain domuzdan koruna geldim Mülkte devran eder, anda gezerim, On iki durakta destan yazarım, Arada kendime mezar kazarım, Dumandan kefene sarına geldim Oğlak döndürürüm kıpkızıl közde, Kuzu vakti anca baharda yazda, Çerağın başında semah-ü sazda, Farz-ı ayın olup yerine geldim İnsanın dostuyum kıymet bilirse, Yakin yetişirim darda kalırsa, Yaz bahar ayına çıkan olursa, Beklesin o günün pirine geldim Yer yeşil kaftanı giydiği zaman, Cümle canlılara veririm aman, Sakın ha hilmime kapılıp hemen, Deme cehennemden arına geldim Müteşabih deyi anlatır beni, Bilmezsin nereden getirdi canı, Hayyül Kayyüm oldur, yarattı seni, Kıssa olup sana, Kuran'a geldim Ol sultan Adem'de konuşup geldi, Sanma birisine danışıp geldi, Göz etti mahluktan tanışıp geldi, On sekiz bin alem erine geldim Zül Celal Vel İkram, ol deyip yapar, Cezb-i Azamına aşk ile kapar, On sekiz bin alem el birlik tapar, Ben de bu alemden birine geldim Kafan karışmasın, ben kim olayım, Emretti göklerde görkem olayım, Bütün mevsimlere hakem olayım, Baş eğip kaderin zoruna geldim Zoruna dediğim aşk-ı hevadan, Dedi: Kudretimi göster havadan, Ol dedi, aşk ile çıktım yuvadan, Üç yüz altmış beş gün turuna geldim On iki makamı gezip sıradan, Dönerim pervane ben de aradan, Böyle arzu etmiş yüce yaradan, Evvel Ahir Hakkın darına geldim Nuruna boyanıp banmışım O'nun, Cezbine tutulup kanmışım O'nun Aşkıyla tutuşup yanmışım O'nun, Ali'nin sevdiği yarine geldim
-Müteşabihat- ÖRTÜLÜ Çoğu bilmez senin kim olduğunu, Çarşafın altında halin örtülü, Eski adamların ak bildiğisin Şimdi bilmez gezer kulun örtülü Gecenin yıldızı, hilali sende, Öksüren, aksıran vebalı sende, Cümle kötülüğün vebali sende, Neyleyesin sağın, solun örtülü Gayyanın içinde çıban mısın sen, Islah edilmemiş yaban mısın sen, Keçi güdüp gezen çoban mısın sen, Elinde değneğin dalın örtülü Ateşin başında ocak içinde, Çıkmış iki göğüs kucak içinde, Tekeyi andıran bacak içinde, Belkıs eteğinde nalın örtülü Tekrar-ı yedinin devranı sende, Devran edenlerin zamanı sende, Ben-i İsrail'in fermanı sende, Közün diri amma külün örtülü Her zaman öfkeli, çatık kaşların, Batını seversin, gizli işlerin, Yavaş gibi amma hızlı işlerin, Yürü görünmeden yolun örtülü Ölünce yeniden dirilen sende, Babadan oğula verilen sende, Kovulan sendedir, sürülen sende Dört kitap içinde dilin örtülü Bazen ünvanını haberci kapar, Sana denen suçu hep insan yapar, İlla hu demeyen cahilce tapar, Ezel ebed aşka aklın örtülü Ali ne söylesen bu kıssa bitmez, Hissesiz kıssalar aklına yatmaz, Sözü yüklü olan lafı uzatmaz Deyişler çınlayan telin örtülü
