fbpx

Anunnakiler filmi neden tamamlanamadı ? Iraktaki müze yağmalarının bununla ilgisi var mı? – Ali Aksoy


Yukarıdaki videoda, çekim hazırlıkları başlatılmış 1Anunnaki isimli filmin neden tamamlanamadığına dair bazı fikirler ileri sürülüyor. Bunların ne kadarının gerçek olduğunu bilemiyoruz. Ancak, Sümer Tanrıları olan Anunnakiler meselesinin önümüzdeki uzun yıllar boyunca dini meselelerin odağında olacağından hiç kuşku yok.

Özetle, genel çerçevesi Azeri asıllı yazar Zekeriya Sitchin tarafından çizilen ve onlarca Sümerologun çevirilerinin alışık olmadık yorumlarına dayanan bu mesele, eğer Sitchin’in tahminleri doğruysa hemen hemen bütün dini yargı ve inanışları alt üst edebilir.

Bu konuyla ilgili olarak daha önce şu videoyu yayınlamıştım:

Mesele, şimdiye kadar “mit” olarak tanımladığımız ve “pagan kültürü” olarak bildiğimiz olguların, öyle insanlar tarafından uydurulmuş hikayeler ve sanrılar olmaktan çok öte, onların tapındıkları, hizmet ettikleri ve heykellerini yaptıkları varlıkların bir hayal mahsulü değil, yaşayan, diri, fiziki canlılar olduğu iddiasına dayanıyor.

İddiaya göre, Sümerlerin “Anunnakiler” olarak tanımladığı bu Tanrılar topluluğu (panteon), Sümer’de “geçiş gezegeni” anlamına gelen Nibiru (Nibirhu), Babil’de Marduk olarak bilinen bir başka gezegenden gelen üstün ve insana benzeyen (daha doğrusu bizi kendilerine benzeten) bir canlı türüdür. Evrimlerinin çok ileri aşamasında olan, üstün teknik bilgilere, alet edavata sahip bu varlıklar insana göre sonsuz denebilecek bir süre ömür sürmektedir. Gezegenlerinde, aynı insanların düştüğü türden bir takım fikir ayrılıklarına düşmüş, krallıklar kurmuş ve nihayetinde kendi gezegenlerinin atmosferinde oluşan bir sorun sebebiyle maden arayışına girişmişler ve bu suretle dünyaya ulaşmışlardır.

Hatta dünyanın kendisi dahi, henüz Anunnakilerin dahi olmadığı çok eski zamanlarda, Nibiru isimli bu gezegenin, şu anda Dünyanın bulunduğu yörüngeden güneşe çok daha uzak bir mesafede (şimdiki astroid kuşağında) bulunan Tiamat isimli daha büyük bir su gezegenine çarpması ve onu ikiye ayırması ile oluşmuş, parçalardan biri Güneşe yaklaşarak Dünya gezegenini, Nibiru’nun yörüngesinde kalan kısım ise Nibiru tarafından sürekli çarpılarak şimdiki astroid kuşağını oluşturmuştur.

Milyarca yıl evvel Nibiru’nun güneş sistemine bu ilk uğrayışı sayesinde, o zamana değin fevkalade kararsız olan gezegen sistemi, Nibiru’nun çekim – itim etkileri veya az önce dile getirdiğimiz çarpma gibi faaliyetleri sonucunda yeni bir düzen almış ve kararlı hale gelmiştir. İddiaya göre Anunnakiler, bu olayın şahidi olmamışlar, bu olaydan çok sonra evrimleşmişler ve kendi gezegenlerinin tarihini araştırarak bu bilgilere erişmişlerdir. Çarpma sırasında canlılık bir şekilde Nibiru’dan Tiamat’ın kopan parçası Dünya’ya bulaşmış ve dünyadaki yaşam da bu şekilde başlamıştır. Her iki gezegende, aynı genetik nüveden başlayan evrim, Niburu’da anunnakileri ve orada olan bilemediğimiz başka canlıları, dünyada ise İnsan öncesi tüm canlılığı ortaya çıkarmıştır.

