Erenler Deminde Şenlik Yolu - Ali Aksoy Şiir Kitabı
Erenler Deminde
ŞENLİK YOLU
ALİ AKSOY
Şiir Kitabı
Önsöz
Değerli dostlar, değerli canlar merhaba...
"Şenlik Yolu" olarak isimlendirip yazmaya başladığım şiir kitabımı şimdilik online ve interaktif olarak yayınlamaya karar verdim. Şiirlerimin bir kısmını besteledim, bunların bir kısmını da Youtube kanalımda yayınladım. Şiir kitabı dijital ve interaktif olduğu için burada şiirlerle birlikte videolar, görseller ve diğer her türlü dijital materyali kullanabilirim. Henüz düzenlemeleri bitmeyen ve bu sebeple kitap içerisinde olması gerekirken şimdilik eklenmemiş şiirleri düzenlemeleri bittikçe ekleyebilirim. Yine bestelenmiş olmasına rağmen henüz okunmamış eserlerin videolarını daha sonra ekleyebilirim.
Değerli okuyucularımdan gelecek yorumlara, soru ve eleştirilere göre açıklamalar, terim karşılıkları ve başka dip notlar ekleyebilirim.
İşte tüm bu nedenlerle "Şenlik Yolu" şiir kitabımı, ücretsiz olarak interaktif bir şekilde yayınlıyorum.
Şiirlerimi kullanmak isteyen herkes, bütünlüğünü bozmamak, metnini değiştirmemek kaydıyla kullanabilir, besteleyebilir ve alıntı yapabilir.
Kitap temel olarak 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar, "İlk Söz" ve "Son Söz" isimli açılış ve kapanış bölümlerinin arasındadır. Kitabın ana omurgasını oluşturan bu üç bölüm şu şekildedir;
Şenlik Yolu: Yol'un temel değer ve öğretilerine atıf yapan, bilgilendirici ve az da olsa tartışmalara yer veren şiirler.
Müteşabihat; ehli olmayanlar için anlaşılması güç bir bölümdür. Yazılmasında olduğu gibi, ne kastedildiğinin anlaşılması da emek gerektirir. Bütün dinlerin ortak "örtülü" sembollerini, mecazlarını, kadim terimlerini yine "örtülü" olarak kullanan, kullanırken de kısmen açıklayan şiirlerden oluşur.
Gönül Sofrası; daha çok tasavvuf ağırlıklı şiirlerdir.
Uzun bir okuma, araştırma ve düşünme evresinin ardından yazdığım bu şiirleri beğenmeniz dileği ile,
Aşk olsun !
Ali Aksoy, 10.11.2021
Erenler Deminde
ŞENLİK YOLU
ALİ AKSOY
Şiir Kitabı
Önsöz
Değerli dostlar, değerli canlar merhaba...
"Şenlik Yolu" olarak isimlendirip yazmaya başladığım şiir kitabımı şimdilik online ve interaktif olarak yayınlamaya karar verdim. Şiirlerimin bir kısmını besteledim, bunların bir kısmını da Youtube kanalımda yayınladım. Şiir kitabı dijital ve interaktif olduğu için burada şiirlerle birlikte videolar, görseller ve diğer her türlü dijital materyali kullanabilirim. Henüz düzenlemeleri bitmeyen ve bu sebeple kitap içerisinde olması gerekirken şimdilik eklenmemiş şiirleri düzenlemeleri bittikçe ekleyebilirim. Yine bestelenmiş olmasına rağmen henüz okunmamış eserlerin videolarını daha sonra ekleyebilirim.
Değerli okuyucularımdan gelecek yorumlara, soru ve eleştirilere göre açıklamalar, terim karşılıkları ve başka dip notlar ekleyebilirim.
İşte tüm bu nedenlerle "Şenlik Yolu" şiir kitabımı, ücretsiz olarak interaktif bir şekilde yayınlıyorum.
Şiirlerimi kullanmak isteyen herkes, bütünlüğünü bozmamak, metnini değiştirmemek kaydıyla kullanabilir, besteleyebilir ve alıntı yapabilir.
Kitap temel olarak 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar, "İlk Söz" ve "Son Söz" isimli açılış ve kapanış bölümlerinin arasındadır. Kitabın ana omurgasını oluşturan bu üç bölüm şu şekildedir;
Şenlik Yolu: Yol'un temel değer ve öğretilerine atıf yapan, bilgilendirici ve az da olsa tartışmalara yer veren şiirler.
Müteşabihat; ehli olmayanlar için anlaşılması güç bir bölümdür. Yazılmasında olduğu gibi, ne kastedildiğinin anlaşılması da emek gerektirir. Bütün dinlerin ortak "örtülü" sembollerini, mecazlarını, kadim terimlerini yine "örtülü" olarak kullanan, kullanırken de kısmen açıklayan şiirlerden oluşur.
Gönül Sofrası; daha çok tasavvuf ağırlıklı şiirlerdir.
Uzun bir okuma, araştırma ve düşünme evresinin ardından yazdığım bu şiirleri beğenmeniz dileği ile,
Aşk olsun !
Ali Aksoy, 10.11.2021
“Pir Alim de pir Alim,
Gel bu ceme gir Alim,
Dü cihan semah eyle,
Hak didarın gör Alim”
-BİRİNCİ BÖLÜM-
"İLK SÖZ"
RAHMET
Müminler cennete çekilip gitti,
Ol gözler karardı, umutlar bitti.
Dedik ki: Rabbimiz toprak et bizi !
Denildi: Unuttuk biz gayri sizi.
O saat nicedir, ümit tükendi.
Şu mahşer günü ki bu günden şendi.
Şu cennet suyundan bir damla var mı?
Oranın suyu da böyle kaynar mı?
Keşke biraz olsun iman edeydik.
Yahut şu bilgiyle geri gideydik.
Dedik ki: Buradan bir çıkış var mı?
Denildi: Gezinin, cehennem dar mı?
Kapandı kapılar, duyan bulunmaz,
Bu nice duvar ki, çatlar, delinmez.
Her yanda hakaret, her yan uğultu,
Bitmez yakarışlar, bitmez inilti.
Dedik ki: Allah’tan ümit kesilmez !
Kim ümit keserse iflah olunmaz !
O, Rahman, Rahim’dir, kullar O’nundur.
Şu yanan ayaklar, eller O’nundur.
O şanı yücedir, izzeti Hak’tır.
O’ndan başka bir dost katiyen yoktur.
Bir Nur ki, gökleri yarar görürsün,
Melekler ol Arş’ı sarar görürsün,
Eyyub’la bu işe ruhsat verildi,
Kitaba bakıldı, gerçek görüldü,
Develer delikten geçmez mi sandın ?
Yer ve gök emriyle göçmez mi sandın ?
Bir an ki, şu alem hep helak oldu,
“Ol” dedi, cüml’alem geriye geldi.
Cennetten soruldu, yerin var mıdır?
“Hayy !” dedi, Rahman’a sınır var mıdır ?
Müminler söyleyin, siz ne dersiniz ?
Dediler: Bir cemal, başka bilmeyiz.
“Arş’ın Rabbi !” deyi bir ses duyuldu,
Cümle can, ne varsa secde koyuldu.
Bir övgü duyuldu, diller diyemez,
Bu nice bir lisan, canlar bilemez,
Rabb kendin bir övdü, melekler şaştı,
Şu arşın nurundan gözler kamaştı,
Bir alem gitti de bir başka geldi,
Bu nice yaratış, orda ne oldu?
Dediler: Bu Kur’an dağlara indi.
Sekar’ın dağları boynunu eğdi.
“Yaratan adıyla, oku alemi,
O Gaffar ki, sonsuz Kerem sahibi”
Salih’e bakarsın deve getirmiş,
Sanırsın develer delik yitirmiş.
Gördüler kapıda bir Arslan durur,
Arslan Hatem ile kapıya vurur,
Dediler bu deli nereden geldi,
Bil cümle evliya: Biziz o deli !
Musa’ya bakarsın yarıp geçmiştir,
Asayı ateşe vurup geçmiştir.
Bir “el” ki çağırır, gel deyi deyi
Selam sözlerini Harun söyleyi
İbrahim ateşi, güle döndürmüş,
Dost ki dostu için, öfke dindirmiş,
Yusuf’u görünce Gayya şaşırır,
Eller uzatmış ta canlar aşırır.
Lut’a bakarsın ki, geride kalmış,
Kim kalsa geride hepsini almış.
İsa’ya bakarsın, gözler açandır,
Ölü bedenlere nurlar saçandır.
Adem’e bakarsın, isimler sayar,
Oğlum-kızım deyi gönlüne koyar,
Eyyub’un dilinde diner eyvahlar,
Yakub’un yurduna giren ferahlar.
Şuayb’e bakarsın, tartılar tutar,
Bu nice tartıdır, hep sevap tartar.
Şu kişi Nuh mudur, gemide bekler,
Bu nice su imiş, hep içecekler.
Hud’un yanındadır, şanlı alamet,
Alamet dediğin yüksek bir cennet.
Süleyman, canlara mülkler dağıtır,
Bir rüzgar eser de, tenler soğutur.
İsmail demiş ki, evler yapayım,
Senin rahmetine kurban olayım.
Davud’un zırhı ki, Sekar’ı örttü.
“Rahman”, “Rahman” deyi kuşları öttü.
Canları cemale bakar görürsün,
Neşeden neşeye akar görürsün,
“Bak cümle kulların gördüm işini,
Muhammet Mustafa kaldır başını !”
Hakk dedi: Ben size söylemedim mi ?
Bir işte bin hikmet var demedim mi ?
Melekler dediler: Tenzih ederiz.
Sen ne öğrettiysen onu belleriz.
Melekler Rahman’ı tesbihe durdu,
Bir zikir sesidir, alemi sardı.
Bu nice Rahmet ki gazabı yendi,
Hamdolsun Alemler Rabbi’ne dendi.
Ne tefsir, ne hadis, ne bir kıraat.
Ümit kesmeyene böyle şefaat !
Bu mümin kalbidir, Ruhundan zerre,
Gayrı sen Rahman’ı düşün bir kerre.
Bu nice Rahmet ki gazabı yendi,
Hamdolsun Alemler Rabbi’ne dendi !
BENDEN UZAKTA
Taş okudum bildiklerim kırıldı,
Seğirttim dalından sinem yarıldı,
Canım, kanım ışık ile karıldı,
Aklım gitti, deli benden uzakta
Ben talibim Ali benden uzakta.
Yürüsem yolunda fermanım hani,
Kış gününde lokmam, harmanım hani,
Senden gayrı derde dermanım hani,
Yaradanın eli benden uzakta...
Ben talibim Ali benden uzakta...
Softalar sırtından aşıp geçeyim,
Kitaplar ilminden perde açayım,
Üryan olup yerden sırrın içeyim,
Ademlerin beli benden uzakta,
Ben talibim Ali benden uzakta...
Işığın açtın da kamaştı gözüm,
Sır içinde sırmış küçücük özüm,
Gerçeğin deminde kıymetsiz sözüm,
Yerin göğün dili benden uzakta,
Ben talibim Ali benden uzakta...
Güruhu naciye alsalar beni,
Yıldıza, güneşe salsalar beni,
Nice bin yıl sonra bulsalar beni,
Ak saçların teli benden uzakta
Ben talibim Ali benden uzakta...
Yorulmaz yolunda yürüyüp duran,
Işığın değil mi bürüyüp duran,
Canı yurttan yurda sürüyüp duran,
Kayıkçının salı benden uzakta...
Ben talibim Ali benden uzakta...
Binsem kayığına yerin var mıdır,
Bu dolu gemide erin var mıdır,
Bilemedim senden derin var mıdır,
Aşıkların ili benden uzakta...
Ben talibim Ali benden uzakta...
Niye aşık olam, sebebin göster,
Akıl ışık bilmez, hikmetin ister,
Bu nice terzidir, bu nice astar,
Yaradanın hali benden uzakta,
Ben talibim Ali benden uzakta.
Dersine oturdum sazın dinlerim,
Beriden seslenen sözün dinlerim,
Avazım çıktıkça seni ünlerim,
Beklediğim dolu benden uzakta
Ben talibim Ali benden uzakta...
Okudum alemi sırlı kelamla,
Ekledim ayatın telli kalemle,
Ali bu yol çıkmaz sade ilimle,
Gönüllerin yolu benden uzakta,
Ben talibim Ali benden uzakta…
-İKİNCİ BÖLÜM-
"ŞENLİK YOLU"
Evvel Ahir Bismillah (Abdal Musa Sultan anısına)ZUHUR-U ABDAL MUSA (Evvel Ahir Bismillah)
Evvel ahir bismillah,
Işır çerağ iznillah,
Sağım solum bismişah
Hü diyelim bu zaman
Kurda kuşa vardım ben,
Kır postunu serdim ben
Dağ taş niyaz durdum ben,
Yer gök hü dedi heman
Sarhoş gezdim koynunda,
Ben badedir eyninde,
Hak ışıldar aynanda,
Ya Hü Ya Hü Ya Sübhan
İkrar kalu beliden,
Yol Muhammed Ali'den
Himmet Bektaş Veli'den
Hü der cümle ins-ü can
Derviş Ali maksadım,
Abdal Musa'yı andım,
Ava gittim avlandım,
Hü güzel gözlü ceylan
MANA OKUDUM
İnsanlar özünde mana okudum,
Dinledim derdini, dil başka başka,
İyi kötü yokmuş onu okudum,
Hepsi bir ağaçta dal başka başka
Tanrı cemalinden baksın isterim,
Ne ise muradı çıksın isterim,
Cennet cehennemi yıksın isterim
Ayrı gayrı olmaz hal başka başka
Derviş Ali bunu kullar diyemez,
Tadından bu balı kimse yiyemez,
Deli gömleğini herkes giyemez,
Değiştir düzeni, çal başka başka.
