Her toplumda aile ve aile içindeki sistem toplum düzeninin bir özetidir. Dolaysı ile aile tipinin
ve ilişkilerinin değişmesi, devlet hayatına da yansıyarak çeşitli cephelerde değişikliğe yol
açmaktadır. Türk ailesine ait esaslar, eski Türk siyasi ve sosyal sistemine, kuruluşlara ve
fertlerin davranışlarına yansımıştır. Türk toplumundaki özel mülkiyet, kişisel hukuk, adalet,
inanç serbestliği, insanların korunması vb. konularda devletin baba olarak anılması, Türk
ailesinde babanın yerini ve görevlerini belirtmesi açısından dikkat çekicidir.
Eski Türk Devleti iki sosyal öğeye dayanmaktadır: Aile ve ordu. Baba ailenin reisi ve evin
beyidir. Ailede kendisine “beğ” (bey) şeklinde hitap edilir. Burada babanın evin beyi, yani her
şeyiyle (geçim, düzen, huzur) meşgul olmak zorunda olan kişi olduğu anlaşılır. Boy
liderlerinin “beğ” olarak anılması da, boy beyinin; babanın aile içindeki görevlerine benzer
görev ve sorumluluklarının olmasından kaynaklanır. Türk erkeği günlük hayatında genellikle
ailenin geçimini sağlamak, mal edinmek ve kendi mesleği ile meşgul olmak durumundadır.
Atını ve silahlarını kullanmak, onlarla talim etmek de aksatmaması gereken rutin
işlerindendir.
Kadın ise genellikle ev işleri ile meşgul olur, ekonomik faaliyete katkıda bulunurdu. Aynı
zamanda silah kullanmayı ve ata binmeyi bilir, gerekli hallerde silah kuşanarak savaşa
katılırdı.37
Türk aile anlayışına göre aile reisi, öncelikli olarak ev halkını düşman tehlikesinden, kötü
alışkanlık ve işlerden korumalı, ailesinin tüm fertlerini gerekli olgunluğa ulaştırmalı ve onları
eğitmelidir. Aile reisi ailesinin sağlığını korumalıdır. Kendi ailesinden başlayarak herkese eşit
davranmalıdır.38
Ailelerin sosyal bünyesinin genişlemesi, toprak ve nüfusunun artmasıyla yeni bir birlik
oluşmaya başlamıştır. Oğuzca’da “oba” olarak anılan bu birim, ailelerin birleşmesinden
oluşan birliktir. Buradan; birbirlerine akrabalık bağı ile bağlanmış ailelerin bir araya gelmesi
ile oba oluşmaktadır. Birlikte yaşayan ve birlikte konup-göçen en küçük oluşumdur. Bu
şekilde obanın bir müddet bir yerde kalmasına “örük” denir. Obada bir kargaşa bir baskın
olması halinde herkes birbirinin yardımına koşar, düşmana karşı bölükler halinde savunma
yapılırdı.
37 Reşat Genç Kaşgarlı Mahmut’a Göre XI.yy Türk Dünyası, Türk Kültürünü Araştırma Ens., Ankara 1997, s. 69.
38 Kınalızâde Ali Efendi, Devlet ve Aile Ahlakı, Haz. Ahmet Kahraman, Tercüman 1001 Eser,s. 217.