Altın tozunu kullanarak gezegenlerinin atmosferini onarabileceklerine inanan Anunnakiler, dünyaya altın arayışı ile gelmiş, bu sırada Niburu’da kral olan baş tanrı / gök tanrı Anu, iki oğlu ve bir kızını dünyadaki bu faaliyette amir kılmıştır.

İki oğul arasında bu gün dini literatürde “ardıllık yasası” olarak bilinen bir mesele sebebiyle var olan sürtüşme, dünyada daha da ileri gitmiş, eski ve doğal Nibiru yasasına göre tahtın varisi olması gereken ilk oğul tanrı Enki (EA olarak da isimlendirilir); Nibiru krallığının yeni yasaları uyarınca genetik olarak hem babadan hem anadan aynı sülalenin genlerini taşıyan küçük oğul, Tanrı Enlil ile olan mücadelesinde avantaj sağlamak için, o sırada dünyada ve marsta görev yapmakta olan diğer Anunnakileri (İgigi olarak da bilinir) kışkırtmış, kendi ortaya çıkardığı bir sorunu çözmek için de dünyada kendilerine hizmet edecek bir canlı var etme fikrini ortaya atmış, altın toplama işinin aksamasından çekinen Nibiru meclisinin de oluruyla, biz insanların ilk atalarının var edilme çalışmaları başlamıştır.

İddiaya göre Ninmah enki’nin gözetiminde ilk insanı doğurduktan sonra, “işte oldu, onu ellerimle yarattım” diyerek havaya kaldırıyor

Tanrı Enki’nin uzun süren çalışmaları, denemeleri sonucunda ilk insan prototipleri ortaya çıkmış, sümer kayıtlarında geçen ismi ile “Adamu” ve eşi meydana getirilmiştir. İncelemesi için Tanrı Enlil’in Edin (Aden, Adn) şehrinde bulunan konağına götürülen bu ilk insanlar, Enki ile Enlil arasındaki anlaşmaya ve Nibiru meclisinin kararına göre üreyememesi gerekirken üreyebildiklerinin ortaya çıkması üzerine, Enlil tatafından içinde bulundukları konağın özel bahçesinden (!) kovulmuş, bunlara yine Enki sahip çıkarak geliştirmeye ve çoğaltmaya devam etmiştir.

Sümer metinlerinin yorumlanması sonucunda ileri sürülen iddiaya göre, insanlar Anunnakiler’e benzeyecek şekilde ve fakat maymun DNA sı kullanılarak var edilmiş, akıl, ömür, sağlık vs. alanlarda ise Anunnakiler gibi olamamaları için genetik olarak önemli vasıflardan yoksun bırakılmıştır.

Dünyada bulunan diğer Anunnakilere hizmet etmesi için var edilen bu yeni canlı türü ile bu Anunnakiler çiftleşmeye başlamış ve ilk oluşturulanın dışında yeteneklere sahip başka melez canlılar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu duruma fevkalade bozulan Tanrı Enlil, yaklaşmakta olan büyük bir sel felaketinden insanları haberdar etmeyerek onların bu büyük tufanda yok olmalarını dilemiş ise de, insanlar, Tanrı Enki’nin bir insan dişisi ile birlikte olması sonucunda meydana gelen çocuklarından birini ve ailesini koruması ve onlara Tufandan korunacakları gelişmiş bir gemi yaptırması sonucunda bu aile ve onlar üzerinden gelişip çoğalacak insan ırkı hayatta kalmıştır.