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
BİLMECE
Yılan soktu içimi,
Zehirledi kendimi,
Sarmaş dolaş uyuyup,
Uyananlar kendi mi ?
Uyandırıp yarattın,
Her yerini kanattın,
Dertlerine dert kattın
Öfkelerin dindi mi ?
İki canın varıyım,
Dört nefesli diriyim,
Mahkulattan biriyim,
Diğerleri sindi mi ?
Vay bana vaylar bana,
Kim sürüdü meydana,
Düştüm dünya zındana,
Anahtarım sende mi ?
İyi kötü karıştı,
Kim kiminle görüştü ?
Güçlü güçsüz yarıştı,
Kazananlar ondu mu ?
Binbir çeşit haliyle,
Şunun bunun eliyle,
Yerin göğün diliyle,
Niyet kula indi mi ?
Kul ne bilsin sen kimsin?
Belki gaddar zalimsin,
Belki Rahman Rahimsin
De ateşler söndü mü ?
Sazın ince tellidir,
Sözün binbir dillidir,
Sır tuttuğun bellidir,
Tez söyleyen yandı mı ?
İyiye mi el verdin ?
Kötüdeki kin kimin ?
Yarattığın ins-ü cin,
Kevserinde yundu mu ?
Ya bu cennet ne hoştur,
Gayrı yerler bom boştur,
Canlar anda sarhoştur,
Nimetine kondumu
Varlık birlik sendendir,
Hepsi bir bedendendir,
Her can aynı candandır,
Can özüne döndümü.
Tevhid asıl bu gerek,
Haydi Tevhide varak,
Her can secde kılarak,
Özün sana sundu mu
Derviş Ali peşinde,
Gezer halkın içinde,
Kusur bulmaz işinde,
Aşkın ile kandımı.
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
Eskiden Yeniden Tanrı Tanımam
Eskiden yeniden Tanrı tanımam,
Evvel Ahir Hakkın sözü kimindir,
Aklım yücelerde yere inemem,
Hayat ağacının özü kimindir
Uydurup dururlar taştan kalemden,
Aşkına yanmayan bilmez ilimden,
Kan kırmızı gözler okur alemden
Kalemsiz yazılan yazı kimindir
Tenhada ağlaşır sırdaş erenler,
Her anda, her işte seni soranlar,
Delirir coş eder, yola girenler
Bu şenlik yolunun tozu kimindir
Susar zannederler hangi dildesin,
Kimi yok zanneder hangi eldesin,
Hangi mahluktasın hangi kuldasın,
Bu can aynasının yüzü kimindir
Bilinmez sırrının ince işleri,
Sorsam anlatır mı mezar taşları
Kendisi hiç olan koca başları
Öğütüp bitiren azı kimindir
Senin gücün haktır başlar indirir,
Varlık birlik senden başlar, döndürür,
Senin muhabbetin öfke dindirir,
Cümle garibanın kozu kimindir
Bir kader emredip yazdın sıradan,
Her şeyin sureti çıktı aradan,
Senle varlık bulur cümle yaradan
Koç koyun yok iken kuzu kimindir
İyi kötü yoktur, her can sendendir,
Uyananlar görür her yan sendendir,
Davasız mahkeme, mizan sendendir,
Bilmeye ödenen sızı kimindir
Kulları eğledi hayal resmiyle
Bir dem temsil iken varlık cismiyle,
Cennetler var olur gerçek ismiyle
Bu kışın baharı yazı kimindir
Bildim yüce olan zatı keremi,
Aldım canibinden ilmi ikramı,
Buldum varlığında hiçlik yerimi
Ali bu ocağın közü kimindir
Davasız Mahkeme
Davasız mahkeme kurulduğunda,
Gelip huzurunda duran olur mu ?
Gönüllemiş kalpler kırıldığında
Bu işin hikmetin soran olur mu ?
Bilinmez işinde sırrı esrarı
Bırak bu hesaba türlü ısrarı
Bitmiş cümle canın ah-ü efkarı
Kendin teraziye vuran olur mu ?
Çıkar isen tartı eksik mi tartar ?
Evvel ahir dost dost sen bizi kurtar,
Bu nice tartıdır rahmetten artar,
Cahim cehenneme giren olur mu ?
Evvel ahir dost dost Süphan'sın Süphan,
Şanın şerefinle sultansın sultan,
Sen canlar özünde canansın canan,
Zat-ı zül celalin viran olur mu ?
Öğretti ademe türlü isimler,
Gördük gerçek sandık cümle cisimler,
Bildik alemlerde kimler var kimler,
Varlık aynasını kıran olur mu ?
İyi kötü derler cümle iş senden,
Varlık birlik yolu hep bir bedenden,
İşler akar gider türlü nedenden,
Dün bu gün bitmeden yarın olur mu?
Çoban koyun güder mey kaval ile,
Bazı taşa tutar dürter dal ile,
Koyun niyet bilmez korkar hal ile,
Bu sırrı demeyen Kuran olur mu ?
Cümle insü cinni topladı nara,
Sen canlar içinde Muhammed ara,
İbrahim ateşe girdiği sıra,
Acep bu ateş de serin olur mu ?
İlkin sağa sola olsa da haşır,
Her canın içinde canan dolaşır,
Mümine el için niyaz yaraşır,
Beride pür sefa süren olur mu ?
Aşık demiş, narda büyüt bedenim,
Kimsecik girmesin dışımda benim,
Sözüne kurbanım ah benim canım,
Bu aşkın sırrına eren olur mu ?
Duamız kabul et ey şanlı Sultan,
Evvel ahir baki, sahibi meydan,
Yar bu gün neyin var, her halın Rahman,
Yüzün göstermeye tören olur mu ?
Cahil cühelaya neylesin gerçek,
Zat-ı Kibriyya'dan ikram edecek,
O'na zalim diyen alçaktır alçak,
Zerresi kaytarıp narın olur mu ?
Uyan Derviş Ali, bitti bitecek,
Bu dolu gemi de battı batacak,
Hızır hazır nazır yetti yetecek,
Ölmeden cemali gören olur mu ?
HAKKIN ATEŞİ (ATEŞ SEMAHI)
Yarattı alemi, ol dedi El Hakk
Cennet cehennemi böldüğü zaman
Korku saldı kula, ateşe bir bak,
Kötüyü koyarmış öldüğü zaman
Dinle derviş dinle, bu bir devrandır,
Yakacak dediğin Zat-ı Rahman'dır,
Var git ateşine, korkma, dermandır,
Ateşi mübarek kıldığı zaman
Settar Allah, Rahman Allah,
Her dertlere derman Allah,
Hü diyelim döne döne,
Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah
Söyleşir ateşten, dinlersen Sübhan,
Zat-ı Zül Celali hep baki kalan,
Canların dostudur, dostuna canan,
Ateşe serinlik geldiği zaman
Ayırmaz kulları sürer cahime,
Yeminini bozmaz güven Rahime,
Can emanet candır düşme vehime,
Hesap kitap O'na kaldığı zaman...
Settar Allah, Rahman Allah,
Her dertlere derman Allah,
Hü diyelim döne döne,
Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah
Kazanlar kaynatmış düğün günüdür,
Cem etmiş alemi öğün günüdür,
Cana Rezzak olmak O'nun ünüdür,
Canları nimete saldığı zaman
Kitabın her yeri, her daim Haktır,
Kadir-i Mutlak'a çareler çoktur,
Rahmeti taşanın gazabı yoktur
Kader kıvamını bulduğu zaman
Settar Allah, Rahman Allah,
Her dertlere derman Allah,
Hü diyelim döne döne,
Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah
Melekler arşını sarıp dururmuş,
Denmemiş övgüler arşa varırmış
Salihler aşkından yanıp kararmış,
Her can ikramını aldığı zaman...
Hak ile Hü deyi bir olsam ne var,
Aşkından pervane pir olsam ne var,
Derviş Ali anda nur olsam ne var,
Cehennem nurunla dolduğu zaman
Settar Allah, Rahman Allah,
Her dertlere derman Allah,
Hü diyelim döne döne,
Hü Sübhan, Hü, dost eyvallah
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
GAYRET
Terk ettim lisanı, vardım gayrete,
Tartışan güruhtan yıldım efendim,
Ummanı görünce düştüm hayrete
Bir zaman kurumuş göldüm efendim
Haccettim fakiri ziyaret ile,
Salatım viranı imaret ile,
Orucum suçluyu mağfiret ile
Dini, yolu böyle bildim efendim
İhya oldum ihya ederken eli,
İkram ehli olur Rahman'a veli,
Budandıkça açar cennetin gülü,
Firdevsi dünyada buldum efendim
Sarıl düşmanına düşmesin nara,
Her insan bir maden sen altın ara,
El ele el hakka vardığım sıra,
Ne varsa hakkımı sildim efendim
İbadet canlara verilen hizmet,
Secde et Ademe, Rahmana şükret,
Ne ekersen onu biçersin elbet
Dersimi Kuran'dan aldım efendim
Yakın kılınanlar gayret edermiş
Kurban olur halka canın adarmış
Kınalı kuzular Hakka gidermiş,
Kınayı alnıma çaldım efendim
Adam olan hiçliğinden seçilir,
Evvel ahir hakkın yolu açılır,
İzniyle her türlü bela geçilir,
Kalanlara köprü oldum efendim,
Cümle can meclisi olmuş bir hüda,
Kamuya faydayı döndür mabuda,
Bak can aynasına içtiğin suda
Bu canı ummana saldım efendim
Ali bu ağacın dalları gökte,
Yol giden katarın değeri yükte,
Yüklen bu gayreti yol yokuş çık da,
De Hakka huzruna geldim efendim
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
Tapmak Yok Dinimizde - Ali AksoyTAPMAK YOK DİNİMİZDE
Tapmak yok dinimizde,
Yol erkana hizmet var,
Yol erenler yoludur,
Yol sürene hürmet var
Kulluğundan gocunmam,
Hizmetinden yüksünmem,
Bilmem cennet cehennem,
Bende dosta hasret var
Özümü dara çektim,
Baş eğip yere baktım,
Ol dem miraca çıktım,
Benden ne şikayet var ?
Baktım canan el verir,
El içinde gül verir,
Gül içinde bal verir,
Bal içinde hikmet var
Gül Muhammed, bal Ali
Hikmet Bektaş-ı Veli
Bu el Allah'ın eli,
Bilene basiret var
Gülü koydum göğsüme,
Edep erkan nefsime,
Hü pirin nefesine,
Onda Hakk'tan izzet var
Semahda çark içinde,
Seğirtir kırk içinde,
Görülmez fark içinde,
Kırkında bir suret var
Arş-ı Kürsü andadır,
Bir ulu meydandadır,
Bak pire ne yandadır,
Her yanda Azamet var
Tut aynayı yüzüne,
Dost görünsün gözüne,
Uy erenler sözüne,
Her sözde keramet var
Bu yol aşkın yoludur,
Hikmetlerle doludur,
Rehberimiz Ali'dir,
Resul'den icazet var
"Rabbi Yessir" dilimde,
Gül Muhammed gönlümde,
Elim Rehber elinde,
Hak hizmete davet var
Hak bilip gidenlere,
Muhabbet tadanlara,
Rızalık güdenlere,
Yedi derya Rahmet var
Derviş Ali ışk olsun,
Hayır, himmet, aşk olsun,
Arayana meşk olsun,
Bulanlara servet var
ŞENLİK YOLU
Açtık hünkar kapısın,
Kurduk gayret yapısın,
Hak korusun hepisin,
Yolumuz şenlik yolu
Davetimiz iş ile,
Gayretimiz çoş ile,
Her yapılan hoş ile
Yolumuz şenlik yolu
Dünyada cennetimiz
Rızadır hasretimiz
Makbulse gayretimiz
Yolumuz şenlik yolu
Ha gayret der pirimiz,
Bine denktir birimiz
Hep ortaktır varımız
Yolumuz şenlik yolu
Ali bu yol ne hoştur,
Tartıştığın hep boştur,
Rızanın yolu iştir
Yolumuz şenlik yolu
Gaib Erenleri - Ali Aksoy
GAİB ERENLERİ
Gaib erenleri yola çıkmışlar,
Kervancısı Ali katarımız var,
Muhammed Mustafa destur alıptır,
Evvel Ahir Baki Settarımız var
Beni de katara katın erenler,
Bu canı meydanda satın erenler,
Dost nenni vird ile yatın erenler,
Her dağın başında yatırımız var
Saklı beşiklerde devri daimiz,
Nurlu eşiklerde aşk-ı kaimiz,
Ezel ebed aşka cümle saimiz,
Dervişiz alemde hatırımız var
Gaib erenleri semah eyledi,
Kara geceleri sabah eyledi,
Her ne eylediyse Allah eyledi,
Dirilip imdada yeterimiz var
Aşk ile pervane dönsün alemler,
Aşkın kitabını yazmaz kalemler,
Seyr-i hududunu bilmez ademler,
Kurt kuşun içinde öterimiz var
Derviş Ali okur harfsiz kitaptan,
Hudutsuz Rahmetten, yüce Çalap'tan,
Gaiban mest olur Nur-u Tevvab'dan,
Çerağ olup cemde tüterimiz var
BEYTULLAH
Beytullah dediler gönül köşküne,
Tanrının evine koş da gel canım,
Ölçü koyulur mu canan meşkine,
"İlla Hu" deyinen coş da gel canım
Tanrının evinde avlanmak haram,
Burda kurban candır onulmaz yaram
Can baş feda için bir kürek verem,
Kendi çukurunu eş de gel canım
Burda misafire eyce bakılır,
Acı doyurmaya ateş yakılır,
Yazın her ağaçtan lokma dökülür,
Er isen yoklukta, kışda gel canım
Soruştur kendini, yolun Hüda mı ?
