Continued from:

Çevreye dair en önemli faktörlerden birisi, özellikle karakter gelişiminin normalden daha çok değiştiğine inanılan çocukluk zamanlarında (ağaç yaşken eğilir sözünde olduğu gibi) tamamen istem dışı belirlenmesidir. Nerede, hangi ailede, hangi gelir grubunda doğacağına sen karar veremezsin ve bu “mahkumiyet” özellikle, karakterin biçim aldığına inanılan çocukluk zamanlarında da istikrarla sürer. Belki, çok ileriki yıllarda, bir şekilde maddi imkanların varsa nerede, kimlerin arasında, hangi koşullarda yaşayacağın hususunda bir söz hakkın olabilir.

Bu durumda dahi, yani parayı bastırıp, etrafında neler olacağına karar versen de, yine de etrafında her olup biteni kontrol edemez, üçüncü şahısların tümünü etki ve kontrol altına alamaz, iklimleri, coğrafyayı, depremleri, selleri tamamen tahakküm altında bulunduramazsın. Yani ne kadar zengin olursan ol, “çevre kümesi” sana göre daima “makro” ölçeklidir. Kaldı ki, çevre denilince bunun içine bedeninin dışındaki evrenin tamamı dahil olduğu için bu “makro” ölçek öyle kolay baş edilebilecek bir etkileyiciler kümesi değildir.

Gen ve çevreden oluşan bu iki başlığa ben bir de “deneyim etkisini” ekliyorum. Şu veya bu şekilde edindiğin bir deneyim, sonraki kararlarında açık bir belirleyici olacaktır. Aslında deneyim, geçmişte şeylere ve şeylerle iletişimine dair hisleri de barındıran bir bilgi havuzudur. Sobaya elini değdirdiğinde elinin yanması ile oluşan deneyim, daha sonra yapacaklarına etkilidir. Bu deneyimlerden kopup aykırı davranışlar sergilemek elbette mümkündür. Ama hayatın daha çok otomatik seyrettiği veya göreceli olarak daha az önemli görüp pür dikkat kesilmediğin alanlarında her defasında yeniden düşünüp -diğer etkilerin altında- karar kılmak yerine, önceki deneyimlerin rehberliğinde bir ilerleme yapman insan yaşamına daha uygun ve daha az maliyetli görünüyor. Bu nedenle, deneyimin de yaşam süremiz içerisinde özgürlük alanımızı “bilerek” ve “istemimiz dahilinde” daraltan bir faktörü bulunmaktadır. Deneyimde, acıya dair şiddet ve bilgi arttıkça, o alandaki tavrımız daha istemsiz, daha az özgür olacaktır.

Bu üç baskı aracı içerisinde özgür iradeyi en çok ve temelinden sakatlayan unsur elbette genlerdir. Genler üzerine araştırma yapıldıkça, her gün hangi genin hangi davranışı tetikliyor olabileceği hususunda bilgimiz artıyor.

Yazı devam ediyor…