Osmanlı mimarisinde kuşlar için yapılan özel bölümler

İstanbul’un Osmanlı Dönemi Kuş Sarayları

İstanbul’un Osmanlı Dönemi Kuş Sarayları

Tarihi İstanbul sokaklarını gezerken etrafınızı pür dikkatle bakan biriyseniz Osmanlı döneminden kalma köşk, cami, mescid, türbe, çeşme gibi yapıların duvarlarına eklenmiş minik saray kabartmaları görebilirsiniz. Evet şehrin kuşları asırlardır bu süslü minyatür köşkleri yuva olarak kullanıyor.

İnsanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun ortaya çıkmasından önce de kuş evleri inşa ediyorlardı, ama açıkçası onlar kadar süslü değillerdi. Osmanlıların inşa ettiği kuş evleri basit yapılar değil, bol süslemeli ve karmaşık detaylı çok katlı evlerdi. Çok sayıda penceresi, balkonu, çatıları ve kuleleriyle, krallara lâyık evlerin minyatürleri hayvanlara gösterilen merhamet ve sevginin yanı sıra mimari zarafetin de sembolleri olarak inşa edildi.

Leylekler için “Gurabahane-i Laklakan” müessesesini kuran Osmanlılar kuş evleri inşa etmenin ve şehrin kanatlı sakinlerine bu kadar iyi davranmanın, Allah’nın lütfunu kazanmanın bir yolu olduğuna inanıyordu. Tabii ki kuş evlerinin varlığı kuşların binaların içine yuva yapmasını da engelliyordu.

İtalyan romancı, öykü yazarı Edmondo De Amicis (1846-1908) “İstanbul” kitabındaki gezi anılarında Osmanlıların kuş sevgisini şu sözlerle kaydetmiştir: ‘Türklerin sıcak bir sempati ve itibar gösterdikleri her türden sonsuz sayıdaki kuşlar. Camiler, korular, eski surlar, bahçeler, saraylar, kuş şakımaları, ötüşleri ve cıvıltılarıyla çınlar. Dört bir yanda kanat çırpışları duyulur… Türkler için bu kuşların her birinin tatlı bir önemi ve müşfik bir anlamı var. Kumrular aşıklar içindir, kırlangıçlar yuva yaptıkları damları yangından korurlar, leylekler her sene Mekke’ye hacca gider, yalıçapkınlar insanların ruhlarını cennete taşır. İşte bu yüzden insanlar bu kuşları hem minnet hem de Allah sevgisiyle korur ve beslerler. Kuşlar da evleri, denizi ve mezarlıkları canlandırır’

Osmanlı yapısı bu tür kuş saraylarından sadece bir avuç kaldıysa da Türkiye’nin hemen hemen her şehrinde bir kaç örneğine rastlamak mükündür. Zamanla yıpranan bu yapıların çoğu İstanbul’da tarihi yarımada üzerinde yer almakta olup, bunların da en eskisi Büyükçekmece Köprüsü’nün yanında bulunmaktadır.

“Kuş köşkü, “Kuş sarayı”, “Serçe sarayı” ve “Güvercinlik” adlarıyla anılan kuş evlerinin örneklerini Sultan Üçüncü Mustafa Türbesi, Üsküdar Valide Sultan Camisi, Üsküdar Ayazma Camisi, Kara Mustafa Paşa Medresesi, Amcazade Hüseyin Paşa Medresesi, Seyyid Hasan Paşa Medresesi, Ragıb Paşa Mektebi, Sultan 1. Mahmud Mektebi, Sultan 1. Mahmud Kütüphanesi, Taksim Maksemi, Eminönü Yeni Cami, Eyüpsultan Camisi, Bali Paşa Camisi gibi eserlerde görebilirsiniz.