Kamunun yoluna can baş feda mı ?
Azmet korumaya bu evi damı,
Hüseyn gibi yere düş de gel canım
Dünya meşgalesi düştün işine,
Evliya-(y)ı Ali varsın düşüne,
Kalma oralarda kendi başına,
El ele el Hakka aş da gel canım
POST (ŞÜKÜR) SEMAHI
Evvel zamanlarda aşk meclisinde,
Katar uzattılar çıktım meydana,
Hak Muhammet Ali dostun evinde,
Gönlü çerağ edip yaktım meydana
Allah Allah Allah Hü Allah Allah
Postuna yüz sürdük Elhamdülillah
Erenler diz çöküp ikrar vereyim,
Dostun katarına ben de gireyim,
El verin huzurda didar göreyim,
Kurbanım, dört dönüp baktım meydana
Allah Allah Allah Hü Allah Allah
Postuna yüz sürdük Elhamdülillah
Dediler: Öl gelme, öl yoldan dönme,
Ateşten göynektir al yeşil sanma,
Ya maldan ya candan olursun, kanma,
Can özümü dara çektim meydana
Allah Allah Allah Hü Allah Allah
Postuna yüz sürdük Elhamdülillah
Dedi: Derviş Ali, yolun güzeldir,
Erden pirden okur, dilin güzeldir,
Engür eylesinler halın güzeldir,
Aşk ile eriyip aktım meydana
Allah Allah Allah Hü Allah Allah
Postuna yüz sürdük Elhamdülillah
(Bestelendi, kayda alınmadı)
Maide
Rıza Şehri deyi toplanmış canlar,
Destur pirim himmet girdim içeri
Tefsir-i Azamdır, arifler anlar,
El ele el Hakka verdim içeri
Halil-ür Rahman'dan gelen imamet,
Öğretir manayı sırr-ı velayet,
Muhammed Mustafa dosttan emanet,
Yüzümü postuna sürdüm içeri
Binbir karanlıkta gönlümü yaktım,
Seyrettim güzeli cemale baktım,
Canların ceminde serçeşme aktım,
Gönül sofrasını serdim içeri
Pirim Allah dedi, gözümü açtım,
Sakanın elinden suyunu içtim,
Hüseynin yasından kendimden geçtim,
Dışım kan revandır, derdim içeri
Bu evde yurt tutar pirler erenler,
Kurttan kuştan rızalığın soranlar,
Yarin göyneğinde gonca derenler,
Hasbahçe eynini gördüm içeri,
Canların cananı canda dolaşır,
Dolaşır talibe hikmet ulaşır,
Ali'ye ışk iner, rahmet ulaşır,
Dilim huruf okur, virdim içeri
Dindarlık
Kevseri doldurur Nuh'un seliyle
Susayanlar içer iki eliyle
Hak teala söyler Kuran diliyle
Eğri büğrü kalpler imana gelsin
Dinleri bıraksın Rahman'a gelsin
Bıraksın Tanrıyı eylesin işi,
Güzel söz söylesin her daim kişi,
Bölüşsün elinde ekmeği aşı,
Cenneti ahirden bu güne gelsin
Ünlesin cümle halk bu yana gelsin
Kitabı bıraksın hayat okusun,
Adam değil ekmek kessin çakısın,
Bülbül olsun bağda sevgi şakısın
Vadesi yetince harmana gelsin,
Tartılsın çarşıda mizana gelsin
Ali bu dindarlar dini bilmezse
Cennete çağırıp kendi gelmezse
İnsanın şehrinde yüzler gülmezse
Cehennem ahirden bu ana gelsin
Hakkın söylediği meydana gelsin
Gezgin - Ali Aksoy (Şenlik Yolu)GEZGİN
Görmesem sözünü edemem lakin,
Bir canan göz eder tenin içinde,
Türlü badirede eyledi sakin,
Çok kırılan kaldı yenin içinde
Kurunca köşkünü geçip oturmuş,
Arş-ı Alasını köşke getirmiş,
Nasıl sığdırmış da nasıl yetirmiş,
Evvel ahir baki anın içinde
Güneş aynı güneş ışığı aynı,
Aşıklar değişti, maşuğu aynı,
Gönül tarlasının başağı aynı,
Boy verdi filizler kının içinde
Ne gökte gezinmiş, ne yere inmiş,
Gizlide durmayı adet edinmiş,
Badesi ezelden özüme sinmiş,
Sakisi dört döner kanın içinde
Gökte arayanlar baksın işine,
Neylesin göklerde kendi başına,
Varmış yarattığı canın peşine,
Cümle can bir olur canın içinde
Der isen; ezberim hatim indirmez,
Lisanım acemi, dilim döndürmez,
Sen O'nu anarsan, çerağ söndürmez,
Çıraya ne gerek dinin içinde
Yari tanımaya kitap gerekmez,
Aşka düşen cana hitap gerekmez,
Pusula gerekmez, kutup gerekmez,
Fizandan seçilir binin içinde
Sakın kırıp dökme, kılma dalalet,
Bin düşün, bir işle, sorgu sual et,
Dost düşman kim varsa hakkın helal et,
Yar eyleşmez kalpte kinin içinde
Bölüş ekmeğini erlik edersen,
Güzel söz söyleyip dirlik edersen,
Cümle mahlukata yarlık edersen,
Yar görünür ins-ü cinin içinde
Ver elin ikrarda durursan şayet,
El ele el Hakka, sırrı velayet,
Ozanlar okudur doksan bin ayet,
Cebrail söyleşir tının içinde
Budur adabımız, budur yolumuz,
Yardan gayrı olmaz bizim velimiz,
Canları dolaşır, sırdır halımız,
Ali gezer şunun bunun içinde
Haktan Bir Dilek
Haktan bir dileğin var ise eğer,
Önce bir iyilik işle de söyle,
Musa gibi çekil kenar gölgeye,
Rabbin nimetini düşle de söyle
Sakın kırıp dökme eylediğinde,
Fazla ver bir şeyi payladığında,
Birine bir şeyler söylediğinde,
Kendini onunla eşle de söyle
Aşkın mabedidir nasıl kıyılır,
Gönül yıkan dünya yıkmış sayılır,
El yakan kendini yakmış sayılır
Dilini ısırıp dişle de söyle
Borçluya mühlet ver isteme peşin,
Suçluyu bağışla bol olur aşın,
Fakire söylerken bir daha düşün,
Fakru zarurette kışla da söyle
Bülbül ol güzeli şakıdığında,
Gönlünü hoş ile dokuduğunda,
Dura dura oku okuduğunda,
Evvel ezberini taşla da söyle
Ali sen bunalıp darılma hemen,
Kötü söz diyene kırılma hemen,
Söyle en güzeli yorulma hemen
Kalk yine en baştan başla da söyle
Ağlarsa Anam Ağlar - Ali AksoyAĞLARSA ANAM AĞLAR
Ağlarsa anam ağlar,
Gayrısı yalan ağlar,
Acıyı üzüntüyü,
Dert çekip bilen ağlar
Çalap böyle yaratmış,
Verdiğini var etmiş,,
Sırasını sır etmiş,
Gün gelir gülen ağlar
Geçip giden özlenir,
Hep tekrarı gözlenir,
İçin için sızlanır,
Göz yaşın silen ağlar
Bir elmadır çark eder,
Dün bu gün ne fark eder,
Adem evi terk eder,
Havvayla yılan ağlar
Bu hayattır var geçer,
Kimisine dar geçer,
Göz önünden yar geçer,
Kim bakar filan ağlar
Bu gerçektir, acıdır,
Demez kardeş bacıdır,
El tütüşen bacadır,
Soğukta kalan ağlar
Can alırlar kıymadan,
Günlerini saymadan,
Yaşamaya doymadan,
Gencecik ölen ağlar
Bu, dünyanın günüdür,
Her bildiğin sanıdır,
Her doğan gün yenidir,
Geceden dolan ağlar
Ali, kader pay eder,
Bulan bir gün zay eder,
Ta doğuştan vay eder,
Dünyaya gelen ağlar
BANA DİNİM SORAR - Ali AksoyBANA DİNİM SORAR
Bana dinim sorar kimi meraktan,
Diyeyim dinimin tarifi güzel,
Dinim aşktır benim, tadına doymam,
Pişirip pay eden arifi güzel
Kitaplar içinde çok safha geçtim,
Nihayet Hünkarın yolunu seçtim
Meylettim canana bir perde açtım,
Ne yandan baksan, o tarafı güzel
Cananım kul değil, oldur yaradan,
Kaderi var eder, yazar sıradan,
Her şeyi bilen O, akdan karadan,
Kamildir, hikmet-i şerifi güzel
Neylerse hoş eyler, bilir işini,
Aşk eyle gayrı da sil göz yaşını
Ahvalim ne diye yorma düşünü,
Cennet cehennemi, arafı güzel
Şu alem rüyadır, öğretir cana,
İyi kötü yoktur varıp sınana,
Rahmetin hissetsem yetişir bana,
Müjdeyi sır eder, hurufu güzel
Henüz geçmediğim eşikler vardır,
Yar eder Ali'yi ışıklar vardır,
Taşı altın eden aşıklar vardır,
Girdim, bu pazarın sarrafı güzel
ZAKİR
Şakır dost evinde gül yüzlü zakir,
Sen Ali'den oku, ben de Veli'den
Bizi aşık eden Allah'a şükür,
Sen Ali'den oku ben de Veli'den
Hü diyelim candan her bir durakta,
Nefesin dağılsın türlü leylakta,
Bırak gam kederi, derdi bırak da,
Sen Ali'den oku, ben de Veli'den
Gel durna avazlım, söyle yüceden,
Oku türlü renkte gülden goncadan,
Ay yüzün nuş edip baksın geceden,
Sen Ali'den oku, ben de Veli'den
Derviş Ali söyler aşk-ı heveslen,
Sen oku mihraptan kalbime seslen,
Gel yüreğim dinle, göğsüme yaslan,
Sen Ali'den oku, ben de Veli'den
Türk'ü Kürd'ü Nidersin
Türkü Kürdü nidersin,
Biz aynı saz çalarız,
Biri ağıt okusa
Aynı dilde ağlarız
Biri gönlün sunmasa,
Biri aşka yanmasa,
Şu toprak uyanmasa,
Karına taş bağlarız
Aslımız ışıktandır,
Neslimiz beşiktendir,
Bir ana aşıktandır
Onbin yıllık çağlarız
Doğu batı dört köşe,
Kuzey güney pür neşe,
Ali sarıl kardeşe,
Çok şükür ki sağlarız
Rızalık Şehri - Ali AksoyRIZALIK ŞEHRİ
Bir şehir dediler duydum adını,
Kapıdan baş eğip girilen şehir,
Rızalık Şehridir, sordum yönünü,
Canların gönlünde kurulan şehir
Yapısı tüydenmiş, harcı köpükten,
Dedim, nasıl durur bu kadar yükten,
Dendi, canlar ölür burda göçükten,
En küçük kusurda kırılan şehir
Nasıl varıp girem ben güzel şehre,
Ya kırıp döker de uğrarsam kahra,
Hak Muhammet Ali Fatıma Zehra,
Cümle can adına darılan şehir
Rahman Rahim Mevlam saklasın beni,
Affedip suçumdan aklasın beni,
Bir musahip ile yoklasın beni,
Anda yüzbin dara durulan şehir
Ne yapıp ettiysen, varın önünde,
Tir tir titreyi ben pirin önünde,
Huzuru mahşerde, yarin önünde,
El ele el Hakka varılan şehir
Cehenneme haram, zerresin almaz,
Hak Rahman kuşatmış, hiç zarar gelmez
Burda nasip alan bir daha ölmez,
Hayyül Kayyüm Dost'ta dirilen şehir
Peyikler seslendi, kapı açıldı,
Açıldı içinden inci saçıldı,
Rızalık soruldu, aşka geçildi,
Rahman'ın hatemi vurulan şehir
Rızalık alanlar şehre doluşur,
Dergah-ı Ali'de lokma bölüşür,
Canların içinde canan dolaşır,
Meyledip canana sarılan şehir
DİN-Ü DİYANET
Evvel Ahir Hak'tır, şek ve şüphe yok,
Yaradandan gayrı canan bilmezem,
Kendine varmaya yol yöntemi çok,
