Musa Eroğlu - Harmana serdiler sarı samanı

Şarkı tekrar edecek

Harmana Serdiler Sarı Samanı Sözleri (1. Versiyon)

Harmana serdiler sarı samanı
Hiç bitmiyor emir dağının dumanı(kara)
Gel otur yanıma benim sevdiğim
Ayrılık mı olur harman zamanı(ekin)

Çeşmenin başından işmar edersin
Seni sevdiğime pişman edersin de
Ne dedim ki anan ile babana
Beni Çatallıya düşman edersin de

Emirdağınan Çatallının arası
Çekilmiyor ayrılığın yarası da(yaman)
Ne dedim ki kömür gözlüm ben sana
Yine geldi ayrılığın sırası da(yaman)

Harmana Serdiler Sarı Samanı Sözleri (2. Versiyon)

Harmana Sererler Sarı Samanı
Hiç Gitmiyor Emirdağı'nın Dumanı
Gel Otur Yanıma Canım Sevdiğim
Ayrılık Mı Olur Bayram Zamanı (Yayla Zamanı)

Çeşmenin Başından İşmar Eyledim
Bir Sevgi Sevdim De Pişman Eyledim
Keşke Bu Sevgiyi Sevmez Olaydım
Beni Anamınan Düşman Eyledin

Divane Mi Deli Miyim Hele Ben
Bir Yar İçin Dolaşırım Çöle Ben (Susuz Göle Ben)
Bana Sevdiğinden Vazgeç Diyorlar
Deli Gibi Sevdim Terkedemem Ben (Ayrılamam Ben)

Afyon/Emirdağ-Halil Rıfat Aydemir-Pınar Halaç-Hüseyin Yaltırık-Reyhan Altınay

Harmana Serdiler Sarı Samanı Hikayesi

“Afyon’un Emirdağ ilçesinde tırpancı olarak çalışan Kara Yusuf, uzun boylu, yeşil gözlü esmer bir Türkmen yiğididir. Yaz geldiğinde tarlalarda tırpancı olarak çalışmakta, geçimini sağlamaktadır. Yine bunaltıcı bir yaz gününde tarlada çalışırlarken bölgenin en büyük çiftliklerinden birinin sahibi olan Tahir Ağa gelir. Ağa, tarlasında çalışanlara azık getirmiştir. Ağanın kızı Elif de azığı, Kara Yusuf’a verir. Elif’i gören Yusuf sevdalanır. İçinde kor bir ateşin yandığını hisseder. Elif de Yusuf’un çakır gözlerine vurulur.

Akşam olup da tırpancılar paydos edince Yusuf da diğerleri gibi kestirmeden Emirdağ’a varır. Yusuf ve arkadaşları çeşmenin önünden geçer. Elif de arkadaşlarıyla çeşme başındadır. Yusuf su içmek bahanesiyle çeşmeye doğru yaklaşır. Yusuf, Elif’in uzattığı kalaylı tası alırken gözlerini Elif’ten ayıramaz ve böylece iki genç arasındaki aşk iyice alevlenir. Bu şekilde kaçamak görüşmeler devam eder. Derken kış gelir. Yusuf sevdiğini daha az görür. Baharın gelmesiyle birlikte iki aşık daha sık görüşmeye başlar. Fakat bu güzel günler kısa sürer. Tahir Ağa o sene Ağaçlı yaylasını çıkar. Koca konak bir bekçi hariç, yaylaya çıkar. O dönemlerde her ağanın bir yaylası olurken yaylaya davetsiz kimse gidemezdi. Bunu iyi bilen Kara Yusuf sevdiceğini görebilmek için yayladan inmesini beklemek zorunda kalır. İki aşık için yeniden uzun bir hasretlik başlar.

En sonunda yaylada otlar sararmaya başlar. Yaylacıların ineceği haberini önceden alan Yusuf o gün işe gitmez. Çatallı ve Tez Köylerinin Emirdağ girişinde adeta nöbete kalır. Uzunca bir bekleyişin sonunda tozu dumana katarak gelen minibüsü görür. Kalbi sevinç ve heyecanla çarparak minibüse doğru koşar. Ancak tozdan kimseyi seçemez. Tahir Ağa’nın Kecerli’deki konağına gider. Konağın yanına varınca etrafı kolaçan eder ama Elif’i göremez. Ertesi sabah Yusuf çeşmenin başına gider ve Elif’i görür. Akşam buluşmak için sözleşen Elif ve Yusuf, akşam olunca çektikleri hasretin acısını çıkartırcasına birbirilerine sarılırlar. Kış boyunca ara ara süren bu buluşmalar iki gencin aşkını daha da perçinler.