Tufan planının işe yaramaması Tanrı Enlil’i fevkalade sinirlendirse de, diğer Anunnakilerin de talebi üzerine sağ kalan bu insanların yaşamasına müsaade edilmiş, hatta o tarihten itibaren onların da Anunnakiler gibi bir medeniyet kurup dünyaya egemen olmaları için, kendilerince uygun gördükleri miktarda bilgi, deneyim vs. aktarılmıştır.

Hikayeye göre işte bu uygarlığın en eski fakat en gelişmiş hali Sümer uygarlığıdır.

Ne var ki, Enlil ile Enki arasındaki mücadele tufan aşamasında kalmamış ve oğulları arasında da sürmüş, özetle bizim dini literatürümüzde çeşitli kavimlerin helak edilmesi olarak bildiğimiz bazı olaylar, o kavimlerin işledikleri bir suç sebebiyle olmaktan ziyade yanlış Tanrının mahiyetinde olmalarından kaynaklanmış, yer yüzü Tanrıların yani Anunnakilerin kendi aralarındaki savaşlarına tanık olmuştur.

Bu şiddetli savaşlar sırasında Enki’nin oğlu Marduk kendi hakimiyetine bırakılan yerlerde baş tanrı olduğu iddiasını ileri sürmüş ve son savaşlar Marduk Taraftarları ile Enlil taraftarları arasında gerçekleşmiştir.

Zekeriya Sitchin’in “Marduk” tarafından uydurulduğunu iddia ettiği bir metne göre, Babil Uygarlığı zamanında Tanrılar panteonu toplanmış ve Marduk’u baş tanrı ilan etmiştir.

Bu aşamadan sonra çok tanrılı dönemin bittiği, insanların tek tanrılı dinlere yönlendirildiği uzun bir devir başlamış ve bu günkü dinler ortaya çıkmıştır.

Zekheria Sitchin

Zekeriya Sitchin ve bazıları, semavi dinler olarak bilinen günümüz dinlerinin de, Anunnaki kaynaklı olduğunu iddia etmektedir. Sitchin’e göre Yahudilik; Enlil’nin oğlu Nannar (Ay Tanrısı) tarafından ortaya çıkarılmıştır. Türkiye’de bazı kesimler ise, Enlil grubunun tamamen yenildiği, Nibiru ve dünyadan kovuldukları, Enki’nin oğlu Marduk’un Nibiru meclisince de kral ilan edildiği ve bu sebeple kendisinden sonra çok tanrıcılığı yasakladığı, tüm dini metinlerin de onun başkanlığı altında bulunan Nibiru meclisine ait olduğu kanaatindedir.

Özetin özetinin özeti diyebileceğim bu açıklamadan sonra, dikkatlerinizi Irak’ın işgalinden sonra Iraktaki müzelerin yağmalanması olayına çekmek istiyorum. Çünkü bu günkü Irak toprakları, tam olarak Anunnakilerin dünyada ilk defa konuşlandıkları yerlere tekabül ediyor. Hatta Sümer ve Babil medeniyetlerine ait bir çok çivi yazılı tablet de buralarda yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarıldı.

Benzer şekilde İşid isimli ABD & İsrail patentli cani örgüt de, müzeleri yağmaladı. İnsan, Irak’ta kimyasal silah var iddiasıyla işgal başlatan ABD askerlerinin müzelerde ne aradıklarını ve neleri çalıp yağmaladıklarını merak etmeden duramıyor. Kendi taşeron örgütleri İşid vasıtası ile “artık” temizliği yapmış olmaları muhtemel görünüyor.

Tevrat‘a dayanarak İsrailoğulları kendilerini “Tanrı oğulları” olarak ilan ederken referans verdikleri husus işte bu Anunnakilerdir. Bu nedenle Sümer meselesi sadece tarihi bir bilgi veya olgudan ibaret değildir.

Bu konularla ilgili kendi kişisel yorumlarımı da başka yazılarda paylaşacağım.

Ali Aksoy – 20.10.2019


Antalya TV’de haber, video, fotoğraf arayın

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages


Bir Yorum Yazın