İKİNCİ BÖLÜM
TÜRKLERDE DEVLET ANLAYIŞI DOKTRİNİ
2. Türk Devletinin İlkeleri
2.1.Adalet ve Hukukun Üstünlüğü
Türk devletlerinin ilk dönemlerden beri hükümdarlara yüklediği en önemli görevlerden biri,
iyi yasalar koymaları ve bu yasaları en iyi şekilde uygulamalarıdır. Elbette ki Türk devlet
başkanları merkezde ya şıyordu. Eyaletlerde bizzat adaleti uygulayamıyorlardı. Bu fiziki
olarak da imkânsızdı. Bu nedenle, başkentten eyalet teşkilâtlarına doğru dağılan bir adalet
sistemi kurulmuştur. Devlet başkanı ülkede adaletin kurulmasından kendisini sorumlu
tutmaktaydı. Zaman zaman başkentteki mahkemeye bizzat katıldıkları, hatta önemli davalarda
sorgulamaları kendilerinin yaptığı görülmüştür. Toplumun refahı, huzuru ve mutluluğu
adaletli bir düzenin kurulmasıyla mümkündür. Türk toplumunun yapısı da bu adaletin
sağlanması için çok müsaittir. Zira sınıf veya kast esasına dayanmayan bir devlet sistemi
mevcuttur.
Türk devlet düzeninin temelinde bilindiği gibi adalet yatmaktadır. Balkanlarda ezelden beri
bulunan Türk Hakanlıkları bu sebepten Osmanlı hâkimiyetine girmişlerdir. Adalet konusu,
Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Kutadgu Bilig eserinde de sıkça yer almıştır.
Adaletin esasını da kanunular oluşturmaktadır. Bu kanunlar Türk inancına ve Türk töresine
dayanmaktadır. Kanunlar hiç kimseye imtiyaz tanımazlar, hatta hükümdara bile. Zira
hükümdarlar da kanun önünde belirli görevlere sahiptir.39
Toplumun can damarı yönetenlerle yönetilenler arasındaki uyumdur. Bu uyumu sağlamak da
ancak adaletle mümkündür. Bu konuya çok önem veren eski Türkler, yöneten-yönetilen
arasındaki uyuma “tüz” (düz olmak) demişlerdir. Kutadgu Bilig’de devletin temelini adaletin
teşkil ettiği şöyle anlatılmıştır: Bir gün hükümdar üç ayağı birbirine bağlanmış gümüş bir taht
üzerine oturmuştur. Elinde büyük bir bıçak tutmaktadır. Solunda acı bir ot, sağında ise şeker
bulunmaktadır. Veziri tüm bunların sebebini kendisine sorduğunda ona şu cevabı verir. “İşte
bak ben adalet ve kanunun temsilcisiyim. Dikkat et, bunlar kanunun vasıflarıdır. Bu üzerinde
Oturduğum tahtın üç ayağı vardır. Üç ayak üzerinde hiçbir şey bir tarafa meyil etmez. Her üçü
39 Ahmet Tacemen, Türk Kimliği, C. II, Niğde Üniv. Yay., (4), Niğde 1998, s. 180.
Kitap devam ediyor…