Ben niyazdan ala erkan bilmezem
Hayrı işlemeye gücüm yeterse,
Güzel olduğuna gönlüm yatarsa,
Akıl da bu işe çare katarsa,
Bu işe kamuda kızan bilmezem
Bana gerek değil falanın dini,
Her gönül kendince hoş etsin canı,
İnanç dediğinin her yanı sanı,
Akıl vicdan öte ferman bilmezem
Geçmişin kavgası bu güne yetmiş,
Şu şunu söylemiş, bu bunu etmiş,
Kimseyi görmedim, hep varıp gitmiş,
Doğan günden başka zaman bilmezem
İyiler hoş olsun, varsın didara,
Kötüler af olsun, girmesin nara,
İyi kötü yoktur her can biçare,
Alemde kadere derman bilmezem
Özüne nakşeder, eyletir işi,
Nerde büyüdüyse, öyledir kişi,
Kün fe yekün imiş her şeyin başı,
Tanrı hesabında ziyan bilmezem
Vardır bir bildiği, cahil değildir,
Yanlış gördüğünü bir gün sağaltır,
İlle ve nihayet nuru çoğaltır,
Suyu boşa giden tufan bilmezem
Uyarsan biz senle erbab oluruz,
Uymazsa birlikte turab oluruz,
Bir gün gelip çatar, ahbab oluruz,
Cahimde, gayyada kalan bilmezem
Ali cahilleri azdırmayasın,
Olur olmaz sebep kızdırmayasın,
Kendi çukurunu kazdırmayasın,
Sakın çıkıp deme Kuran bilmezem
Pirim Geldi Köyüme - Ali AksoyPİR SEMAHI
Pirim geldi köyüme,
Taliplere el verdi,
Ayini cem açıldı,
Hak tarikat yol verdi
"Pirimiz, sultanımız
Hacı Bektaş Veli dost
Yolumuz erkanımız
Hak Muhammet Ali dost"
Pir oturdu postuna,
Hü Muhammet destine,
Selam edip dostuna,
Sırr-ı Ebrar kal verdi
Pir evladı Ahmet'in
İndi şavkı Rahmet'in
Ravza-i Muhammed'in
Kırk yanından gül verdi
Kalktı genc-ü civanı,
Pervaz açar ihvanı,
Hü Allah'ın meydanı,
Nice kurban kul verdi,
Hü kınalı kuzular,
Yaralanmış sızılar,
Köz ocakta mızılar,
Ataşına kül verdi
Kırklara meydan gerek,
Meydana merdan gerek,
Bu yola arslan gerek,
Muhammed'e Al' verdi
Acı şerbet içildi,
Kusurlardan geçildi,
Gök kapısı açıldı,
Rahmetini sal' verdi
Derviş Ali pir okur,
İyi kötü bir okur,
Mümin münkir kor okur,
Rahman böyle dil verdi
ON DOKUZ DÜŞKÜN
On dokuz düşkünü attı tamuya,
On dokuz mürebbi karz olup geldi,
Belki bedel kıldı, ins-ü kamuya,
Sırr-ı hurufuna derz olup geldi
Adem değildiler, düşüp semadan,
İlişip kızlara oldular nadan,
İdris kitabında sayılan beyan,
Okundu Kuran'da gürz olup geldi
Kimse şımarmaya, hilmi yamandır,
Türlü azaplara ilmi yamandır,
Benim dileğimdir, zannı gümandır,
Demeyim, cehennem arz olup geldi
Düşkünler var etsin Hıdır Abdal'a
Kılsın düşkünleri yola müptela,
Cümle düşkün için edelim sala,
Bu iş meczublara farz olup geldi
Ali çok söz etme, bilmez birisin,
Arifler bilirler işin doğrusun,
De ki, cananımdır, beni korusun,
Rahmet aşıklara ırz olup geldi
MİLLETİN MİRACI
Atları buraktır, bozgurd Cebrail,
Miraca bu şekil vardı bu millet,
Arsız uğursuza oldu Azrail,
On dokuz iklimde zordu bu millet
Gök Tengri adını Hu'ya yetirdi,
Evlad-ı Resule ikrar getirdi,
Hüseyn'e su deyi varıp yeterdi,
O vakit uzakta sırdı bu millet
Urum Abdallarla semah döndüler,
Cümle düşmanları kırıp yendiler,
Bir tahta kılıca can baş sundular,
Ezelden Çalab'a yardı bu millet
Kamların yerine koyup dedeyi,
Özünden kıymetli bildi babayı,
Illa Hu deyinen tüten obayı,
Karz-ı Hasen edip verdi bu millet
Fakirdir gizliden karna taş basar,
Ali'nin postuna eğip baş basar,
Ateşe yürüse ayak yaş basar,
Cümle evliyadan erdi bu millet
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
GÜL YÜZLÜ SEVDİĞİM
Gül yüzlü sevdiğim, canım cananım,
Üç günlük ömrümde mihman mısın sen,
Gönül gözüm kılmış meyli kararım,
Doksandokuz ism-i Rahman mısın sen
Evimde kekliktir, seker ha seker,
Ab-ı kevser içmiş şeker ha şeker,
Nazar-ı Cemil'den bakar ha bakar,
Bin derdime derman lokman mısın sen
Hayranım darında kerametine,
Aldım kabul ettim Hak niyetine,
Can baş feda kıldım her ayetine,
Kelam-ı Mübarek Kuran mısın sen
Ademin yanında Havva misali,
Eksik yanım tutar, olmaz emsali,
Ellerin elimde peri masalı,
Cennet-i Ala'ya bürhan mısın sen
Seyrü sefer edip konup göçelim,
Tenden tene candan cana geçelim,
Varıp ezel ebed aşkın içelim,
Devri daim eden zaman mısın sen
Başım, eşim, aşım huzur kalesi,
Hak Muhammed Ali aşkın alası,
Hızır Hazır senden razı olası,
Has bahçe içinde reyhan mısın sen
CİNSELLİK
Cinselliğe ayıp deyip çıktılar,
Ayıp gözetmezler her işlerinde,
Hak Ruhundan üfler, sende özü var,
Ayıp sende değil, görüşlerinde
Ayin-i mübarek işler canlılar,
Kün fe yekün ile başlar canlılar,
Evvel Ahir'dendir bütün sonlular,
Rahman'ın maksadı varışlarında
Cümle canın canı ol bidayetten,
Hikmetini işler binbir ayetten,
Var maksadın ara bul hidayetten,
Cevap doğru soru soruşlarında
Allah dost eyvallah, Kadir-i Mutlak,
Ayıptan münezzeh, hem Süphan-ı pak,
Bak can aynasına, söyle enel hak,
Mansur'u bul kalbin vuruşlarında
Hak Rahman sevdirir, sebep üretir,
Mecnun eder canı Leyla aratır,
Nasıl diler ise öyle yaratır,
Öz dolaşır alış verişlerinde
Özünde dört kalem yazar kitabı,
Rahman ta ezelden etmiş hitabı,
Yerde gökte ne var hep O'na tabi,
İsyan cebindeki kuruşlarında
Kitaba gerek yok, her yanı gözle,
Gözle can özünü, kendini izle,
Hak Muhammed Ali konuşur sözle,
Ayıp, şehirlerin varoşlarında
DEİST ATEİST
Deist, ateiste kafir diyenler,
Allah'ın adıyla günah ederler,
Kurmuşlar mahşeri Allah'tan evvel,
Sen şura, ben bura berzah ederler
Bey hoca yavaş gel, Allah mısın sen,
Kim mürted kim müslim henüz çok erken,
Kendi tuğyan ile önde giderken,
Deist, ateisti küstah ederler
Sen misin cennete tel örgü çeken,
Her sözün itici, her lafın diken
Sen mana bilmeden üfürür iken,
Onlar Kitap ile sabah ederler
Nerde bir cehalet orda sen varsın,
Nerde bir rezalet orda sen varsın,
Sonra Allah deyip üste çıkarsın,
Onlar sana bakıp eyvah ederler
Bütün ezberleri yıkar, bilenir,
Çirkin işe bakar bakar bilenir,
Ne sen gibi arsız cennet dilenir,
Ne sahte imana tamah ederler
Cümle Nebi ıslah için geldiler,
Geldiler mevcuda kafir oldular,
Bunlar da sizleri eğri bildiler,
Bu sebep doğruyu tembih ederler
Senin bilmediğin Kuran'a göre,
Resul de din iman bilmezmiş bre
Sen nere, hakikat aramak nere,
Onlar hakikati Allah ederler
Ah hoca, sen böyle gevrek gülerken,
Dini olur olmaz işe bularken,
Sen Hakkın yoluna kara çalarken,
Onlar Hakkı senden tenzih ederler
Din iman işleri zordur ey hoca,
İyilerin dini birdir ey hoca,
Hakkın binbir vasfı vardır ey hoca,
Hepsi başka başka tesbih ederler
Ali'ye bulaşma, açar kitabı,
Bir bir kanıt ile söyler hitabı,
Bir düşün ne sebep, kim muhatabı,
Sanma ki seninle mizah ederler
Kader Yargıcı
Bir bak hele mesmursuz
Ben değnekli gezerim,
Hilmim ile aldanma
Ben yavaşca kızarım
Bulmuş ballı çörekler,
Kimin bu bal petekler
Ayıları pataklar,
Çiyanları ezerim
Bindiğim şu aslanı,
Kedi sanma neslini
Geçer rahmet faslını
Kendirini çözerim
Kaçan kurtuldum sanır,
Sanma felek şaşırır,
Dağlarını aşırır,
Denizinde yüzerim
Bura adalet yeri,
Geç kırkı ellileri,
Aldığım kelleleri,
Tesbih diye dizerim
Hep yalan güftelerin,
Yuttuğun köftelerin,
Ben hırsız softaların,
Kitabını yazarım
Allah ile aldatan,
Cühelaya din satan
Haram lokmalar yutan
Adamları bozarım
Mesmursuza iş eder,
Gözlerini yaş eder,
Kafasını taş eder,
Çukurunu kazarım
Kim ki varır yatmaya,
Bir kötü iş etmeye,
Altına işetmeye,
Düşlerine sızarım
Vurduğumda keseri,
Demem ne yaş ne kuru,
Yüzbin yıllık çınarı,
Talaş eder hızarım
Görünmeyen elimle,
İş görürüm ilimle
Ezel ebed zalimle,
Olmaz benim pazarım
Mahkemen kurulunca,
Defterin dürülünce,
Kalemin kırılınca,
Kestaneyi çizerim
Ali Yargıç böyl'olur,
Zalimlere veyl olur,
Daha başka neyl'olur
Uzak dursun mezarım
DAR
Hiçlik dersin, varım diye gezersin
Sana senden ala şirret bulunmaz
Gerine gerine bir can üzersin,
Gönül yıkanlara Rahmet bulunmaz
Dövene elsiz der, ahkam kesersin,
Sövene dilsiz der, gürler esersin,
Derviş gönülsüz, der hemen küsersin,
Tekkeye sen gibi namzet bulunmaz
Derviş anca varıp Rabbine küser,
Durup münacatta yüzünü asar,
Dosttan gayrısından illeti keser,
Ona Hak'tan başka illet bulunmaz
Derviş ölüdür de canlı görünür,
Yıkık viranedir, şanlı görünür,
Hiç din bilmez iken dinli görünür,
Dervişte Hak ile hasret bulunmaz
Sabah akşam derken günler geçilir,
Her gün aynı acı şerbet içilir,
Derviş "Hu" deyince gönlü açılır,
Dervişte başka bir servet bulunmaz
Ele talkın güzel, kendine yalan,
Hiç olanda benlik olur mu ulan,
Bırak dervişliği var git oyalan,
Derviş aynasında suret bulunmaz
Sana kaypak desem ada yakışmaz,
Aslan Ali desem sana yakışmaz,
Senin aslanlığın sirke yakışır,
Yolun arslanında zillet bulunmaz
Adı güzel senden derviş olur mu ?
Çalı dikeninden yemiş olur mu ?
Saman alevinden güneş olur mu ?
Sana dünya gibi cennet bulunmaz
HATEM
Çokları hatemi, hitam bildiler,
De bakalım hoca nasıl bilirsin ?