-Müteşabihat- IŞK Gökte ışık, yerde ateş, Bin döner devran içinde, İyi kötü olur kardeş, Gün gider evran içinde Hayat ağacının dalı, Dengelidir sağı solu, Pervanedir ışkın yolu, Gezip yürür an içinde Sağı, solu, altı, üstü, Bin kıssada birdir kastı, Varıp cehenneme küstü, Gün geçer tuğyan içinde Gökte ışkı hayat verir, Solda büyük berat verir, Sağda nimet hasat verir, Yere iner kan içinde Gökte galip, zafer eder, Yerde kızar beter eder, Sekiz yönden sefer eder, Kırkı çıkar şan içinde Dört üstüne dört bucaktır, Üç bucakta pek sıcaktır, Yerde çerağı ocaktır, Üç ocak umman içinde Gök ehline altı selam, Yer ehline altı kelam, Yere göğe çekti kalem, On iki zaman içinde Her birinde kıssa oldu, Bin kıssadan hisse kaldı, Bin kez doğup bin kez öldü, Bin adam kervan içinde Koç boğadan verdi ikiz, Bakireden doğdu dokuz, Ye cennetten her şey temiz, Ne gezer yılan içinde ? Bakirenin altında mı ? Ye hurmadan bırak gamı Ne de güzelmiş endamı, Arkı var havan içinde Gel bakalım karar vakti, Hasat harman zarar vakti, Müsrif, tembel sorar vakti Kalınca üryan içinde Alıp gelmiş azığını, Takmış kral yüzüğünü, Başladı cenk savaş günü Her yer toz duman içinde Ne kaldı yaz akçesinden, Zehir içti bekçisinden, Bir darbe de okçusundan, Sağ' solu hayvan içinde Yaralanıp iner yere, Oruç edip üç gün dura, Ciğerine vura vura, Can çıkarır can içinde Hilal gökte orak gibi, Bin üstüne burak gibi, Yüzü kara toprak gibi, Keçi güder tan içinde Çık miraca işte saha, Hedef sidretül münteha, Ona çok yol vardır daha, Her günün ziyan içinde Balık olsa yüzer gider, Belkıs suyu ezer gider, Kavmi Nuh'u üzer gider, Ne kaldı oğlan içinde Yunus yutan balık burda, Gemi yüzer işte orda, Var Hızır'dan bir yol sor da, Kalma yolda zan içinde Her bir hayvan topla getir, Habil öldü, burda yatır, Al bizi Adem'e götür, Koy huri gılman içinde İn keçiden, bin aslana, Bu korkuyu kim üslene, Adem Havva'ya yaslana, Bu elma aslan içinde Kim yaratmış yeri göğü, Kim donatmış bahçe bağı, Kim eyledi varı yoğu, Zuhur-u mizan içinde Ali okur kıssalardan, Müteşabih her haberden, Yedi iklim ülkelerden, Ayat-ı Kur'an içinde
-Müteşabihat- Has Bahça Gün, güneş, ışık indi semanın yollarından, Seke seke erişti evveliyn yıllarından Bir kadr-ü inayettir, din-i kayyum içinde, On iki direk dikti ağacın dallarından Bu ağacın dalları gökleri kuşatmıştır, Işık akar içinde Kevser'in kollarından Mayalandı ilm-i ışk Adem hamuru ile, Et kemik söz eyledi, konuştu dillerinden Mevsim yağmurlarıyla yağınca Hind iline, Taşıverdi köpükler o salih kullarından Hakikati arayan kendinde bulur imiş, Meğerki devşirirse bahçanın güllerinden Bu bahça has bahçadır, ol yarin göyneğinde, Ona giren el alır aşığın ellerinden Has bahça kenarcadır ara tara bul onu, Serçeşmesi coş eder bellidir hallerinden Bu bahçanın ağacı çeşmenin yanındadır, Kana kana iç artık tadınca ballarından İyi kötü bir okur aşk ile esriyenler, Yarin seyrine bakar perdenin tüllerinden ** Teşbihin doğrusunu, Evvel Ahir Hak bilir Ali manisin okur saçının tellerinden
-Müteşabihat- GERÇEK Biz gerçekle anlaştık, Evvel Ahir sözleştik, Zıtların birliğinde, Tanrı ile yüzleştik Sağ yanım Rahman'dadır, Sol yanım Şeytan'dadır, İkisi bir andadır, Ayrıysak yobazlaştık Ayrı gayrı yok bizde, Çelişki yasak bizde, Eğer kalırsa sözde, Demektir ki yozlaştık Küfür iman denk olduk, Siyah beyaz renk olduk, Aleme ahenk olduk, Batınla niyazlaştık Zahir avamın işi, Yok batın bilen kişi, Zahir Ademin düşü, Uyanıp gündüzleştik Derviş Ali söyledik, Kutbu tevhid eyledik, Ol deryayı boyladık, Eğri idik düzleştik