Elif bir sabah içinde bir sıkıntıyla uyanır. Tahir Ağa, karısı İlvanlı Dudu’yu yanına çağırır. Ve Elif’e talip çıktığını söyler. Emirdağ’ın soylu bir ailesi askerden gelen oğullarına Elif’i istemektedir. Tahir Ağa söz verir. Kız verilecek, iki soylu aile arasında hısımlık bağı kurulacaktı. Bunu duyan Elif’in başına dünyalar yıkılır. Sevdiği çakır gözlü Kara Yusuf ne olacaktı. Sevdasını annesine söylemeyi düşündü. İlvanlı Dudu hatırı sayılır bir ağanın kızıydı. Kızını bir tırpancıya verir miydi ? Ele-güne rezil olur, Emirdağ’da kimsenin yüzüne bakamazdı. Bu düşünceyle sevdasını annesine söylemekten vazgeçti.

Akşam olunca Elif, ağlayarak Yusuf’un yanına gider ve olanları anlatır. İki genç aşık ne yapacaklarını bilemezler. Sıkı sıkıya sarılıp bir zaman öylece kalakalırlar. Sonunda Yusuf “kaçalım” der. Ancak Elif iyi bir terbiye almış Türkmen kızı olduğundan babasının yüzünü yere getiremeyeceğini ve ayrılmaları gerektiğini söyler.

Sevdalıların gözyaşları sel olup birbirine karışır. Maalesef hüzünlü bir aşk hikayesi daha bu şekilde ayrılıkla sonuçlanır. Elif aynı sene dillere destan bir düğünle, ağlaya ağlaya, Osman’la evlenir. Kara Yusuf ise en iyi bildiği iş olan tırpancılığa devam eder. Elif’in adını anmadan yıllarca ona yaktığı türküleri söyler.” (Kaynak: TÜRK TARIM VE ORMAN DERGİSİ)