Farz et ki, bir canı memur kıldılar,
Hemen inkar edip yolda kalırsın
Diyelim bir Nebi okur kitaptan,
Ne gelse söyledi yüce Çalaptan,
Yüz çevirmez misin böyle hitaptan,
Hem münkir, hem mücrim, müşrik olursun
Bu sebep bildiğin şeye güvenme,
Ara, sor, soruştur, hazıra kanma,
Rahman'ın dudağı kilitli sanma,
Olmaz deme baktın olmuş bulursun
Evvelce Yusuf'u böyle andılar,
Benzer meseleye benzer kandılar,
Hatemül enbiya hitam sandılar,
Sen de bu düzenden nasip alırsın
Dersin ki; nübüvvet buldu nihayet,
Var mı bir kanıtın, muhkem bir ayet ?
Sağlam dayanağın yok ise şayet,
Neden hiddetlenip öfke dolarsın ?
Atıp tutmalara kapalı kelam,
Dilerse vahyeder Allahü alem,
Onun sözlerine yetişmez kalem,
"Ol" deyi yazılsa sen mi silersin ?
Ezber okumanın olaydı adı,
Dört kitap inmeye ne gerek idi,
Farklı zamanlara farklı muradı,
Belki sen maksattan ayrı dilersin
Önyargı çukuru gayyadan derin,
Var taşla ezberi İblisten korun,
Ali'nin dediği olursa yarın,
Allah muhafaza kafir ölürsün
AYNA
O önce söyletti, sonra öğretti,
Eşyaya can verip ayat okutur,
Kendini seyreden canı var etti,
Mahlukun gözünden ayna bakıtır
Et kemik dinelmiş yürüyüp gelir,
Her çeşit manaya bürünüp gelir,
Okuyan manayı arayıp bulur,
Bülbül eder dile Hakkı şakıdır
Öğretir Ademe türlü işleri,
Kaderi yol eder dizer taşları,
Kendiyle söyleşir, eğer başları,
Rahmeti eritip gözden akıtır
Kader bir halıdır yürürsün yayan,
Her adım bir vakit altında kayan,
O'nun desenleri Arif'e ayan,
Gah şuna gah buna ilmek dokutur
Ali, her diyeni dinlersin canla,
İyi kötü yoktur sen bunu anla,
Bu sebep her canın sözünü dinle,
Gah Ariftir gah bilmezin tekidir
TÜRKMEN OBALARI - Ali AksoyTÜRKMEN OBALARI
Bir musahip bulsam kanadım olsa,
Varıp kanatlansak dostun iline,
Hak Rahman önünde semahlar dönsek,
İki can bir mızrap vur ha teline
Dumanlı dağlarda kurtlar uluşur,
Balalar oturmuş erkan çalışır,
Bacılar cem etmiş lokma bölüşür,
Türkmen obaları tüter yoluna
Çadırın önüne yığdım odunu,
Ocağın başında ettim yadını,
Pirin kulağına andım adını,
Hak Muhammed Ali, nasip kuluna
Töremiz buyruktur, buyruk töremiz,
Urum Abdallardan yanar çıramız,
Dergah-ı Ali'de yoktur karamız,
Allah dost eyvallah zakir diline
ALLAH EYVALLAH
Dost cemalin gayrısından,
Caydık Allah Eyvallah,
Postu Hakkın divanından,
Saydık Allah Eyvallah
Hak la ilahe illallah dost,
Evvel Ahir BismiŞah,
Cümle canda cemalin var,
Ne güzelsin güzel Şah
*
Öptük elin hasını da,
Tuttuk şehit yasını,
Hak Tarikat libasını
Giydik Allah Eyvallah
Hak la ilahe illallah dost,
Evvel Ahir BismiŞah,
Cümle canda cemalin var,
Ne güzelsin güzel Şah
*
Şah Merdan serveridir de,
Dedem Allah eridir,
Edep erkan durudur da
Uyduk Allah Eyvallah
Hak la ilahe illallah dost,
Evvel Ahir BismiŞah,
Cümle canda cemalin var,
Ne güzelsin güzel Şah
*
Sorgu sual sorulduk da,
Hak meydanda görüldük
Helalleşip sarıldık da
Duyduk Allah Eyvallah
Hak la ilahe illallah dost,
Evvel Ahir BismiŞah,
Cümle canda cemalin var,
Ne güzelsin güzel Şah
*
Derviş Ali dağlar aştık,
Rızalığa ulaştık,
Hak lokması bölüştük de,
Doyduk Allah Eyvallah
Hak la ilahe illallah dost,
Evvel Ahir BismiŞah,
Cümle canda cemalin var,
Ne güzelsin güzel Şah
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
TEKKE
Tekke'den almışız biz ellerin en hasını,
Dualarla giyindik tarikat libasını
Bele kuşak bağlayıp ikrar verdik ol pire,
Yüceldi kadru kıymet posta yüz süre süre
Çocuk gibi çıkanda masumlar meydanına,
Tövbeli dudaklarla duaz ettik şanına
Tefsir-i Azam okur, silsile-i Muhammed,
Din-i Kayyım öğretir İlm-ü İrfan ül Ahmed
Binlerce ışkın verir bu has bahçe kenardan,
İçenler şifa bulur, Serçeşme pınarından
Suyu hasretlik kokar varmak için ummana,
İçen seğirtir anda, seyrü sefer canana...
Çıktık dostun yoluna, bu gün bahar, bu gün yaz,
Vardık canan iline, O'nda izzet, bizde naz
Derviş Ali niyaz et: Nasib eyle kuluna,
Hak Muhammed Ali'nin Din-ü Ebrar yoluna…
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
KARINCA
Karınca yuvası önünde durdum,
Söyleştim biriyle duydu mu bilmem,
Binip de sırtına miraca vardım,
Bu aklu fikrine uydu mu bilmem
Eğer arar isen rabbi göklerde,
Nasıl duysun seni şu alçak yerde,
Hakkul yakin ile açıldı perde,
En yüce makama saydı mı bilmem
Her yer O'nu okur va'zı hikmette,
Her şey O'ndan imiş hükmü kudrette,
Ha karınca ha O şekli surette,
Beni seyran içre koydu mu bilmem
Ben mi konuşurum, O mu söyleşir,
Durmuşum darına vicdan eyleşir,
Zat-ı Sübhan ile mekan paylaşır,
Bu ceset bu aşka doydu mu bilmem
Yakin olan O'ldur kim yakin ola,
Şanı zikredene hep yakin kala,
Vesselam Sübhan'a edelim sala,
Ali bu dünyadan caydı mı bilmem…
EVLİYA
Evliya menkıbesin,
Ayat deyi okuruz,
Şirk arayan aşk bulsun,
Biz tevhidi şakırız
Her dağın başındayız,
Arifler düşündeyiz,
Cümle can içindeyiz,
Cana candan bakarız
Her dem devri daimiz,
Her oluşta kaimiz,
Tükenmez fedaimiz,
Bir ölür, bin çıkarız
Gah toprağız, gah bulut,
Gah İbrahim, gah Davut,
Gah Harut'uz, gah Marut
La Mekan'dan akarız
Canımız tükenmeye,
Gam keder dokanmaya,
Çağıran çekinmeye,
Anda çerağ yakarız
Derviş Ali erenler,
Yol erkanı sürenler,
Kim ki Hakk'ı dost eder,
Kendimize çekeriz
Deli
Velisi delisi bir olan yolda,
Kamildir El İnsan, sabidir hayvan,
Cennetler kendine dar gelen kulda,
Mümin olur şeytan, hamidir Sübhan
Yürü bu yolların ışığı kimden,
Arındır gönlünü gasavet gamdan,
Tevhid derler buna ayrılma cemden,
Münkiri muhibtir, talibi hayran
Ali okur aşktan, gönül gözüyle,
Hemi ağlar hemi çalar sazıyla,
Varır huzuruna cürmü nazıyla
Özü Hak'tan gelir, sureti insan
İnsana Sormayız
İnsana sormayız dinin ne diye,
Yaradandan gelen canı kafidir,
Yolcuya sormayız memleket diye,
Gönlündeki saray hanı kafidir
Hü deriz cümle can meydana geldik,
Doğarken ağladık, büyürken güldük,
Biz de bu toprağın nasibin aldık,
Buğdayı, ekmeği, unu kafidir
Kurd ile kuş ile geliriz yoktan,
Gördüğün bir çift göz sureti Hak'tan,
Nimeti topraktan, kısmeti gökten
Evvel Ahir yolun sonu kafidir
Bilmeyiz hikmeti aklımız ermez,
Bilmeyiz gaibi gözümüz görmez,
Sevmese bu cümle canı suvarmaz,
Aşığız cananın yönü kafidir
Binbir övgü ile anılır adı,
Binbir yolda gizli Hakkın muradı,
Ali her nefeste anı aradı,
Bu yolun kenarı yanı kafidir
Derviş Yolu - Ali AksoyDERVİŞ YOLU
Anam yer yüzüdür babam gökyüzü,
Adım Ali, ismim uludan gelir,
Yer gök yaradanı Rahman bilmişim,
İsa'nın dilinde Eli'den gelir
Bu yolu yordamı bildiğim gündür,
Cennet ü cehennem virane handır,
Bu yolun menzili bahr-i ummandır,
Cümle pir ehlullah veliden gelir
Dehrin vadisinde akar gideriz,
Hakkın suretine bakar gideriz,
Hiçlik kandilini yakar gideriz,
İkrarımız kal-u beliden gelir
Biz canı canandan ayrı bilmedik,
Mahluku insandan gayrı bilmedik,
Dava gütmedik de dava bulmadık,
İkramımız zat-ı Aliyy'den gelir
Bu yola girersen bir ulu yoldur,
Tütüsü misk amber tazecik güldür
Aşk ile sarhoşuz yar Ali doldur,
Şerbet Hak Muhammet Ali'den gelir
Alevilik
Alevilik ayrı dindir dediler,
Ayrı din olsaydı yine giderdim,
Zuhruf seksenbire benzer bu sözüm,
Rızalık alınan dine giderdim
En kadim inancın izinden gelen,
Hikmet erbabının sözünden gelen
Cümle ermişlerin dizinden gelen
Din-i Kayyım denen yöne giderdim
Ozanlar dilinde hikmeti buldum,
Ayin-i Ceminde rahmeti buldum,
Buldum bu dünyada cenneti buldum,
Ölmeden öldüren sona giderdim
Ali "Hü" diyesin Canan adına,
Can baş feda olsun Al" evladına,
Hak Muhammed Ali yol evladına,
Cana secde eder O'na giderdim.
EVLAD-I RESUL
Dediler şu Dede'nin ilm-ü irfanı yoktur,
Resul soyu olsa da yolu erkanı yoktur
Dedim susmak ne güzel, benzer durgun denize,
Bu denilen yakışmaz kitaba ayan size
Bilmiyorsan sus gönül, sus da kötü söyleme,
Sus da Allah aşkına emek zayi eyleme
Şart dememiş Kitap'ta Ehl-i Beyt sevgisine,
Susar dudu dilliler Resul'e saygısına
Nice durgun denizler gök çerağdan ışk alır,
Buhur olur bedeni rüzgarlardan aşk alır
Hü Kabaran denize, Hü ilmine illa Hü,
Yedi güneş neylesin, aşkı yakar billahi
Hidayet kimden gelir, kime gider bilmezsin,
Gah mürşit gah talipten devran eder bilmezsin
Cümle can birliğini Tanrı'dan başka sanma,
Zuhur etmiş eyninde, avam deyip de kanma,
El öperken el verir, talipler mürşidine,
Cümle canın bu türlü şaştın mı irşadına,
Derviş Ali aşk olsun, selam olsun ihvana,
Bu yol sahipsiz kalmaz, selam çark-ı devrana
BEKTAŞ ALEVİ
Ayin-i Cem'de,
Postun önünde,
Elim elinde,
Dost dost
Çerağ uyandı,
Nura boyandı,
Gönüller yandı,
Dost dost
Hü aşk-ı Rahmet,
Hü ilm-ü Ahmed,
Nur-u Velayet,
Dost Dost
*
Ehli Beyt ile,
Al' evlad ile,
Geldik yad ile,
Dost Dost
El ele böyle,
Mersiye söyle,
Şah-ı şehide,
Dost dost
Zakirli sazlı,
Hikmetli sözlü,
Turna avazlı,
Dost Dost
*
Görgü görüldük,
Sorgu sorulduk,
Sana sarıldık,
Dost dost
Hakkı söyledik,
Semah eyledik,
Kime neyledik,
Dost dost
İtip kakıldık,
Düştük, döküldük,
Yandık yakıldık,
Dost Dost
*
Cemimiz gizli,
Kapımız gözlü,
Sen böyle nazlı,
Dost dost
Gördük zahmeti,
Ummuk rahmeti,
Hakkın sünneti,
Dost dost
Gel Derviş Ali
Bu çile evi,
Bektaş Alevi
Dost dost
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
-ÜÇÜNCÜ BÖLÜM-
"MÜTEŞABİHAT"
-Müteşabihat-EHL-İ HİKMET
Meclis-i Melaik yazıp okutur,
Seçerler ihvandan yüz başka başka,
Mescid-i mağara ışık saçıdır,
Okurlar sırrından söz başka başka
Sözleri incedir, manası kadim,
Gizlenir avamdan tarik-i hadim,
Ayin ile alır ederler alim,
Cem olur sözleri, cüz başka başka
Kimi hesap ehli, Ashab-ı Rakim,
Kimi dudu dilli, sözlere hakim,
Kimi hikmet bilir, kimisi hüküm,
Zakiri aşk okur saz başka başka
Bakıp gökyüzüne verirler mesel,
Meselin içinde öğüttür asıl,
Öğüt ile Hakka ederler vasıl,
Taş, suhuf, kitapta iz başka başka
Beyaz giysilidir anın dervişi,
Geçer de yanından bilemez kişi,
Yüzleri hicaplı, örtülü başı,
Çarşıda giyilen bez başka başka
Devri daim eder ana kucağı,
Bin derviş geziptir köyü bucağı,
Mağ'ranın içinde tüten ocağı,
Onbin yıl yaktılar, köz başka başka
Derviş Ali arar, bu tarik nerde,
Bazı düşlerinde açılır perde,
Durmuşum darına, gözlerim yerde,
Herkes bakar amma göz başka başka
-Müteşabihat-Dört Köşe
Bak şu semavata yüzün çevir de
Göklerde dört köşe vardır bilirsen,
Cebrail melekler başıdır burda,
Sekizin içinde birdir bilirsen
Bindim eşeğime yollar yürüdüm,
Kendime bir köşe bucak aradım,
Vardım İsrafil'in saçın taradım,
Kıyamete vakit dardır bilirsen
Yöneldim sulara, derine daldım,
Sinsi düşmanlardan isabet aldım,
Gayyanın içinde bin kere öldüm
Azraille yaşam zordur bilirsen
Yol aldım devranın öbür yanına
Mikail çevirir çarkı yönüne,
Bu cennet kapısı derman canına
Hızır bu diyarda yardır bilirsen
Bu yedi iklimde dört köşe saydım
Tekrar-ı yediyi bendine koydum,
Oniki durakta sesini duydum
Ali bu diyarda sırdır bilirsen.
