Continued from:

Atalarımız, huy sahibinin, huyunu değiştirmekte, özgür irade güzellemecilerinin veya din pazarlamacılarının iddia ettikleri gibi özgür olmadığı kanaatindedirler. Hem bu, o kadar kesin bir yargıdır ki, ancak ölümle yani ne tenin, ne canın ne de huyun kalmayacağı bir hal ile bu mümkün olabilecektir.

Hatta, “can çıkar, huy çıkmaz” sözüne bakacak olursanız, huy, yani gen candan daha uzun ömürlüdür ve sonraki kuşaklarda, ekseriyetle “dede – torun” ikilisinde ama muhakkak “yedi göbek / soy” içinde yeniden dirilmeye eğilimlidir. Halk ağzında bir insanın “yedi ceddine” , “yedi göbek sülalesine” şeklinde söylenen ve küfürle tamamlanan cümlelerdeki “yedi” rakamı, çokluktan kinaye veya basit bir kafiye meselesi değildir.

Biz, özgür iradeye ve asla değiştirilemeyen “huy” meselesine geri dönelim.

Burada, genlerden bahis açıp, evrim var mıdır, yok mudur gibi, yalın gerçeği inkar anlamına gelecek absürt bir tartışmaya girmeyeceğiz.

Fakat, özgür irade meselesi öylesine çetin ve öylesine zor bir meseledir ki, evrimi çok iyi bilen, nelere kaadir olduğunun pekala ve tam bir yetkinlikle farkında olan bir çok kimseler dahi, bir canlının tepeden tırnağa bütün vasıflarını hem de tek başına belirleyen bir sürecin, yani genetik etkinin, kişilerin karakterlerini de etkilediği hususunda mırın kırın etme eğilimindedirler.

Aslında onlar, kendileri farkında olmasalar veya kabul edemeseler dahi gerçekte “ruhçu öğreti” ciğerlerine kadar işlemiştir ve adeta “karakter bedenden başka bir şeye, ruha aittir” demektedirler.

Yazı devam ediyor…