-Müteşabihat- CEDEL Tanrı'nın ikizleri, Bakireden doğdular, Dokuz ay sonrasına, Koç boğadan ağdılar Aslan geldi kükredi, Buğday ve elma yedi, Kıssa andan türedi, Tohum olup yağdılar Gah Habil ü Kabil'dir, İkize mukabildir, Birinin ki kabüldür, Diğerini boğdular Birisi çoban idi, Kıllı bir yaban idi, Sunakta üryan idi, Ciğerine değdiler Gah Esav gah Yakup'tur, Aynı şeyler oluptur, Biri geri kalıptır, Diğerini yeğdiler Biri kıllı, kırmızı, Biri göğün Hürmüz'ü, Bir edip oğlan kızı, Tekeden süt sağdılar, Yakup'un hüllesine, Esav'ın kellesine, Ol kızıl halesine, Cümle günah yığdılar Gılgameş'le Enkidu, Aynı yerden okudu, Yalan riya yok idi, Onlar eski çağdılar Yahudi hilesine, Çık Haman kulesine, Bak Tengri şulesine, Gökte sümbül bağdılar Vadedilen cennetle, Yurt aldı siyasetle, Bu sinsi hıyanetle, Hayvandan aşağ'dılar Arz-ı Mevud yerde mi? Yoksa ki göklerde mi ? Tanrınız içerde mi? Biz var iken yoğ'dular Derviş Ali ilm oku, Sık dişini hilm oku, Kesim günü firakı, Bunlar ham çırağ'dılar

-DÖRDÜNCÜ BÖLÜM- "GÖNÜL SOFRASI"

... Hep sana ağladım ömrüm boyunca, Közlenmiş ciğerim kim görebilir? Bir gözüm açıldı ellimde anca, Bu yolu erkanı kim sürebilir...
DOST NENNİ NENNİ - Ali Aksoy
DOST NENNİ NENNİ Seni canda gördüm yar,
Bundan beri derdim var,
Bak ne güzel virdim var
Dost nenni nenni, hay dost Virdinle döne döne, İçmişim kana kana, Aşkından yana yana Dost nenni nenni, hay dost Verdim dünya geçeri,
Oldum meczub uçarı,
Girdim cemden içeri
Dost nenni nenni, hay dost İçerimde yangın var, Ansız zamansız yanar, İssiz dumansız yanar, Dost nenni nenni, hay dost Yanar zar eder beni, Durur dar eder beni, Her dem var eder beni, Dost nenni nenni, hay dost Varlığın gölgesizdir, Aşığa perdesizdir, Alidir Kaygusuzdur Dost nenni nenni, hay dost
Yarin Gözleri Yarin gözlerinde görmüşüm seni, Yar candan içeri gözleyip duran, Evvel ahir Haksın bilmişim seni, Cümle can verdiğin özleyip duran Hasrete düştüğün günden beridir, Kim eti kemiği kalkıp yürüdür, Leyla Mecnun ölmüş, aşkın diridir, Kıbleyi insanda izleyip duran Hak Rahman can feda, aşkın yücedir, Verdin anahtarın bir kaç hecedir, Ben sana ağlarım say kaç gecedir, Tütüsü ruhumda sızlayıp duran Ben bilmem, yarattın ezel ilmiyle, Özün kandırır mı canı hilmiyle, Hak Süphan uzaksın sen bu olmayla, Kim can ateşini bizleyip duran Hak Süphan tövb'olsun ağlarım seni, Dere nehir deniz çağlarım seni, Affet, hasretinden yoğlarım seni, Yangını ezelden közleyip duran Yar Sübhan ne desen can baş kabulüm, He desen Habilim, he de Kabilim, Habili, Kabili, Nuh'u ne bilim, Sensin can özünü gizleyip duran Dersen; sen kötüsün özlemem seni, Vallahi billahi gözlemem yanı, Ver gitsin kurt kuşa bu alçak canı, Göçsün bu bedende yazlayıp duran İyi kötü kimmiş Hak nazarında Candan özge canan yok nazarında, Meleşir kuzular can pazarında, Sensin analarda kuzlayıp duran Ali vur kadehi camlar çatlasın, Yarin seğirttiği damlar çatlasın, Dön yangın içinde ciğer patlasın Sensin er yarası tuzlayıp duran