-Müteşabihat-Oniki Durak
Göğün burçlarında gezdim yürüdüm,
Can veren adıma güneş dediler,
Kıssa oldum halka, dilde eridim,
Bazı zamanlarda Şamaş dediler
*
Yengeçte makamın yanına geldim,
Yanıma anayı, oğulu aldım,
Işıdım aşk ile kalpleri deldim,
Ebedi gözlerde kamaş dediler
Aslan oldum anda bir yana gittim,
Ne var ne yok ise kavurup attım,
Kırmızı perdenin ardında yattım,
İn de şu meydana güreş dediler
Başakta kadına aşık ettiler,
Bir devir devrana eşik ettiler,
Nimet sofrasına yılan attılar,
Yaklaşma yılana yavaş dediler
O vakit duruldum, dengeye geldim,
Bir kalp hırsızına divane oldum,
Gün be gün içtikçe kendimi saldım,
Ecelin yakındır sarhoş dediler
Bu şahin bakışlı kahırlı imiş,
Akrebin yuvası mühürlü imiş,
Ölüm öpücüğü zehirli imiş
Gel bu cehenneme yanaş dediler
Gerdiği yay ile oku sapladı,
Masmavi gökleri hüzün kapladı
"Her kral bu mevsim ölüdür" dedi
Böyle sevdiceğe kalleş dediler
Ben öldüm yerime evladım geçsin,
Krala yakışan yolları seçsin
O güneşin oğlu kaderi açsın,
Bir körpe oğlaksın dolaş dediler
Ben güneş oğluyum intikam vakti,
Babamı öldüren azabım çekti,
Boşaldı göklerden su seller aktı,
Yeter bu ızdırap yetiş dediler
Dirilttim balığı birlikte yüzdüm,
Denizler boyunca sınırı çizdim
Yemyeşil diyara adımı yazdım
Sen Hızır ilyassın ne hoş dediler,
Yol alsın gemiler sefer ayıdır,
Koç başlı cengaver nefer ayıdır,
Evlen dolunayla haber ayıdır,
Toy, düğün kılalım sen coş dediler
Boğa boynuzuyla yarılsın toprak,
Gücüm yerindedir kaderim parlak,
Sekizden biriyim taşıdığım pak,
Cümle can güneşe yoldaş dediler
Krallık kaderim açık seçiktir,
Ademi var ettim özü balçıktır
İkiz evlat verdim elim açıktır
Habille Kabile kardeş dediler
*
Nihayet yükselip tahta oturdum,
On iki duraklı devran bitirdim,
Her cana ikramı verdim yetirdim,
Ali'ye secde et yaklaş dediler
-Müteşabihat-Güneş
Cümle can ışıkla hayat buldular,
Yaz bahar ayında yar seyredilen
Bütün gezegenler destur aldılar,
Hak Rahman elinde dar seyredilen
İki sevgilinin yanan bağrıdır,
Bu sebep dünyanın boynu eğridir,
Sorsan demez derdi başın ağrıdır,
Göklerde bir niyaz car seyredilen
Dört köşe, sekiz yön dönüp bakılır,
On iki durakta mührü çakılır
Üçyüzaltmış merdivenle çıkılır,
Üç beş getirmeyle kar seyredilen
Bazı zaman küser, yüzünü döker,
Bazen de öfkeyle kavurup yakar,
Her eylül Rahman'ın huzruna çıkar
Önünde terazi, hor seyredilen
Elmayı yiyince düşer aşağı,
Düşeni tekmeler zalim uşağı,
Avcısı bekliyor belde kuşağı,
Ölümü hüzündür, zar seyredilen
Sanma öldüğünü dirilmek haktır,
Sen ne görmüşsün ki menzili çoktur,
Zannetme bağrında ateşi yoktur,
Hak Rahman emrinde Tur seyredilen,
Denizi kaldırır buluta yükler,
Bulutu üfleyen rüzgarı bekler,
Kıyamet koparır göğü pataklar,
Tufan olduğunda zor seyredilen
Çıkar bu kuyudan bir civan olur,
Sıyrılıp zindandan, tam emin olur,
Sırat köprüsünden geçip kurtulur,
Cennet kapısında hür seyredilen
Balıklar çark eder, çoşar bu umman,
Dolunay aşkına uyandı her yan,
Yeşil elbiseyi giydiği zaman,
Hızırla birlikte pir seyredilen
Hak yolu açınca, yürüyüp gider,
Cümle can dirilir, ürüyüp gider,
Çoban sürüsünü sürüyüp gider,
Göklerde altı gün kor seyredilen
Kimdir bu güneşi vesile kılan,
Cümle mahlukatı emrine alan,
Hesabı kitabı her şeyi bilen,
Rahman'ın izniyle var seyredilen
Ali bu teşbihi kimler anlasın,
Tevili bilen kim, varıp dinlesin,
Aşıklar aşk ile Hakkı ünlesin,
İlm-ü Ledün'ünde sır seyredilen
-Müteşabihat-OCAK
Ocağın başına vardım oturdum,
Hazirun deminden sürüne geldim,
Üstümü örtmeye perde getirdim,
Matem siyahına bürüne geldim
Neydi bir zamanlar, gökte ışıdım,
Hayatı getiren bir güneş idim,
Nuh'un gemisinde canlar taşıdım,
Aşure kaynatıp ürüne geldim
Ben o bakireyle oynaş edince,
Suçumu mizanda anladım anca,
Ciğer parçalayan o hain kanca,
Vuruldu sürgüne, derune geldim
Ocağın içinde ateş yanıyor,
Ruhumda bir isyan, her yer donuyor,
Kapıda zebani beni anıyor,
Düştüm bu Gayya'nın narına geldim
Geçer zor günleri, mapusluk biter,
Bir kaç aya kalmaz, müjdesi yeter,
Bu kışlık ayları ölümden beter,
Sırıl sıklam olup harına geldim
Musa'yı çağırıp burda söyleştim,
Ateşin başında kırk gün konuştum,
İsa'yla çarmıhta üç gün eyleştim,
Ben de hainlerin ferine geldim
Cahimin odunu burda yandırdım,
İbrahim'e koçu burda indirdim,
Ateşten koruyup suya bandırdım,
Yaz bahar ayından serine geldim
Krallık namzetim hep aynı kaldı,
Tacım, asam, hırkam benimle geldi,
Bakmayın av ettim, ciğerim deldi,
O hain domuzdan koruna geldim
Mülkte devran eder, anda gezerim,
On iki durakta destan yazarım,
Arada kendime mezar kazarım,
Dumandan kefene sarına geldim
Oğlak döndürürüm kıpkızıl közde,
Kuzu vakti anca baharda yazda,
Çerağın başında semah-ü sazda,
Farz-ı ayın olup yerine geldim
İnsanın dostuyum kıymet bilirse,
Yakin yetişirim darda kalırsa,
Yaz bahar ayına çıkan olursa,
Beklesin o günün pirine geldim
Yer yeşil kaftanı giydiği zaman,
Cümle canlılara veririm aman,
Sakın ha hilmime kapılıp hemen,
Deme cehennemden arına geldim
Müteşabih deyi anlatır beni,
Bilmezsin nereden getirdi canı,
Hayyül Kayyüm oldur, yarattı seni,
Kıssa olup sana, Kuran'a geldim
Ol sultan Adem'de konuşup geldi,
Sanma birisine danışıp geldi,
Göz etti mahluktan tanışıp geldi,
On sekiz bin alem erine geldim
Zül Celal Vel İkram, ol deyip yapar,
Cezb-i Azamına aşk ile kapar,
On sekiz bin alem el birlik tapar,
Ben de bu alemden birine geldim
Kafan karışmasın, ben kim olayım,
Emretti göklerde görkem olayım,
Bütün mevsimlere hakem olayım,
Baş eğip kaderin zoruna geldim
Zoruna dediğim aşk-ı hevadan,
Dedi: Kudretimi göster havadan,
Ol dedi, aşk ile çıktım yuvadan,
Üç yüz altmış beş gün turuna geldim
On iki makamı gezip sıradan,
Dönerim pervane ben de aradan,
Böyle arzu etmiş yüce yaradan,
Evvel Ahir Hakkın darına geldim
Nuruna boyanıp banmışım O'nun,
Cezbine tutulup kanmışım O'nun
Aşkıyla tutuşup yanmışım O'nun,
Ali'nin sevdiği yarine geldim
-Müteşabihat-ÖRTÜLÜ
Çoğu bilmez senin kim olduğunu,
Çarşafın altında halin örtülü,
Eski adamların ak bildiğisin
Şimdi bilmez gezer kulun örtülü
Gecenin yıldızı, hilali sende,
Öksüren, aksıran vebalı sende,
Cümle kötülüğün vebali sende,
Neyleyesin sağın, solun örtülü
Gayyanın içinde çıban mısın sen,
Islah edilmemiş yaban mısın sen,
Keçi güdüp gezen çoban mısın sen,
Elinde değneğin dalın örtülü
Ateşin başında ocak içinde,
Çıkmış iki göğüs kucak içinde,
Tekeyi andıran bacak içinde,
Belkıs eteğinde nalın örtülü
Tekrar-ı yedinin devranı sende,
Devran edenlerin zamanı sende,
Ben-i İsrail'in fermanı sende,
Közün diri amma külün örtülü
Her zaman öfkeli, çatık kaşların,
Batını seversin, gizli işlerin,
Yavaş gibi amma hızlı işlerin,
Yürü görünmeden yolun örtülü
Ölünce yeniden dirilen sende,
Babadan oğula verilen sende,
Kovulan sendedir, sürülen sende
Dört kitap içinde dilin örtülü
Bazen ünvanını haberci kapar,
Sana denen suçu hep insan yapar,
İlla hu demeyen cahilce tapar,
Ezel ebed aşka aklın örtülü
Ali ne söylesen bu kıssa bitmez,
Hissesiz kıssalar aklına yatmaz,
Sözü yüklü olan lafı uzatmaz
Deyişler çınlayan telin örtülü
-Müteşabihat-IŞK
Gökte ışık, yerde ateş,
Bin döner devran içinde,
İyi kötü olur kardeş,
Gün gider evran içinde
Hayat ağacının dalı,
Dengelidir sağı solu,
Pervanedir ışkın yolu,
Gezip yürür an içinde
Sağı, solu, altı, üstü,
Bin kıssada birdir kastı,
Varıp cehenneme küstü,
Gün geçer tuğyan içinde
Gökte ışkı hayat verir,
Solda büyük berat verir,
Sağda nimet hasat verir,
Yere iner kan içinde
Gökte galip, zafer eder,
Yerde kızar beter eder,
Sekiz yönden sefer eder,
Kırkı çıkar şan içinde
Dört üstüne dört bucaktır,
Üç bucakta pek sıcaktır,
Yerde çerağı ocaktır,
Üç ocak umman içinde
Gök ehline altı selam,
Yer ehline altı kelam,
Yere göğe çekti kalem,
On iki zaman içinde
Her birinde kıssa oldu,
Bin kıssadan hisse kaldı,
Bin kez doğup bin kez öldü,
Bin adam kervan içinde
Koç boğadan verdi ikiz,
Bakireden doğdu dokuz,
Ye cennetten her şey temiz,
Ne gezer yılan içinde ?