Musa Eroğlu - Harmana serdiler sarı samanı
Şarkı tekrar edecek Harmana Serdiler Sarı Samanı Sözleri (1. Versiyon) Harmana serdiler sarı samanı Hiç bitmiyor emir dağının dumanı(kara) Gel otur yanıma benim sevdiğim Ayrılık mı olur harman zamanı(ekin) Çeşmenin başından işmar edersin Seni sevdiğime pişman edersin de Ne dedim ki anan ile babana Beni Çatallıya düşman edersin de Emirdağınan Çatallının arası Çekilmiyor ayrılığın yarası da(yaman) Ne dedim ki kömür gözlüm ben sana Yine geldi ayrılığın sırası da(yaman) Harmana Serdiler Sarı Samanı Sözleri (2. Versiyon) Harmana Sererler Sarı Samanı Hiç Gitmiyor Emirdağı'nın Dumanı Gel Otur Yanıma Canım Sevdiğim Ayrılık Mı Olur Bayram Zamanı (Yayla Zamanı) Çeşmenin Başından İşmar Eyledim Bir Sevgi Sevdim De Pişman Eyledim Keşke Bu Sevgiyi Sevmez Olaydım Beni Anamınan Düşman Eyledin Divane Mi Deli Miyim Hele Ben Bir Yar İçin Dolaşırım Çöle Ben (Susuz Göle Ben) Bana Sevdiğinden Vazgeç Diyorlar Deli Gibi Sevdim Terkedemem Ben (Ayrılamam Ben) Afyon/Emirdağ-Halil Rıfat Aydemir-Pınar Halaç-Hüseyin Yaltırık-Reyhan Altınay Harmana Serdiler Sarı Samanı Hikayesi “Afyon’un Emirdağ ilçesinde tırpancı olarak çalışan Kara Yusuf, uzun boylu, yeşil gözlü esmer bir Türkmen yiğididir. Yaz geldiğinde tarlalarda tırpancı olarak çalışmakta, geçimini sağlamaktadır. Yine bunaltıcı bir yaz gününde tarlada çalışırlarken bölgenin en büyük çiftliklerinden birinin sahibi olan Tahir Ağa gelir. Ağa, tarlasında çalışanlara azık getirmiştir. Ağanın kızı Elif de azığı, Kara Yusuf’a verir. Elif’i gören Yusuf sevdalanır. İçinde kor bir ateşin yandığını hisseder. Elif de Yusuf’un çakır gözlerine vurulur. Akşam olup da tırpancılar paydos edince Yusuf da diğerleri gibi kestirmeden Emirdağ’a varır. Yusuf ve arkadaşları çeşmenin önünden geçer. Elif de arkadaşlarıyla çeşme başındadır. Yusuf su içmek bahanesiyle çeşmeye doğru yaklaşır. Yusuf, Elif’in uzattığı kalaylı tası alırken gözlerini Elif’ten ayıramaz ve böylece iki genç arasındaki aşk iyice alevlenir. Bu şekilde kaçamak görüşmeler devam eder. Derken kış gelir. Yusuf sevdiğini daha az görür. Baharın gelmesiyle birlikte iki aşık daha sık görüşmeye başlar. Fakat bu güzel günler kısa sürer. Tahir Ağa o sene Ağaçlı yaylasını çıkar. Koca konak bir bekçi hariç, yaylaya çıkar. O dönemlerde her ağanın bir yaylası olurken yaylaya davetsiz kimse gidemezdi. Bunu iyi bilen Kara Yusuf sevdiceğini görebilmek için yayladan inmesini beklemek zorunda kalır. İki aşık için yeniden uzun bir hasretlik başlar. En sonunda yaylada otlar sararmaya başlar. Yaylacıların ineceği haberini önceden alan Yusuf o gün işe gitmez. Çatallı ve Tez Köylerinin Emirdağ girişinde adeta nöbete kalır. Uzunca bir bekleyişin sonunda tozu dumana katarak gelen minibüsü görür. Kalbi sevinç ve heyecanla çarparak minibüse doğru koşar. Ancak tozdan kimseyi seçemez. Tahir Ağa’nın Kecerli’deki konağına gider. Konağın yanına varınca etrafı kolaçan eder ama Elif’i göremez. Ertesi sabah Yusuf çeşmenin başına gider ve Elif’i görür. Akşam buluşmak için sözleşen Elif ve Yusuf, akşam olunca çektikleri hasretin acısını çıkartırcasına birbirilerine sarılırlar. Kış boyunca ara ara süren bu buluşmalar iki gencin aşkını daha da perçinler. Elif bir sabah içinde bir sıkıntıyla uyanır. Tahir Ağa, karısı İlvanlı Dudu’yu yanına çağırır. Ve Elif’e talip çıktığını söyler. Emirdağ’ın soylu bir ailesi askerden gelen oğullarına Elif’i istemektedir. Tahir Ağa söz verir. Kız verilecek, iki soylu aile arasında hısımlık bağı kurulacaktı. Bunu duyan Elif’in başına dünyalar yıkılır. Sevdiği çakır gözlü Kara Yusuf ne olacaktı. Sevdasını annesine söylemeyi düşündü. İlvanlı Dudu hatırı sayılır bir ağanın kızıydı. Kızını bir tırpancıya verir miydi ? Ele-güne rezil olur, Emirdağ’da kimsenin yüzüne bakamazdı. Bu düşünceyle sevdasını annesine söylemekten vazgeçti. Akşam olunca Elif, ağlayarak Yusuf’un yanına gider ve olanları anlatır. İki genç aşık ne yapacaklarını bilemezler. Sıkı sıkıya sarılıp bir zaman öylece kalakalırlar. Sonunda Yusuf “kaçalım” der. Ancak Elif iyi bir terbiye almış Türkmen kızı olduğundan babasının yüzünü yere getiremeyeceğini ve ayrılmaları gerektiğini söyler. Sevdalıların gözyaşları sel olup birbirine karışır. Maalesef hüzünlü bir aşk hikayesi daha bu şekilde ayrılıkla sonuçlanır. Elif aynı sene dillere destan bir düğünle, ağlaya ağlaya, Osman’la evlenir. Kara Yusuf ise en iyi bildiği iş olan tırpancılığa devam eder. Elif’in adını anmadan yıllarca ona yaktığı türküleri söyler.” (Kaynak: TÜRK TARIM VE ORMAN DERGİSİ)
Yudum - Harmana Serdiler Sarı Samanı
Harmana Serdiler Sarı Samanı - İsmail Çakır & Umut Sülünoğlu & Uğur Önür
NAZLI ÖKSÜZ - Harmana Serdiler Sarı Samanı
Sevcan Orhan - Harmana Sererler
SEVCAN ORHAN (Uzun Hava + Harmana Sererler Sarı Samanı)
HARMANA SERDİLER SARI SAMANI - İbrahim Çiftçi & Emrah Kaya
Ekrem Düzgünoğlu - Harmana serdiler sarı samanı
İsmail Altunsaray - Harmana Serdiler Sarı Samanı
Aktaşlı Halil Harmana Serdiler Hatay Müzik
Harmana Sererler Sarı Samanı - ERHAN USLU
TUFAN ALTAŞ HARMANA SERDİLER SARI SAMANI
Ümmet Çelik - Harmana Sererler Sarı Samanı
Necdet Kaya - Harmana Serdiler Sarı Samanı