Hü - Ali Aksoy
Erenler destur alıp, Hü dediler meydana, Allah Allah İllallah Hü Muhammed Mustafa Tarikatın rehberi, Bekledi peygamberi Hü Allah'ın askeri, Hü Ali el Mürteza Canlarınız canımız, Kanlarınız kanımız, Yolunuz erkanımız, Hü şehid el Kerbela Emanet-i Muhammed Nur-u irfan-ül Ahmet, Hü şerefli Ehli Beyt Hü Ali evladına Aşk okuyan dillerin, İkrar alan ellerin, Hü Urum Abdalların Hü demi devranına Kim ki düşerse dara, Hü Bozatlı Hızır'a Hü diyelim Hünkar'a Hü imam ül evliya Hubyar Sultan nefesi, Aşıklar pervanesi, Hü yolun nişanesi Hü ceddi ervahına Hü gönül miracına, Al yeşilli tacına, Hü tahta kılıcına, Hü pirim Abdal Musa Baba Mansur mihmanı, Sarı Saltık ihvanı, Hü yolun arslanları, Hü yolun irfanına Derviş Ali şakısın, Cümle cana sakisin, Kurtlar kuşlar okusun, Hü Cibril Kuran'ına
Zikr Yar ben sana şar olurum, Aşkın ile zar olurum, Kimi bulsam sana yakın, Varır ona yar olurum Yar Müheymin sana teslim, Sen bilirsin nedir aslım, Türlü türlü iş eyledin Senden gayrı olmaz kastım Yar bu cana yakın duran, Yakin ile canı gören, Kim gördüysem bağış eyle Anda yüzbin hesap soran İçmişem sarhoşum senden, Aşkın ile hoşum senden, Eller içer alem eder, Ben ağlar göz yaşım senden Söyleyen sen, eyleyen sen, Dere nehir çağlayan sen, Ben kör demir olamadım Aşıkları dağlayan sen Yar hasretin yakar beni, Kırıp döken sakar beni, Kırdığımı sultan eyle, Koyma kula bakar beni Sultan sensin can baş feda, Ad anmaylan kanmaz Hüda, Ali anı zikreylesin, Kalsın burda bir hoş seda
CUMA AKŞAMLARI Cuma akşamları bütün cemlerde, Bin Muhammed inmiş meydan geziyor, Bir elinden tutmuş Fatıma Zehra Oniki yanında arslan geziyor Er Rahman kandildir aşkın içinde, Rahmeti hudutsuz taşkın içinde, Gönülde direksiz köşkün içinde Padişah-ı Azam Mihman geziyor Mihmanım bağrında gezer yürürüm, Ol Hakkı kalp ile sezer yürürüm, Bir çift göz görende süzer yürürüm Her canın içinde canan geziyor Evlad-ı Muhammed posta otura, Bir müşkile binbir derman getire, Derviş Ali kaçak girmiş katara, Düşmüş yolunuza kurban geziyor (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
CANAN Yere göğe sığmaz, gönüle sığar, Vay benim cananım gönlüm sendedir, Beni salihlerden, razı kılandan, Say benim cananım gönlüm sendedir Ayın ondördünde doğan sen misin, Kuşlukta buluta ağan sen misin, Gökten Rahmet deyi yağan sen misin, Hay benim cananım, gönlüm sendedir Döner, gözyaşımı siler ağlarım, Elimde tezene, çalar ağlarım, Geceden sabaha dolar ağlarım, Duy benim cananım gönlüm sendedir Düşmüşüm ezelden zaman behrine, Ali katlan evvel dünya kahrına, Beni canibinde rıza şehrine, Koy benim cananım, gönlüm sendedir