Bakirenin altında mı ?
Ye hurmadan bırak gamı
Ne de güzelmiş endamı,
Arkı var havan içinde
Gel bakalım karar vakti,
Hasat harman zarar vakti,
Müsrif, tembel sorar vakti
Kalınca üryan içinde
Alıp gelmiş azığını,
Takmış kral yüzüğünü,
Başladı cenk savaş günü
Her yer toz duman içinde
Ne kaldı yaz akçesinden,
Zehir içti bekçisinden,
Bir darbe de okçusundan,
Sağ' solu hayvan içinde
Yaralanıp iner yere,
Oruç edip üç gün dura,
Ciğerine vura vura,
Can çıkarır can içinde
Hilal gökte orak gibi,
Bin üstüne burak gibi,
Yüzü kara toprak gibi,
Keçi güder tan içinde
Çık miraca işte saha,
Hedef sidretül münteha,
Ona çok yol vardır daha,
Her günün ziyan içinde
Balık olsa yüzer gider,
Belkıs suyu ezer gider,
Kavmi Nuh'u üzer gider,
Ne kaldı oğlan içinde
Yunus yutan balık burda,
Gemi yüzer işte orda,
Var Hızır'dan bir yol sor da,
Kalma yolda zan içinde
Her bir hayvan topla getir,
Habil öldü, burda yatır,
Al bizi Adem'e götür,
Koy huri gılman içinde
İn keçiden, bin aslana,
Bu korkuyu kim üslene,
Adem Havva'ya yaslana,
Bu elma aslan içinde
Kim yaratmış yeri göğü,
Kim donatmış bahçe bağı,
Kim eyledi varı yoğu,
Zuhur-u mizan içinde
Ali okur kıssalardan,
Müteşabih her haberden,
Yedi iklim ülkelerden,
Ayat-ı Kur'an içinde
-Müteşabihat-Has Bahça
Gün, güneş, ışık indi semanın yollarından,
Seke seke erişti evveliyn yıllarından
Bir kadr-ü inayettir, din-i kayyum içinde,
On iki direk dikti ağacın dallarından
Bu ağacın dalları gökleri kuşatmıştır,
Işık akar içinde Kevser'in kollarından
Mayalandı ilm-i ışk Adem hamuru ile,
Et kemik söz eyledi, konuştu dillerinden
Mevsim yağmurlarıyla yağınca Hind iline,
Taşıverdi köpükler o salih kullarından
Hakikati arayan kendinde bulur imiş,
Meğerki devşirirse bahçanın güllerinden
Bu bahça has bahçadır, ol yarin göyneğinde,
Ona giren el alır aşığın ellerinden
Has bahça kenarcadır ara tara bul onu,
Serçeşmesi coş eder bellidir hallerinden
Bu bahçanın ağacı çeşmenin yanındadır,
Kana kana iç artık tadınca ballarından
İyi kötü bir okur aşk ile esriyenler,
Yarin seyrine bakar perdenin tüllerinden
**
Teşbihin doğrusunu, Evvel Ahir Hak bilir
Ali manisin okur saçının tellerinden
-Müteşabihat-GERÇEK
Biz gerçekle anlaştık,
Evvel Ahir sözleştik,
Zıtların birliğinde,
Tanrı ile yüzleştik
Sağ yanım Rahman'dadır,
Sol yanım Şeytan'dadır,
İkisi bir andadır,
Ayrıysak yobazlaştık
Ayrı gayrı yok bizde,
Çelişki yasak bizde,
Eğer kalırsa sözde,
Demektir ki yozlaştık
Küfür iman denk olduk,
Siyah beyaz renk olduk,
Aleme ahenk olduk,
Batınla niyazlaştık
Zahir avamın işi,
Yok batın bilen kişi,
Zahir Ademin düşü,
Uyanıp gündüzleştik
Derviş Ali söyledik,
Kutbu tevhid eyledik,
Ol deryayı boyladık,
Eğri idik düzleştik
-Müteşabihat-CEDEL
Tanrı'nın ikizleri,
Bakireden doğdular,
Dokuz ay sonrasına,
Koç boğadan ağdılar
Aslan geldi kükredi,
Buğday ve elma yedi,
Kıssa andan türedi,
Tohum olup yağdılar
Gah Habil ü Kabil'dir,
İkize mukabildir,
Birinin ki kabüldür,
Diğerini boğdular
Birisi çoban idi,
Kıllı bir yaban idi,
Sunakta üryan idi,
Ciğerine değdiler
Gah Esav gah Yakup'tur,
Aynı şeyler oluptur,
Biri geri kalıptır,
Diğerini yeğdiler
Biri kıllı, kırmızı,
Biri göğün Hürmüz'ü,
Bir edip oğlan kızı,
Tekeden süt sağdılar,
Yakup'un hüllesine,
Esav'ın kellesine,
Ol kızıl halesine,
Cümle günah yığdılar
Gılgameş'le Enkidu,
Aynı yerden okudu,
Yalan riya yok idi,
Onlar eski çağdılar
Yahudi hilesine,
Çık Haman kulesine,
Bak Tengri şulesine,
Gökte sümbül bağdılar
Vadedilen cennetle,
Yurt aldı siyasetle,
Bu sinsi hıyanetle,
Hayvandan aşağ'dılar
Arz-ı Mevud yerde mi?
Yoksa ki göklerde mi ?
Tanrınız içerde mi?
Biz var iken yoğ'dular
Derviş Ali ilm oku,
Sık dişini hilm oku,
Kesim günü firakı,
Bunlar ham çırağ'dılar
-DÖRDÜNCÜ BÖLÜM-
"GÖNÜL SOFRASI"
...Hep sana ağladım ömrüm boyunca,
Közlenmiş ciğerim kim görebilir?
Bir gözüm açıldı ellimde anca,
Bu yolu erkanı kim sürebilir...
DOST NENNİ NENNİ - Ali AksoyDOST NENNİ NENNİ
Seni canda gördüm yar,
Bundan beri derdim var,
Bak ne güzel virdim var
Dost nenni nenni, hay dost
Virdinle döne döne,
İçmişim kana kana,
Aşkından yana yana
Dost nenni nenni, hay dost
Verdim dünya geçeri,
Oldum meczub uçarı,
Girdim cemden içeri
Dost nenni nenni, hay dost
İçerimde yangın var,
Ansız zamansız yanar,
İssiz dumansız yanar,
Dost nenni nenni, hay dost
Yanar zar eder beni,
Durur dar eder beni,
Her dem var eder beni,
Dost nenni nenni, hay dost
Varlığın gölgesizdir,
Aşığa perdesizdir,
Alidir Kaygusuzdur
Dost nenni nenni, hay dost
Yarin Gözleri
Yarin gözlerinde görmüşüm seni,
Yar candan içeri gözleyip duran,
Evvel ahir Haksın bilmişim seni,
Cümle can verdiğin özleyip duran
Hasrete düştüğün günden beridir,
Kim eti kemiği kalkıp yürüdür,
Leyla Mecnun ölmüş, aşkın diridir,
Kıbleyi insanda izleyip duran
Hak Rahman can feda, aşkın yücedir,
Verdin anahtarın bir kaç hecedir,
Ben sana ağlarım say kaç gecedir,
Tütüsü ruhumda sızlayıp duran
Ben bilmem, yarattın ezel ilmiyle,
Özün kandırır mı canı hilmiyle,
Hak Süphan uzaksın sen bu olmayla,
Kim can ateşini bizleyip duran
Hak Süphan tövb'olsun ağlarım seni,
Dere nehir deniz çağlarım seni,
Affet, hasretinden yoğlarım seni,
Yangını ezelden közleyip duran
Yar Sübhan ne desen can baş kabulüm,
He desen Habilim, he de Kabilim,
Habili, Kabili, Nuh'u ne bilim,
Sensin can özünü gizleyip duran
Dersen; sen kötüsün özlemem seni,
Vallahi billahi gözlemem yanı,
Ver gitsin kurt kuşa bu alçak canı,
Göçsün bu bedende yazlayıp duran
İyi kötü kimmiş Hak nazarında
Candan özge canan yok nazarında,
Meleşir kuzular can pazarında,
Sensin analarda kuzlayıp duran
Ali vur kadehi camlar çatlasın,
Yarin seğirttiği damlar çatlasın,
Dön yangın içinde ciğer patlasın
Sensin er yarası tuzlayıp duran
Hü - Ali AksoyHü
Erenler destur alıp,
Hü dediler meydana,
Allah Allah İllallah
Hü Muhammed Mustafa
Tarikatın rehberi,
Bekledi peygamberi
Hü Allah'ın askeri,
Hü Ali el Mürteza
Canlarınız canımız,
Kanlarınız kanımız,
Yolunuz erkanımız,
Hü şehid el Kerbela
Emanet-i Muhammed
Nur-u irfan-ül Ahmet,
Hü şerefli Ehli Beyt
Hü Ali evladına
Aşk okuyan dillerin,
İkrar alan ellerin,
Hü Urum Abdalların
Hü demi devranına
Kim ki düşerse dara,
Hü Bozatlı Hızır'a
Hü diyelim Hünkar'a
Hü imam ül evliya
Hubyar Sultan nefesi,
Aşıklar pervanesi,
Hü yolun nişanesi
Hü ceddi ervahına
Hü gönül miracına,
Al yeşilli tacına,
Hü tahta kılıcına,
Hü pirim Abdal Musa
Baba Mansur mihmanı,
Sarı Saltık ihvanı,
Hü yolun arslanları,
Hü yolun irfanına
Derviş Ali şakısın,
Cümle cana sakisin,
Kurtlar kuşlar okusun,
Hü Cibril Kuran'ına
Zikr
Yar ben sana şar olurum,
Aşkın ile zar olurum,
Kimi bulsam sana yakın,
Varır ona yar olurum
Yar Müheymin sana teslim,
Sen bilirsin nedir aslım,
Türlü türlü iş eyledin
Senden gayrı olmaz kastım
Yar bu cana yakın duran,
Yakin ile canı gören,
Kim gördüysem bağış eyle
Anda yüzbin hesap soran
İçmişem sarhoşum senden,
Aşkın ile hoşum senden,
Eller içer alem eder,
Ben ağlar göz yaşım senden
Söyleyen sen, eyleyen sen,
Dere nehir çağlayan sen,
Ben kör demir olamadım
Aşıkları dağlayan sen
Yar hasretin yakar beni,
Kırıp döken sakar beni,
Kırdığımı sultan eyle,
Koyma kula bakar beni
Sultan sensin can baş feda,
Ad anmaylan kanmaz Hüda,
Ali anı zikreylesin,
Kalsın burda bir hoş seda
CUMA AKŞAMLARI
Cuma akşamları bütün cemlerde,
Bin Muhammed inmiş meydan geziyor,
Bir elinden tutmuş Fatıma Zehra
Oniki yanında arslan geziyor
Er Rahman kandildir aşkın içinde,
Rahmeti hudutsuz taşkın içinde,
Gönülde direksiz köşkün içinde
Padişah-ı Azam Mihman geziyor
Mihmanım bağrında gezer yürürüm,
Ol Hakkı kalp ile sezer yürürüm,
Bir çift göz görende süzer yürürüm
Her canın içinde canan geziyor
Evlad-ı Muhammed posta otura,
Bir müşkile binbir derman getire,
Derviş Ali kaçak girmiş katara,
Düşmüş yolunuza kurban geziyor
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
CANAN
Yere göğe sığmaz, gönüle sığar,
Vay benim cananım gönlüm sendedir,
Beni salihlerden, razı kılandan,
Say benim cananım gönlüm sendedir
Ayın ondördünde doğan sen misin,
Kuşlukta buluta ağan sen misin,
Gökten Rahmet deyi yağan sen misin,
Hay benim cananım, gönlüm sendedir
Döner, gözyaşımı siler ağlarım,
Elimde tezene, çalar ağlarım,
Geceden sabaha dolar ağlarım,
Duy benim cananım gönlüm sendedir
Düşmüşüm ezelden zaman behrine,
Ali katlan evvel dünya kahrına,
Beni canibinde rıza şehrine,
Koy benim cananım, gönlüm sendedir
AVCI
Vuruldum elinde, ansızın düştüm,
Sen avcı ben ceylan kaçamam senden,
İlla Hu deyinen çok yer dolaştım,
Bulmuşum belamı geçemem senden
Görmedim ben böyle tatbik-i Kuran,
Bilmedim bir deva böylesi derman,
Bu nice tarikat bu nasıl umman,
Kanmak korkusuyla içemem senden
Rızalık şehriymiş dinlerin özü,
İnsan-ı kamile eriştir bizi,
Dinmesin kalbimde bu tatlı sızı,
Gönlüm zından oldu, göçemem senden
Yar seni nicedir arayıp durdum,
Nice gece gündüz mesai verdim,
Dergah-ı Ali'de yüzünü gördüm,
Gayrı güzel çirkin seçemem senden
DÜNYA
Ben bu dünyaya her dem gülmüşüm,
Kimseler bilmez, çoktan ölmüşüm
Dost evindeydim, kime neyledim,
Bilmem dünyaya neden gelmişim
Ne yapıp etsem, döner bozulur,
Hep yollarıma çukur kazılır,
Canan elinden kader yazılır,
Ben yazdığını ikram bilmişim
Sarhoşum anda gezer yürürüm,
Yar gözlerini süzer yürürüm,
Bin yemin etsem bozar yürürüm,
Sana yanmaya berat almışım
Derviş Ali Hü, canan aşkına,
Ağlama Şahı Merdan aşkına,
Söyle derdini gönül köşküne,
Senden geldim de sende kalmışım
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
Aşk İle - Ali AksoyENGÜR SEMAHI
Hü diyelim erenler,
Dem dillere aşk ile,
Hü Kelam-ı Cibril'e
Hü tellere aşk ile
Bu ilm-ü keramette,
Yüzyirmi bin ayette,
Mirac-ı Muhammed'de
Bülbüllere aşk ile
Hem okur hem ağlarız,
Dere derya çağlarız,
Candan gönül bağlarız,
Kamillere aşk ile
Derviş Ali zakirem,
Hem zakir hem şakirem
Engür olup akaram,
Gönüllere aşk ile
Ay Dost....
