Continued from:

Şimdi, irade ve bunun özgürlüğü ile yakından ilgili bulunan “karakterin” genle sıkı sıkıya bağlı olması demek, zaten, gen seçiminde özgür olmadığın için özgürlüklerinin bir çoğunun çoktan elden gitmiş olması demektir. Bu gerçek, özgür iradeye vurulan en çaresiz darbedir. Bu konuya geri döneceğiz.

Atalarımız bir de, “kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan” demişlerdi. Hatta, halk için de, “filanca adam filanca kimsenin huyunu suyunu değiştirdi” veya “filanca yere yerleşmek, filanca işe başlamak, filanca olay şu kimsenin huyunu suyunu değiştirdi” denir. Bakınız, tüm bu durumlarda “huyu suyu” değiştiren şey, çevresel faktörlerdir.

Ya bir arkadaştır, ya bir yer değişikliğidir, ya yeni bir iştir veyahut depresif etkileri olan mühim bir olaydır. Ölmedikçe değişmeyen, çıkmayan huy, bazı çevresel etkilerle değişebilmekte yahut yeni bir görünüme kavuşmaktadır. Burada, ilginç olan şey, huyu suyu değişen kimsenin daima “edilgen” konumda olmasıdır. Yani, “filanca yere yerleşeyim de filanca huyum bir değişsin” diye bir durum olamamakta ve fakat senin elinde olmayan çevresel etmenler, senin belirlemediğin bir özelliği değiştirmekte veya ilk defa olarak ortaya çıkarmaktadır.

Ortak nokta, çevrenin bu etkin baskısı karşısında yine “özgür” olamaman ve daima “edilgen” konumda kalmandır.

Genetik etkilerle zaten önemli ölçüde budanmış olan sözde “özgürlüğümüz” çevre denen bir ucube tarafından yeniden yontulmakta, var olduğuna inandığımız özgürlük alanımız git gide azalmaktadır.

Yazı devam ediyor…