AVCI Vuruldum elinde, ansızın düştüm, Sen avcı ben ceylan kaçamam senden, İlla Hu deyinen çok yer dolaştım, Bulmuşum belamı geçemem senden Görmedim ben böyle tatbik-i Kuran, Bilmedim bir deva böylesi derman, Bu nice tarikat bu nasıl umman, Kanmak korkusuyla içemem senden Rızalık şehriymiş dinlerin özü, İnsan-ı kamile eriştir bizi, Dinmesin kalbimde bu tatlı sızı, Gönlüm zından oldu, göçemem senden Yar seni nicedir arayıp durdum, Nice gece gündüz mesai verdim, Dergah-ı Ali'de yüzünü gördüm, Gayrı güzel çirkin seçemem senden
DÜNYA Ben bu dünyaya her dem gülmüşüm, Kimseler bilmez, çoktan ölmüşüm Dost evindeydim, kime neyledim, Bilmem dünyaya neden gelmişim Ne yapıp etsem, döner bozulur, Hep yollarıma çukur kazılır, Canan elinden kader yazılır, Ben yazdığını ikram bilmişim Sarhoşum anda gezer yürürüm, Yar gözlerini süzer yürürüm, Bin yemin etsem bozar yürürüm, Sana yanmaya berat almışım Derviş Ali Hü, canan aşkına, Ağlama Şahı Merdan aşkına, Söyle derdini gönül köşküne, Senden geldim de sende kalmışım (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
Aşk İle - Ali Aksoy
ENGÜR SEMAHI Hü diyelim erenler, Dem dillere aşk ile, Hü Kelam-ı Cibril'e Hü tellere aşk ile Bu ilm-ü keramette, Yüzyirmi bin ayette, Mirac-ı Muhammed'de Bülbüllere aşk ile Hem okur hem ağlarız, Dere derya çağlarız, Candan gönül bağlarız, Kamillere aşk ile Derviş Ali zakirem, Hem zakir hem şakirem Engür olup akaram, Gönüllere aşk ile Ay Dost.... Aşk O'nun İrfan O'nun, Söz O'nun Kur'an O'nun, El O'nun Meydan O'nun, Can O'nun Devran O'nun Hü Şehid ü Gaziyan, Hü Hü Zehra ü Baciyan, Hü Hü Aliyy'ül Abdalan, Hü Hü Veliyy'ül Gaiban Hü, Evvel ül evveliyn, Hü Hü, Ahir ül ahiriyn, Hü Hü, Batın üz zahiriyn, Hü Hü, Erham Er Rahimiyn Destur Sübhan BismiŞah La ilahe illallah Muhammed Rasulallah Aliyyül Veliyyullah
Hak - Muhammed - Ali Hakkın deryasında buhura geldim, Üfle can özüme suya döneyim, Aşkın gözlerinde zuhura geldim, Dehr'in vadisinde çaya döneyim Makam-ı Muhammed fizandan belli, Anda şehir kurmuş menevşe güllü, Ben rıza şehrine girdikten kelli, Dünya cehenneme niye döneyim Dergah-ı Ali'de vuruldum sana, Bin cehennem geçtim ben yana yana, Belki sekiz cennet dar gelir bana, Hayy'dan geldim illa Hu'ya döneyim,
BERAT Rahman'dan bir berat geldi, Anda bin kez gelir gider, Azamate nişan kıldı, Mümin münkir alır gider Gönüllere çalar maya, Aşkı ile erir kaya, Erhamerrahimiyn diye, Defterleri siler gider Muhammed secdeye gider Cümle cana berat diler, Rahmetellil alemiyn der, Bir kısmını salar gider Ali narın dinmez yası, Yok mu bunların kimsesi Kimsesizlerin kimsesi Sübhan Allah alır gider (Bestelendi, kayda alınmadı)
SÖYLEŞİ Ben nazlı bir daneyim, Aşık yanar bende, Sen aşığa bahane, Hikmet-i Kemal bende Cümle cana can verdim, İzzet-i Celal bende Ben gökte bir yıldızım, Aşk-ı Şimal bende, Sen geceden hatıra, Canlara Cemal bende Sen görene bir ışık, Aleme envar bende... Ben küçük bir dereyim, Canlar yunar bende, Sen canlara bir kevser, Cahim'e Gaffar bende Sen iyiyle iyisin, Mücrime Settar bende Ben meczub bir dervişim, Ali söyler bende, Sen canlara bir saki, Sakiye pınar bende... Sen Rahmete aşıksın, Canlara Rahman bende... (Bestelendi, kayda alınmadı)