Aşk O'nun İrfan O'nun,
Söz O'nun Kur'an O'nun,
El O'nun Meydan O'nun,
Can O'nun Devran O'nun
Hü Şehid ü Gaziyan, Hü
Hü Zehra ü Baciyan, Hü
Hü Aliyy'ül Abdalan, Hü
Hü Veliyy'ül Gaiban
Hü, Evvel ül evveliyn, Hü
Hü, Ahir ül ahiriyn, Hü
Hü, Batın üz zahiriyn, Hü
Hü, Erham Er Rahimiyn
Destur Sübhan BismiŞah
La ilahe illallah
Muhammed Rasulallah
Aliyyül Veliyyullah
Hak - Muhammed - Ali
Hakkın deryasında buhura geldim,
Üfle can özüme suya döneyim,
Aşkın gözlerinde zuhura geldim,
Dehr'in vadisinde çaya döneyim
Makam-ı Muhammed fizandan belli,
Anda şehir kurmuş menevşe güllü,
Ben rıza şehrine girdikten kelli,
Dünya cehenneme niye döneyim
Dergah-ı Ali'de vuruldum sana,
Bin cehennem geçtim ben yana yana,
Belki sekiz cennet dar gelir bana,
Hayy'dan geldim illa Hu'ya döneyim,
BERAT
Rahman'dan bir berat geldi,
Anda bin kez gelir gider,
Azamate nişan kıldı,
Mümin münkir alır gider
Gönüllere çalar maya,
Aşkı ile erir kaya,
Erhamerrahimiyn diye,
Defterleri siler gider
Muhammed secdeye gider
Cümle cana berat diler,
Rahmetellil alemiyn der,
Bir kısmını salar gider
Ali narın dinmez yası,
Yok mu bunların kimsesi
Kimsesizlerin kimsesi
Sübhan Allah alır gider
(Bestelendi, kayda alınmadı)
SÖYLEŞİ
Ben nazlı bir daneyim,
Aşık yanar bende,
Sen aşığa bahane,
Hikmet-i Kemal bende
Cümle cana can verdim,
İzzet-i Celal bende
Ben gökte bir yıldızım,
Aşk-ı Şimal bende,
Sen geceden hatıra,
Canlara Cemal bende
Sen görene bir ışık,
Aleme envar bende...
Ben küçük bir dereyim,
Canlar yunar bende,
Sen canlara bir kevser,
Cahim'e Gaffar bende
Sen iyiyle iyisin,
Mücrime Settar bende
Ben meczub bir dervişim,
Ali söyler bende,
Sen canlara bir saki,
Sakiye pınar bende...
Sen Rahmete aşıksın,
Canlara Rahman bende...
(Bestelendi, kayda alınmadı)
AŞIKLAR
Şu dünyanın bağrına geldin ise neyin var
İyi kötü bir okur cümle can aşıkları
Gözden yaş akıtanın Hak Hüda'ya meyli var
Mümin münkir kor okur Er Rahman aşıkları
Kınama kimseleri, önce kendin bilesin,
Kendin bilip geri dur, dur ki himmet göresin,
Varıben ol dergaha posta yüzün süresin,
Medet mür'vet der okur Şah Merdan aşıkları
Derviş Ali dergaha eksik gelen tamamdır,
Eksiği tamam eden Zül Celal ve'l İkram'dır,
Arifler kıblesinde Hacı Bektaş imamdır,
Seyyid Hünkar Pir okur yol erkan aşıkları
(Bestelendi, kayda alınmadı)
CEM BİRLİĞİ
İsmi Azam olsun bu ceme sahip,
Himmet Allah Allah cem birliğine,
Canları canlara kıldı müsahip,
Azmet Allah Allah cem birliğine
Resul okur Hak'tan, hikmetli Kur'an,
Rehberim Ali'dir, sağında duran,
Tövbemiz kabul et sahib-i meydan,
Rahmet Allah Allah cem birliğine
Onik' imam bilip verdi bu dersi,
Evlad-ı Resul'den sordu bu dersi,
Ayin-i Cem'dedir arş ile kürsü
Vahdet Allah Allah cem birliğine
Nur kandil uyandı, ışığım cemdir,
Burda Adem oldum, beşiğim cemdir,
El ele el Hakk'a eşiğim cemdir,
Şükret Allah Allah cem birliğine
Semaya açıla eller aşk ile,
Hak adın okuya diller aşk ile,
Furkan'dır ışıyan yollar aşk ile,
Hikmet Allah Allah cem birliğine
Tefsir-i Azam'dır cemimiz bizim,
Cemlerde dağılır gamımız bizim,
Şerbet-i Ebrar'dan demimiz bizim
Kudret Allah Allah cem birliğine
Postuna yüzümüz sürüldüğünde,
Mansur'un darında durulduğunda
Canlardan rızalık sorulduğunda,
Medet Allah Allah cem birliğine
Görgüde sorulur canın niyazı,
Dilsizin bağrından çıkar avazı,
Zül Celal ve'l İkram koymasın bizi,
Hasret Allah Allah cem birliğine
Sen bu ceme gel ki secde göresin,
Derdin dermanını burda göresin,
Rızalık alanda müjde göresin
Mürvet Allah Allah cem birliğine
Lokmalar dağıldı tevhit aşkına,
Hüseyn-i Kerbela şehit aşkına,
Evvel Ahir Baki şahit aşkına,
Hürmet Allah Allah cem birliğine
Gözcüler beklesin sağın solunu,
Hak bilip tutasın pirin elini,
Koyma Hak Muhammet Ali yolunu,
Zimmet Allah Allah cem birliğine
Derviş Ali düşün ateş halkını,
Bir gün dinletirler sana talkını,
İhtiyaçtan artan malın mülkünü
Devret Allah Allah cem birliğine
(Bestelendi, kayda alınmadı)
NIYAZ-I MECZUB
Üçler, beşler, kırklar, hatrı meşkine,
Rahmetinden kovup sürme düşkünü,
Hü illa Hü, Ism-i Azam aşkına,
Ashab-ı cahimden görme düşkünü
Secdeye eğilen başlar aşkına,
Aşkından dökülen yaşlar aşkına,
Kabul, makbul olan işler aşkına,
Huzur-u mahşerde yerme düşkünü
Kurt kuşa verdiğin can niyetine,
Alemlerden taşan ün niyetine,
Rahman Rahim'deki şan niyetine,
Ateşten gömlekle sarma düşkünü
Salihler katarı, güruh-u naci,
Cümle pir, ehlullah, olsun duacı
Allah dost eyvallah, sen bize acı
Çıkmaz yokuşlarda yorma düşkünü
Salihlere inen bürhan hakk' için,
Halilin sunduğu kurban hakk' için
Cebrail dilinde Kuran hakk' için,
Azab-ı azimle kırma düşkünü
Niyaz eden cümle kul hürmetine,
Fatıma Zehra'dan el hürmetine,
Hak Muhammed Ali yol hürmetine,
Sakla cehennemden verme düşkünü
TELLAL SEMAHI
Hayırlar şerlere olunca galip,
Allah bir diyene meydan getirdik,
Muhammed Ali'ye olalım talip,
Evliya elinden erkan getirdik
Tefsir-i Azam'dır, fikir yeridir,
Din-i Kayyum ol'dur, zikir yeridir,
Cümle can mülkünde fakir yeridir,
Ya Hızır diyene Rahman getirdik
Dede niyaz edip cemi başlattı,
Bunca pir, ehlullah yolu yürüttü
Cümle can bir beden Hak zuhur etti,
Arş ü Kürsü ile Mizan getirdik
Kim ki hata edip düşse bir hale,
Cemde Hak Resul'e eder havale,
Canlar Hakk'a nisbet, dede Resul'e,
Biz cümle dertlere derman getirdik
Süründü bir civan alnı kınalı,
El erde, yüz yerde, gencecik çağı,
Rehberi boynuna bend etmiş bağı,
Hak Allah yoluna kurban getirdik
Kurbanı mesheder Yedullah'(ü) Resul,
Deyiver sırrını yükünden kurtul,
Canlar rıza verip ederse kabul,
Yola ikrar ile iman getirdik
Zakirler eline alınca sazı,
Cibril Emin inip okur duvazı,
Aşk ile dönelim çark-ı pervazı,
Kevser-i Ahmed'e kervan getirdik
Hü Cem birliğine, Allah konuşur
Canlar birbirine hikmet danışır,
Derviş Ali ezel ebed tanışır,
Cümle gönüllerden Kur'an getirdik
(Bestelendi, kayda alınmadı)
-BEŞİNCİ BÖLÜM-
"SON SÖZ"
AŞIK
Gün bize ışık olur, buluruz yolumuzu,
Ay bize ayna tutar, görürüz halimizi
Ayna ağzını açıp, deyiverir "İlla Hu"
"Dinleyin dinlemeyin, severiz kulumuzu"
Geceden ilham verip, sabaha zakir eder,
Evvel hasen yaparsak, boş komaz elimizi
Söz ederiz aşk ile, türlü hikmetlerinden,
Kel söz edip otursak, lal eder dilimizi
Biz gönülden okuruz, bilmeyiz manasını,
Hem okur hem ağlarız, içeriz dolumuzu
Gözümüzün yaşını, silmeyinen dindirmez,
Saz çalarız divane, titretir telimizi
Sözü tamam olunca, koyuverir kenara,
Çünkü kendi gizlidir, söyletir delimizi
Tur'da yanan ne idi, mübarek kıldı gönlü,
Bize ateş ne gerek, yandırır çalımızı
Fakir zannetmen bizi, biz cananı gözleriz,
Yolcuya yeğni gerek, topladık çulumuzu
Derviş Ali çağır sen, belki vakit tamamdır,
Bak ne yöne fırlatıp yeşertir dalımızı
TERK-İ DAVA
Bu meclisten içeri,
Bu meclisten dışarı,
Bildiğime, bilmediğime
Gördüğüme, görmediğime,
Tanıdığıma, tanımadığıma,
Dostuma, düşmanıma,
Cemil cümle eşyaya,
Olup biten işlere,
Yaratılmış her ne varsa,
Bütün hakkım helal olsun,
Hü, Aşıklar katarına...
ISSIZ SULAR
Can özümü kodular,
Issız sular yudular,
Aşk ile kalk dediler,
La ilahe illa Hu
Aşıklar bilir künhü,
Sırrı hakikat min hu,
Medet ya hu ya men hu
La ilahe illa Hu
Aşıklar sarhoş geldi,
Gözü dolu yaş geldi,
Dost evine hoş geldi
La ilahe illa Hu
Cennet ala yurdun var,
Aşık hala derdin var,
Yürek yakan virdin var,
La ilahe illa Hu
"Aşık anda durasın,
Yak hiçliğin çırasın,
Yak ki didar göresin,
La ilahe illa Hu"
(Bestelendi, henüz kayda alınmadı)
“Pir Alim de pir Alim,
Gel bu ceme gir Alim,
Dü cihan semah eyle,
Hak didarın gör Alim”
Bilgi: Butona tıkladığınızda xloji güvenli giriş sayfasına yönlendirileceksiniz. Giriş yaptıktan sonra otomatik olarak bu sayfaya geri döneceksiniz. İlk girişte hoş geldin enerjisi tanımlanır.
Yorumlar
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
Bilgi: Butona tıkladığınızda xloji güvenli giriş sayfasına yönlendirileceksiniz. Giriş yaptıktan sonra otomatik olarak bu sayfaya geri döneceksiniz. İlk girişte hoş geldin enerjisi tanımlanır.
Yorumlar yükleniyor…