AŞIKLAR Şu dünyanın bağrına geldin ise neyin var İyi kötü bir okur cümle can aşıkları Gözden yaş akıtanın Hak Hüda'ya meyli var Mümin münkir kor okur Er Rahman aşıkları Kınama kimseleri, önce kendin bilesin, Kendin bilip geri dur, dur ki himmet göresin, Varıben ol dergaha posta yüzün süresin, Medet mür'vet der okur Şah Merdan aşıkları Derviş Ali dergaha eksik gelen tamamdır, Eksiği tamam eden Zül Celal ve'l İkram'dır, Arifler kıblesinde Hacı Bektaş imamdır, Seyyid Hünkar Pir okur yol erkan aşıkları (Bestelendi, kayda alınmadı)
CEM BİRLİĞİ İsmi Azam olsun bu ceme sahip, Himmet Allah Allah cem birliğine, Canları canlara kıldı müsahip, Azmet Allah Allah cem birliğine Resul okur Hak'tan, hikmetli Kur'an, Rehberim Ali'dir, sağında duran, Tövbemiz kabul et sahib-i meydan, Rahmet Allah Allah cem birliğine Onik' imam bilip verdi bu dersi, Evlad-ı Resul'den sordu bu dersi, Ayin-i Cem'dedir arş ile kürsü Vahdet Allah Allah cem birliğine Nur kandil uyandı, ışığım cemdir, Burda Adem oldum, beşiğim cemdir, El ele el Hakk'a eşiğim cemdir, Şükret Allah Allah cem birliğine Semaya açıla eller aşk ile, Hak adın okuya diller aşk ile, Furkan'dır ışıyan yollar aşk ile, Hikmet Allah Allah cem birliğine Tefsir-i Azam'dır cemimiz bizim, Cemlerde dağılır gamımız bizim, Şerbet-i Ebrar'dan demimiz bizim Kudret Allah Allah cem birliğine Postuna yüzümüz sürüldüğünde, Mansur'un darında durulduğunda Canlardan rızalık sorulduğunda, Medet Allah Allah cem birliğine Görgüde sorulur canın niyazı, Dilsizin bağrından çıkar avazı, Zül Celal ve'l İkram koymasın bizi, Hasret Allah Allah cem birliğine Sen bu ceme gel ki secde göresin, Derdin dermanını burda göresin, Rızalık alanda müjde göresin Mürvet Allah Allah cem birliğine Lokmalar dağıldı tevhit aşkına, Hüseyn-i Kerbela şehit aşkına, Evvel Ahir Baki şahit aşkına, Hürmet Allah Allah cem birliğine Gözcüler beklesin sağın solunu, Hak bilip tutasın pirin elini, Koyma Hak Muhammet Ali yolunu, Zimmet Allah Allah cem birliğine Derviş Ali düşün ateş halkını, Bir gün dinletirler sana talkını, İhtiyaçtan artan malın mülkünü Devret Allah Allah cem birliğine (Bestelendi, kayda alınmadı)
NIYAZ-I MECZUB Üçler, beşler, kırklar, hatrı meşkine, Rahmetinden kovup sürme düşkünü, Hü illa Hü, Ism-i Azam aşkına, Ashab-ı cahimden görme düşkünü Secdeye eğilen başlar aşkına, Aşkından dökülen yaşlar aşkına, Kabul, makbul olan işler aşkına, Huzur-u mahşerde yerme düşkünü Kurt kuşa verdiğin can niyetine, Alemlerden taşan ün niyetine, Rahman Rahim'deki şan niyetine, Ateşten gömlekle sarma düşkünü Salihler katarı, güruh-u naci, Cümle pir, ehlullah, olsun duacı Allah dost eyvallah, sen bize acı Çıkmaz yokuşlarda yorma düşkünü Salihlere inen bürhan hakk' için, Halilin sunduğu kurban hakk' için Cebrail dilinde Kuran hakk' için, Azab-ı azimle kırma düşkünü Niyaz eden cümle kul hürmetine, Fatıma Zehra'dan el hürmetine, Hak Muhammed Ali yol hürmetine, Sakla cehennemden verme düşkünü
TELLAL SEMAHI Hayırlar şerlere olunca galip, Allah bir diyene meydan getirdik, Muhammed Ali'ye olalım talip, Evliya elinden erkan getirdik Tefsir-i Azam'dır, fikir yeridir, Din-i Kayyum ol'dur, zikir yeridir, Cümle can mülkünde fakir yeridir, Ya Hızır diyene Rahman getirdik Dede niyaz edip cemi başlattı, Bunca pir, ehlullah yolu yürüttü Cümle can bir beden Hak zuhur etti, Arş ü Kürsü ile Mizan getirdik Kim ki hata edip düşse bir hale, Cemde Hak Resul'e eder havale, Canlar Hakk'a nisbet, dede Resul'e, Biz cümle dertlere derman getirdik Süründü bir civan alnı kınalı, El erde, yüz yerde, gencecik çağı, Rehberi boynuna bend etmiş bağı, Hak Allah yoluna kurban getirdik Kurbanı mesheder Yedullah'(ü) Resul, Deyiver sırrını yükünden kurtul, Canlar rıza verip ederse kabul, Yola ikrar ile iman getirdik Zakirler eline alınca sazı, Cibril Emin inip okur duvazı, Aşk ile dönelim çark-ı pervazı, Kevser-i Ahmed'e kervan getirdik Hü Cem birliğine, Allah konuşur Canlar birbirine hikmet danışır, Derviş Ali ezel ebed tanışır, Cümle gönüllerden Kur'an getirdik (Bestelendi, kayda alınmadı)

-BEŞİNCİ BÖLÜM- "SON SÖZ"

AŞIK Gün bize ışık olur, buluruz yolumuzu, Ay bize ayna tutar, görürüz halimizi Ayna ağzını açıp, deyiverir "İlla Hu" "Dinleyin dinlemeyin, severiz kulumuzu" Geceden ilham verip, sabaha zakir eder, Evvel hasen yaparsak, boş komaz elimizi Söz ederiz aşk ile, türlü hikmetlerinden, Kel söz edip otursak, lal eder dilimizi Biz gönülden okuruz, bilmeyiz manasını, Hem okur hem ağlarız, içeriz dolumuzu Gözümüzün yaşını, silmeyinen dindirmez, Saz çalarız divane, titretir telimizi Sözü tamam olunca, koyuverir kenara, Çünkü kendi gizlidir, söyletir delimizi Tur'da yanan ne idi, mübarek kıldı gönlü, Bize ateş ne gerek, yandırır çalımızı Fakir zannetmen bizi, biz cananı gözleriz, Yolcuya yeğni gerek, topladık çulumuzu Derviş Ali çağır sen, belki vakit tamamdır, Bak ne yöne fırlatıp yeşertir dalımızı
TERK-İ DAVA Bu meclisten içeri, Bu meclisten dışarı, Bildiğime, bilmediğime Gördüğüme, görmediğime, Tanıdığıma, tanımadığıma, Dostuma, düşmanıma, Cemil cümle eşyaya, Olup biten işlere, Yaratılmış her ne varsa, Bütün hakkım helal olsun, Hü, Aşıklar katarına...
ISSIZ SULAR Can özümü kodular, Issız sular yudular, Aşk ile kalk dediler, La ilahe illa Hu Aşıklar bilir künhü, Sırrı hakikat min hu, Medet ya hu ya men hu La ilahe illa Hu Aşıklar sarhoş geldi, Gözü dolu yaş geldi, Dost evine hoş geldi La ilahe illa Hu Cennet ala yurdun var, Aşık hala derdin var, Yürek yakan virdin var, La ilahe illa Hu "Aşık anda durasın, Yak hiçliğin çırasın, Yak ki didar göresin, La ilahe illa Hu" (Bestelendi, henüz kayda alınmadı)

“Pir Alim de pir Alim, Gel bu ceme gir Alim, Dü cihan semah eyle, Hak didarın gör Alim”